
Bugün İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına dair verilen kararın yürürlüğe geçtiği gün. 13 Mayıs bülteninde Alıp Başını Gidenimiz Ceren Kurt’un Istanbul Sözleşmesinin politikleştirilmesi üzerine söylediklerini düşünüyordum dün.
“Nasıl şu an her rakı içen kendini laik zannediyor bazı ürünlerin, nesnelerin, kavramların siyasallaştırılmasından bahsediyorum. İstanbul Sözleşmesini savunmak da yine marjinal bir hareket, kabul edilemez, bir muhalif hareket gibi siyasallaştırıldı.”
Tarihimizde kara bir leke olarak kalacağı ve gerilediğimizin bir yansıması olduğu gerçeğini bir kenara koyarsak, yine çeşitli konuların bir taraf ile bağdaştırılmasının tehlikelerini gördüğümüz bir karar oldu. Türkiye’de yaşarken kutuplaşmanın götürdüklerini gözlemlememek imkansız zaten. Daha geçtiğimiz hafta LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, savaş alanına döndü. Foto muhabir ve Pulitzer’a aday gösterilmiş fotoğrafçı Bülent Kılıç, polisler tarafından şiddet gördü. Her zaman sorduğum soruyu yine soruyorum: Neden anlaşamıyoruz? Farklılıklarımızla barış içinde yaşayamıyoruz? Bu neden bu kadar zor?
Bugün birçok ilde İstanbul Sözleşmesinden vazgeçilmeyeceğini göstermek için protestolar gerçekleşecek. Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun paylaştığı zaman çizelgesini buraya da ekliyorum. Pandemi, iş, hayat gibi faktörler katılımınızı etkileyebilir, bu da çok anlaşılır. Farklı şekillerde de destekleyebilirsiniz, ses çıkarın yeter. Neymiş? İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




