İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin hukuki boyutu


Ersa Mobilya’nın Hom Design Center mağazası yenilendi: #SenseofLife
Hâlâ tüm gerçekliğin evin içine taşındığı bir dönemi deneyimlemeye devam ederken evle kurduğumuz ilişkiyi de sorgular olduk. Küçük değişikliklerin mekânın havasını değiştirdiğini, bir aydınlatma detayının mekânla bağımızı etkilediğini fark…
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Cumartesi gecesi saat 2’de Resmî Gazete’de 3718 numaralı Cumhurbaşkanı Kararı ile 9 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3. Maddesi gerekçe gösterilerek İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiği yayımlandı.
Nedir?
İstanbul Sözleşmesi’nin asıl adı Kadına Yönelik Şiddet ve Hane İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. Hazırlık ve ön hazırlık sürecinde Türkiye’den akademisyen, politikacı ve STK’ların aktif olduğu bu sözleşmenin ilk imzacısı İstanbul/Çırağan’da yapılan lansman ile Türkiye’dir. Sözleşmenin iskeletini ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin konuya ilişkin güncel içtihadının temelini oluşturan karar ise, Opuz v. Türkiye Kararı’dır. Sözleşme’nin geçen yıl yaz aylarında tekrar politik tartışmalara sebep olması sebebiyle Aposto!’da kaleme aldığım İstanbul Sözleşmesi: Doğru bilinen yanlışlar başlıklı yazımda da tartışma temellerine ulaşabilirsiniz.
İstanbul Sözleşme “feshedildi” mi?
Cumartesi gecesi Cumhurbaşkanı “Kararı” ile Türkiye Cumhuriyeti bakımından İstanbul Sözleşmesi’nin “feshedilmesine” karar verildi. Öncelikle, Kemal Gözler hocaya da referansla, “fesih” kelimesinin teknik olarak yanlış olduğunu ve aslında “çekilme” kelimesinin kullanılması gerektiğini belirtmek gerekir. Zira çok taraflı bir sözleşmenin fesih hakkı değil, ancak çekilme haklı Türkiye Cumhuriyeti’ne tanınabilir.
Fazla derine inmeden biraz genelden başlayalım. 1) Yetkide ve usulde paralellik ilkesi: Her bir düğümün bağlandığı şekilde çözüldüğünü gösterir. Bir sözleşme iç hukuka nasıl girdiyse o şekilde geri çekilir şeklinde özetleyebiliriz. 2) Normlar hiyerarşisi: Hukuki metinlerin birbiri arasındaki hiyerarşiyi gösterir, en üstte ise T.C. Anayasası vardır.
Şimdi bu bilgileri kenara bırakarak asıl konuya dönelim.
Bir uluslararası sözleşmeden çekilmek için ne gerekir?
Türkiye Cumhuriyeti iç hukukuna baktığımızda, uluslararası sözleşmelerin niteliği ve uygun bulma hâlleri Anayasa Madde 90’da belirtilir.
Madde 90/1: “Türkiye Cumhuriyeti adına Yabancı Devletlerle ve Milletlerarası Kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.”
Ancak bu yeterli değildir. İşlemin tamamlanması için yasamanın yanında yürütmenin de “onaylama” işlemine ihtiyaç vardır. Tek cümleye indirmek gerekirse, sözleşme TBMM’nin uygun bulma kanunu çıkarması ve Cumhurbaşkanı’nın onaylamasıyla iç hukukta yer bulur. İstanbul Sözleşmesi ile de bu somut adım TBMM’nin 6251 sayılı Kanun ile sözleşmeyi uygun bulması ve daha sonra yürütmenin onayıyla gerçekleşmiştir.
Bu durumda, bağlanan tüm bağlar aynı şekilde çözülmeli ve sözleşmeden aynı adımlar atılarak “geri çekilmelidir”.
İlk etapta sözleşmeden geri çekilmeye dair TBMM’nin, halk egemenliğini temsil ettiği ve böylesine bir kararda halkın temsilcilerinin sürece dâhil olması beklenerek kanun çıkarması ve ardından Cumhurbaşkanı’nın onay kararı vermesi gerekirdi.
Ama gerekçe olarak 9 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi verilmiş?
2018 yılındaki 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Madde 3 der ki:
"Milletlerarası andlaşmaların … uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme, Cumhurbaşkanı kararı ile olur"
Normlar hiyerarşisinde en üstte olan Anayasa’daki ilgili maddeyle Cumhurbaşkanı Kararnamesi’nin böyle bir yetkisi var mı diye bakıyoruz. İlgili madde 104/17, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin çıkarılma ve hukuka uygunluk şartlarını belirtir:
“Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir”.
Bu durumda ilk fıkrayı kendimize referans alarak “Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile “yürütme”ye ilişkin bir karar verilmiş midir?” sorusunu sormamız gerekir. Yukarıda açıkladığım şekilde Sözleşme’nin iç hukuka uygun bulunması yalnızca yürütmeyi değil, aynı zamanda yasama organını etkileyen bir karar olduğu için şüphesiz bu sorunun yanıtı “hayır”dır.
O hâlde, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin verdiği yetki de Anayasa’ya uygun değildir. Anayasa ile TBMM’ye verilmiş yetki ve daha sonra Cumhurbaşkanı’nın onayını içeren bu süreç, ancak Anayasa ile değiştirilebilir. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin düzenleme alanı dışındadır.
Anayasa normlar hiyerarşisinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nden üstte olduğu için elbette Anayasal hükümler dikkate alınmalıdır. Böylece, sözleşmeden geri çekilme işlemi hukuksuz olduğu sonucuna varabiliriz.
Ek olarak, velev ki bu süreç tamamen hukuka uygun olsun ve Sözleşme’den geri çekilmiş olalım.
Ayrıca Uluslararası Hukuk’ta da sorumluluklarımız bakmamız gerekir. İstanbul Sözleşmesi madde 80, geri çekilme işleminin bildirilmesinden sonra olması sözleşmeden çekilmenin ancak çekilme sonrasını izleyen 3 aylık sürenin bitimindeki ayın 1. gününden itibaren yürürlüğe girer.
Kısaca, İstanbul Sözleşmesi hâlâ bünyemizde. Onu korumaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi uygulansın!
Nesibe, Koç Üniversitesi mezunu, avukat. Siyaset ve hukuk danışmanı olarak çalışıyor. Politika, toplum, hukuk ve teknoloji alanlarında yazıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
25 Mart Perşembe sabahından herkese günaydın. AK Parti'nin 7. Olağan Kongre'si başladı. Süveyş Kanalı'nda sıkışan konteyner gemisini kurtarma çalışmaları sürüyor.
25 Mar 2021

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.




