Hamas saldırısı: Orta Doğu’da normalleşmeye başlayan ilişkiler nasıl etkilenecek?

Hamas'ın saldırısıyla birlikte, İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşmeye yönelik gelecekte atılacak adımlar da belirsizlik kazandı. Arap ülkeleri Filistin’e desteklerini yinelerken, iki devletli çözüm çağrıları arttı.
Hamas saldırısı: Orta Doğu’da normalleşmeye başlayan ilişkiler nasıl etkilenecek?

13 Ekim - Paribu Hub
Paribu Hub ile birlikte

Paribu Hub ve Bilgi Eğitim iş birliğinde “Kriptoloji ve Blokzincir Sertifika Programı” başlıyor Paribu Hub ve BİLGİ Eğitim iş birliğinde hazırlanan “Kriptoloji ve Blokzincir Sertifika Programı” 6 Kasım - 14 Şubat tarihlerinde çevrimiçi düzenlenecek. Nedir? Paribu’nun blokzincir bilinirliğini artırma hedefiyle hayata geçirdiği Paribu Hub , sektörel eğitim iş birliklerine devam ediyor. Bu kapsamda İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde yaşam boyu eğitim birimi olarak hizmet veren BİLGİ Eğitim ile Kriptoloji ve Blokzincir Sertifika Programı’nı hayata geçirdi. Programın içeriği, blokzincir teknolojisinin temel prensiplerinden akıllı sözleşme geliştirme ve DApp uygulamasının oluşturulmasına kadar geniş bir perspektif sunuyor. Neler var? Kriptoloji ve Blokzincir Sertifika Programı; yazılım, mühendislik ve matematik ağırlıklı eğitim alan kişilere yönelik olmakla birlikte bölüm ya da diploma şartı aramayan program, NodeJS bilen ve öncesinde uygulanan teknik sınavı başarıyla tamamlayan herkesin katılımına açıktır. Başvuruları 2-24 Ekim arasında gerçekleşecek programın kabul sınavı 25 Ekim ’de çevrimiçi yapılacak. Gelecekte: Program sonunda, yüzde 70 devamlılık gösteren tüm katılımcılara yeterlilik sertifikası verilecek. Ayrıca, gerçekleştirdiği proje ile 80 ve üzeri puan alan katılımcılar başarı sertifikası almanın yanı sıra, Paribu İnsan Kaynakları tarafından staj imkânı için mülakata davet edilecek. Kriptoloji ve Blokzincir Sertifika Programı hakkında detaylı bilgi almak ve başvurmak için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Hamas’ın İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği ve ‘Aksa Tufanı’ adını verdiği saldırı ile İsrail'in buna verdiği sert karşılık; İsrail ve Gazze’nin sınırlarının çok ötesinde yankılanan şok dalgalarına yol açtı. Saldırılar bölgedeki barış umutlarının ertelenmesine yol açarken; İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme çabalarına da gölge düşürdü.

Bir adım geriden

Halbuki daha iki hafta önce Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ülkesinin İsrail ile ilişkileri hakkında “Her gün normalleşmeye daha çok yaklaşıyoruz” ifadelerini kullanmış; ABD Başkanı Joe Biden ile görüşen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da Tel Aviv ve Riyad arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasına yönelik bir anlaşma üzerinde çalışma sözü vererek “İsrail ve Suudi Arabistan arasında tarihî bir barış sağlayabileceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuşmuştu.

Suudi Arabistan'ın ilk Filistin Büyükelçisi olarak atanan Ürdün Büyükelçisi Nayef el-Sudairi de beraberindeki heyetle birlikte Batı Şeria'ya geçerek İsrail'in izniyle Filistin yönetimiyle görüşmüş; aynı dönemde Suudi Arabistan'a bir ziyaret gerçekleştiren İsrail Turizm Bakanı Haim Katz ise Suudi Arabistan’ı ziyaret eden ilk İsrailli bakan olmuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da Suudi Arabistan-İsrail ilişkilerinin normalleşmesinin, Orta Doğu'yu “dönüştürecek” bir gelişme olacağını vurgulamıştı.

  • Dahası: BM Genel Kurulu için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan da daha önce yalnızca telefonda görüştüğü Netanyahu ile ilk kez yüz yüze bir araya gelerek Filistin sorununu konuşmuş ve karşılıklı resmî ziyaret niyetleri dile getirilmişti.

Yaşananlarından ardından ise tüm bunlar çok geride kalmış gibi hissediliyor.

Ya şimdi?

Geride kalan şeylerden biri de Bin Selman’ın Filistinlilere başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir ülke sağlayacak iki devletli çözümden vazgeçtiği senaryo oldu. Veliaht Prens, normalleşme mesajı verdiği aynı ropörtajda, İsrail ile yapılan yeni anlaşmanın “Filistinlilerin ihtiyaçlarını karşılayacağını ve onlara iyi bir yaşam sağlayacağını” söylerken; iki devletli çözümdense bahsetmemişti.

Ancak Hamas’ın saldırısının ardından Suudi Arabistan yeniden iki devletli çözümü savunmaya ve kendisini Filistin halkının sıkı bir destekçisi olarak göstermeye başladı. Fransa, Almanya, İtalya, Birleşik Krallık ve ABD ise Hamas'ın saldırısını lanetleyerek İsrail'i ve kendisini savunma hakkını desteklediklerini açıkladı.

  • Öte yandan: Yemen'de Suudi destekli devlet güçlerine karşı savaşan İran destekli Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi de ABD'nin İsrail-Filistin çatışmasına doğrudan askeri müdahalede bulunması durumunda İsrail'e karşı savaşa hazır olduklarını söyledi.

Filistin sorununun yeniden gündeme gelmesinin AB ile ABD ve Almanya gibi ülkeler tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan İran destekli Hamas için bir zafer olduğu savunulabilir. 

ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi'nin internet sitesindeki Richard LeBaron imzalı yazıda, “Hamas'ın İsrail-Suudi görüşmelerinin kamuoyunda ivme kazanmasından önce başlayan eylemleri, normalleşme müzakerelerinde Filistin meselesinin sadece herhangi bir alt başlık olarak ele alınmaması konusunda Riyad'a yönelik bir mesaj niteliği taşıyor” ifadeleri kullanılıyor.

Yazıda aynı zamanda İsrail yönetimi de Suudi Arabistan ile yürütülecek sürece geri dönüşü olmayan biçimde zarar verecek sertlikte bir askerî müdahalede bulunmaması gerektiği yönünde uyarılıyor.

LeBaron, “Saldırılar, Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesini arka plana itecek” diyor.

Normalleşme hâlâ mümkün mü?

Atlantik Konseyi bünyesindeki Scowcroft Ortadoğu Güvenlik Girişimi’nin Direktörü Jonathan Panikoff da Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkilerde şu aşamada bir yakınlaşma beklememek gerektiği görüşünü savunuyor.

DW'ye yaptığı açıklamada “Yakın gelecekte Suudi Arabistan ve İsrail arasındaki normalleşmede ilerleme kaydedilmesini beklemenin pek mümkün olmadığını” belirten Panikoff, İsrail'in Gazze'deki operasyonunun ciddi sayıda sivil ölümlerine ve yıkıma sebep olması halinde, iki ülke arasındaki yakınlaşma için gereken siyasetin hayata geçirilmesi ihtimalinin masadan kalkabileceği yorumunda bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ise Gazze Şeridinin tamamen ablukaya alınması talimatını “Gazze'ye elektrik, gıda ve yakıt sağlanmayacak” sözleriyle duyurmuş; yaşanan yakıt sıkıntısının ardından bölgede geçtiğimiz gün elektrikler tamamen kesilmişti. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk de yaptığı açıklamada Gazze'deki ablukanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.

Bir diğer düşünce kuruluşu olan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Hugh Lovatt da İsrail ile ilişkilerini normalleştirme anlaşmaları imzalayan Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerin de İsrail'e karşı daha eleştirel bir tutum sergilemeleri için kamuoyu baskısı altında kaldığını belirtiyor. 

Bloomberg'de yayımlanan habere göre, 2020 yılında İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayan BAE, “İsrailli siviller için başsağlığı diledi ve gerilimi azaltma çağrısında bulundu ancak Hamas'ı doğrudan kınamadı.”

Suudilerin İran ile ilişkileri

Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme müzakerelerine devam edip etmeme kararını etkileyecek olan yalnızca Arap kamuoyunun baskısı değil. İran ve ABD de süreçte önemli bir rol oynayacak.

Suudi Arabistan ile İran; bu yıl atılan elçiliklerin yeniden açılması ve BRICS üyelikleri gibi normalleşme adımlarına rağmen konu kiminle müttefik olduklarına geldiğinde masanın farklı taraflarında yer alıyor. Yemen’de Husileri destekleyen İran, Gazze'de de Hamas'a destek veriyor.

İran'ın nükleer silah sahibi olması halinde kendi ülkesinin de nükleer silah sahibi olması gerektiğini savunan Suudi Veliaht Prensi ise, İsrail ile ilişkilerini normalleştirmenin ABD ile olan ilişkilerini de 2018'deki Kaşıkçı cinayetinden öncesindeki duruma getirmesini umut ediyor ve imzalanması planlanan üçlü anlaşma ile ABD'nin denetimi altında uranyum zenginleştirmeyi hedefliyordu.

Panikoff, “Suudi Arabistan, ABD'nin güvenlik garantilerini almak için uzun vadede yeniden masaya dönmeye yönelebilir” diye ekliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🗞️ Yapılacaklar listesi, rehine müzakeresi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hamas’ın rehin aldığı kişilerin serbest bırakılması için devrede olduğu iddia edildi. FTX CEO’su SBF’in yapılacaklar listesinde “Binance’i çökertmek” olduğu öğrenildi.

13 Eki 2023

Paribu Hub ile birlikte
AA

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta