"İstanbul kitapları" 90'lı yıllardan bu yana yeni bir "moda"

"İstanbul kitapları" 90'lı yıllardan bu yana yeni bir "moda"

Bu hafta Tecessüs’te merak uyandıran yayınevi Libra Kitap var. Pek çok değerli çalışmayı okuyucularla buluşturan yayınevi adına sorularımızı yanıtlayan Libra Kitap’ın kurucusu ve yazar Rıfat N. Bali oldu.

Libra Kitap etiketiyle çıkan kitapların neredeyse hepsi tarih üzerine. Bunun özel bir sebebi var mı yoksa yayın çizginiz nedeniyle mi bu alanda kitap yayımlamayı tercih ediyorsunuz?

Libra Kitap’ın özel ilgi alanı tarih. Ancak kataloğumuz incelendiğinde “kadın incelemeleri”, “azınlıklar”, “kültür incelemeleri” konularında da çok sayıda çalışmalara rastlanabilir. Faal olmadığımız tek alan hikâye, roman, şiir ve roman, yani tek cümleyle edebiyat alanı.

Siz yayımlamasanız belki de kıyıda köşede kalacak, unutulacak yerli ve yabancı dildeki pek çok değerli eseri 2008’den beri okuyucularla buluşturuyorsunuz. Bu bağlamda yayıncılık sektörünün mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz?

Yayıncılık sektörü çok dinamik ve içinde bulunduğu tüm güçlüklere rağmen hızla gelişen bir sektör. Tabii “yayıncılık” kapsamı çok geniş bir tanım. Bunun bir sürü alt bölümleri var: Ders/test kitapları, kamu kurumlarının yayınları, dinî yayınlar gibi. Her biri kendi içinde incelenmeli. Benim bahsettiğim alan özel sektörün faal olduğu akademik yayınlar ve edebiyat alanına giren yayınlar. Özel sektörün faal olduğu yayıncılık alanında en büyük problemler şunlar:

1) Dağıtım kanallarının az olması ve çok etkili çalışmamaları. Yani satın almak istediğiniz kitap dağıtım şirketinin stoklarında şayet mevcut değilse temininin uzun süre alması veyahut temin edilememesi.

2) Yayınevlerinin sadece yazarlar için bastıkları kitapları satışa sunmadıkları hâlde bilgilerini dağıtım kanallarına vermeleri, kitaba sipariş gelmesi hâlinde de temin edememeleri.

3) Kargo ücretlerinin yüksekliği.

4) KOBİ düzeyindeki yayınevlerinin kurumsal altyapıya sahip olmamaları nedeniyle ortaya çıkan problemler.

5) Gerek internet sitelerinde gerekse kitap fuarlarında okura yapılan yüksek oranda indirimlerin okurda yarattığı indirim beklentisini perçinlemesi. Bunun da yayınevlerinin kâr marjlarını sürekli kemirmesi. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin “sabit fiyat” uygulamasını isteyen teklifin bu nedenle şu an itibarıyla kabul edilme şansı yok.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen yayıncılık piyasası halen çok canlı. Her ay yeni yayınevlerinin kurulduğunu fark ediyoruz. Her ay onlarca yeni kitap yayınlanmakta.

Son yıllarda İstanbul ile ilgili kitapların sayısındaki artış hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durum yayın politikanızı etkiliyor mu?

“İstanbul kitapları” 90’lı yıllardan bu yana yeni bir kategori, yeni bir “moda”. İçlerinde çok özgün ve değerli eserler olduğu gibi çok sayıda “kopyala yapıştır” yöntemi ile çarçabuk hazırlanmış popüler eserler de mevcut. Hangisinin “iyi” hangisinin “kötü” olduğunu müşteri, yani okur takdir edecektir. Bu yeni kategori Libra’yı fazla etkilemiyor zira Libra daha çok akademik evsaflı araştırmalar ile hatıratlar yayınlıyor. “İstanbul” bunlar içinde çok az yer tutmakta. Biz “İstanbul” konusunda yayınlayacağımız kitapların mutlaka özgün ve daha önce işlenmemiş konuları işlemiş olmaları şartını ararız.

Sizi aynı zamanda yazar kimliğinizle de tanıyoruz. İstanbul üzerine yazdığınız kitaplar da var. İstanbul’da doğmuş ve büyümüş biri olarak İstanbul sizin için ne anlam ifade ediyor?

İstanbul benim için bir şehir değil bir ülke. Tam nüfusunu bile kimse söyleyemiyor. 15 milyon mu, 17/18 milyon mu? 20 milyon mu? Yüz değişik milletten insanları barındıran bir ülke. Herkesin şikâyetçi olduğu ulaşım problemlerinden ve suç oranının yüksek oluşundan ben de şikâyetçiyim. Ancak hiçbir zaman geriye bakıp “aah eski zaman İstanbul’u ne güzeldi, ne hoştu, şimdiki hâline bak” demedim, demem de. Herkes içinde bulunduğu zaman dilimiyle uyumlu yaşamayı kabul etmeli.

Libra Kitap’ın İstanbul ile ilgili olan eserleri arasından okurlarımıza birkaç kitap önerebilir misiniz?

Yayınladığımız kitaplar arasında okurları ilgilendirebilecek olanlar şunlar olabilir:

İstanbul’da Az(ınlık) Olmak: Gündelik Hayatta Rumlar, Yahudiler, Ermeniler. Akademik bir eser olmasına rağmen okunması kolaydır zira çok sayıda mülakatı içermekte.

Burhan Felek’in İstanbul’u ve İki Devrin Muhalifi Refi Cevad Ulunay ve İstanbul da ilginç ve okunması kolay kitaplar. Geçmişin çok önemli iki fıkra yazarını anlatır. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

1930'larda kavgasıyla, pisliğiyle nam salmış bir meyhane: Barba'nın yeri #59

barba, meyhane, Selahattin Giz, Rifat N. Bali, Fikret Mualla, Hüseyin Rahmi Gürpınar

10 Oca 2023

Tarihi belirsiz meyhane fotoğrafı

YAZARLAR

Göktuğ İpek

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR