Kayıt dışı istihdam, işsizlik ve göç

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Mülteciler Derneği Eylül 2022 verilerine göre Türkiye’de toplam 3 milyon 652 bin 134 geçici koruma statüsünde Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Ülkede yer alan bu kadar insanın, elbette ki yaşamlarını sürdürebilmek için çalışarak iş piyasasına dahil olması gerekiyor. Göç İdaresi verilerine göre ise ülkemizdeki bu sığınmacıların 2,1 milyonundan fazlası çalışma yaşında. Peki yıllar içinde yükselen bu denli büyük bir arz, Türkiye'nin iş gücü piyasasına nasıl etki etmiş olabilir?
İşsizlik
Verilere göre Suriyeli sığınmacı nüfusunun en yüksek olduğu iller sırasıyla 550 bin sığınmacı ile İstanbul, 466 bin sığınmacı ile Gaziantep, 380 bin sığınmacı ile Şanlıurfa ve 366 bin sığınmacı ile Hatay olarak öne çıkıyor.
Bu şehirlerden Gaziantep, Şanlıurfa ve Hatay, bir özellikleri ile bu konuda İstanbul’dan ayrılmakta: Nüfus oranı. Belirtilen bu üç şehirde, savaş bölgesine yakın olmaları sebebiyle Suriyeli sığınmacı nüfusunda belirgin bir artış yaşanmış durumda. Bu artışla birlikte nüfus oranlarında da kayda değer bir değişim gözlemlenmekte.
Gaziantep ve Hatay’da Suriyeli nüfusunun Türk nüfusuna oranı %25,5’e ulaşırken, Şanlıurfa’da ise bu oran %18,7. Dolayısıyla ülkemize yapılan göçün, bu üç şehrin iş gücü piyasasına etkileri diğer şehirlerden çok daha yüksek durumda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan veri setine göre bu üç şehirdeki işsizlik oranında özellikle 2013 yılından sonra belirgin bir artış görülmekte. Şanlıurfa’da işsizlik oranı 2013 yılında %6,2 olarak kayıtlara geçerken, 2016 yılında bu oran %17,2 seviyesine kadar yükselmiş bulunmakta. Gaziantep’te de benzer bir grafik gözlemlenmekte. İl genelinde 2013 yılında %6,9 olan işsizlik oranı, 2016 yılında %14,3 seviyesinde gerçekleşmiş bulunmakta. Hatay’da ise 2013’te %12,2 olan işsizlik oranı 2016 ölçümlerinde kayıtlara %14,4 olarak geçmekte.
Dünya Bankası tarafından yayımlanan “Suriyeli Mültecilerin Türkiye İşgücü Piyasasına Etkisi” raporuna göre, ülkeye giriş yapan 10 mülteciye karşılık enformel sektörde istihdam edilen 6 Türk işçi işsiz kalmakta. Buna karşılık enformel sektörün dışında kalan Türk işçilerin formal sektöre geçişi ve maliyet düşüşünün işleri büyütücü etkisiyle birlikte her 10 mülteci başına formel sektörde 3 yeni Türk işçi istihdam edilmekte. Raporda mültecilerin iş gücü piyasası üzerine net etkisinin negatif olduğu, toplamda ise her 10 mülteci başına 2 Türk işçinin işini kaybettiği ifadelerine yer verilmekte.
İş yerinde ve iş yapmakta olduğu bölgede göçmen işçi istihdam edilen bir işveren ise konuya ilişkin şu ifadeleri kullanmakta:
“İş yaptığım bölgede Türk işçilerin sayısında gözle görülür bir azalma oldu. Önceden çalıştığımız Türk işçiler, vasıfsız olarak işe başlayıp yıllar içinde deneyim ve referans kazandılar. Fakat yeni dönemde aynı şekilde vasıfsız Türk işçi istihdam etmek istediğimizde işe alacak kimseyi bulamadık. Biz de bunun yerine hem maliyet düşürme avantajı hem de mecburiyet nedeniyle göçmen işçilerle çalışmayı tercih ettik.”
Kayıt dışı İstihdam
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayımlanan “Türk İşgücü Piyasasında Suriyeli Mülteciler” raporuna göre Suriyelilerin %97’si kayıt dışı olarak çalışmakta. TEPAV tarafından yayımlanan “İş gücü Piyasasında Suriyeliler Araştırması”nda ise ankete katılan Suriyelilerin %93’ünün bir meslek sahibi olmasına rağmen, yalnızca %55,8’inin bir işte çalıştığını beyan ettiği ve neredeyse tamamının kayıt dışı çalıştığı ifadelerine yer verilmekte.
TEPAV araştırmasına katılan Suriyeli işçilerin %48,7’si, çalışma izninin ve sigortasının olmadığını, buna rağmen bir işte çalışmakta olduğunu söylerken, çalışmaya katılanlardan yalnızca %2,7’si çalışma izinlerinin olduğunu ve bir işte çalıştıklarını belirtmekte.
Suriyeli işçilerin bu denli yüksek oranda kayıt dışı istihdam edilmesinin öncelikli sebebi ise kayıt dışı istihdamın maliyetleri düşürücü etkisi olarak öne çıkmakta. ILO tarafından yayımlanan araştırmaya göre, kayıt dışı istihdam edilen Suriyeli işçilerin kayıtlı olarak çalıştırılması durumunda iş gücü maliyetleri neredeyse iki katına çıkmakta. Kayıt dışı işçi çalıştıran işverenler ise böyle bir maliyet altına girmek istememekte.
Görüş aldığımız işveren, Suriyeli işçilere verilen düşük ücretlere ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor:
“Firmalar kısa dönemde vasıfsız işçi ihtiyacını ucuz bir şekilde tamamlamak istiyorlar. Göçmen işçiler de firmalara bu avantajı sunuyor. Fakat göçmen işçi çalıştırmanın dezavantajları da olabiliyor. Personel maaşının yanı sıra işçinin barınma ve giyim gibi ihtiyaçlarını da firmanın karşılaması gerekebiliyor.”
Ağır Çalışma Şartları
İşverenleri kayıt dışı istihdama yönlendiren başlıca sebeplerden bir diğeriyse uzayan mesai saatleri olarak öne çıkmakta.
Kayıt dışı çalışan Suriyeli işçiler, kendilerini koruyan herhangi bir yasal dayanak bulunmadığı ve çoğunlukla çalışma izinleri dahi olmadığı için düşük ücretler karşılığında uzun saatler çalışmak durumunda kalabilmekte. ILO araştırmasına göre Türkiye’deki Suriyeli işçiler, haftalık maksimum çalışma sınırı olan 45 saatten daha fazla çalışmakta ve bunun karşılığında dörtte üçü asgari ücretin altında ücret almakta.
TEPAV araştırmasında ise Suriyelilerin %41,3’ü Türkiye’de karşılaştıkları en büyük zorluğun aldıkları düşük ücretler olduğunu söylemekte. Araştırmaya katılanların %29,3’ü kayıt dışı ve güvencesiz çalışmaya zorlandığını ifade ederken, %19,3’ü ise ağır şartlarda çalışmak zorunda bırakıldığını belirtmekte.
Görüş aldığımız işveren konuya ilişkin, “Bizim işyerimizde Türk işçiler ile göçmen işçilerin çalışma şartları arasında herhangi bir fark yok. Fakat bazı iş yerlerinde göçmenler gerçekten ağır şartlar altında istihdam ediliyorlar. Özellikle sanayi bölgelerinde işçiler, iş güvenliği kurallarının hiçe sayılmasının yanı sıra yoğun emisyon, karbondioksit ve sentetik tiner altında çalıştırılıyorlar.” ifadelerini kullanıyor.
ILO tarafından 2017 yılında derlenen verilere göre Suriyeli işçilerin ortalama net kazancı 1.303 Türk Lirasına denk gelmekteydi. Bu sayı, o dönemin net asgari ücreti olan 1,404 TL’den dahi daha düşüktür. Çalışmada, Suriyeli erkek işçilerin %76,8’inin, kadın işçilerin ise %68,7’sinin dönemin asgari ücretinin altında kazandığı yer almakta.
Yalnızca yetişkinler değil, Suriyeli çocuklar da aile baskısı ve düşük ücretler nedeniyle çalışmak zorunda kalabilmekte. ILO raporuna göre 15 yaşındaki Suriyeli erkek çocuklarının %66,1’i istihdamda yer almakta. Raporda, konuya ilişkin olarak “Gerçekten de gelişmekte olan Afrika ülkelerinin kırsal nüfusu bile bu orana ulaşmamaktadır.” ifadelerine yer verilmekte.
İşverenlerden aldığımız bilgiler ise bu iddiaları doğrulamakta ve özellikle sanayi bölgelerinde 14-15 yaşlarında çocuk işçilerin istihdam edilmekte olduğu belirtilmekte. Ayrıca bazı işyerlerinde çocuk işçilerin yaşlarına bakılmaksızın daha düşük ücret karşılığında yetişkin insanlarla aynı işi yapmasının beklendiği aktarılmakta.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR




