Kayyum, Gözaltı ve Öcalan’ın Serbest Kalması

10 Ocak Cuma günü Mersin'in Akdeniz ilçesinde, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yüzde 37 oy alarak belediyeyi kazanan DEM Partili Belediye Eş Başkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız gözaltına alındı ve yerlerine kayyum atandı. Böylece Türkiye'nin demokratik siyaset ortamında bir kez daha kayyım uygulamaları gündeme taşındı. Gözaltılar, "terör örgütü propagandası yapmak" ve "terörizmin finansmanına aykırılık" gibi suçlamalarla başlatılan soruşturmanın kapsamında gerçekleşti. Daha önce de Hakkari Belediyesi ve CHP’li Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmış, ardından Mardin Büyükşehir, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasıyla bu süreçte görevden uzaklaştırılan belediye başkanı sayısı beşe yükselmişti. Akdeniz Belediyesiyle de bu sayı altıya yükselmiş oldu.
DEM Parti, yaptığı açıklamada göz altıların bir siyasi operasyon olduğunu belirterek, halkın iradesine yapılan bu müdahalenin "kayyımcı anlayışın" devamı olduğunu vurguladı. Aynı şekilde, CHP ve diğer muhalefet partileri de olayı bir "zorbalık" olarak nitelendirip demokrasiye darbe olarak değerlendirdi.
Peki, DEM Parti ile iktidar bloğu arasında Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve PKK’nın silah bırakması yönünde müzakerelerin sürdüğü bir dönemde kayyım atamaları ve gözaltılar devam etmesi nasıl açıklanabilir? Bu bir çelişki değil midir? Şimdiye kadar yaşananlar bir yandan Devlet Bahçeli’nin başlattığı ve halkla ilişkilerini yürüttüğü müzakerelere devam edileceğini, bir yandan da bu süreçte DEM Parti üzerinde baskıyı artırarak iktidarın pazarlık gücünü artırmaya çalıştığını gösteriyor. Bir başka olasılık da, başından beri bu süreci canı gönülden sahiplenmeyen ve kamuoyu nezdinde tartışmayan Erdoğan’ın ve AK Parti’nin yürütülen müzakerelere rağmen bu hamleleri yapıyor olması. Nitekim, Devlet Bahçeli’nin saygı duyduğunu belirttiği Ahmet Türk’ün yerine kayyum atanması sonrasında yaptığı konuşmanın pozitif içeriğine baktığımızda da bu süreçte olan biten her şeyin tek bir plan dahilinde yapılmadığını ve yeknesak ilerlemediğini söyleyebiliriz.
Yürütülen müzakerelerin neresine konumlandığından bağımsız, şunu belirtmekte fayda var: Demokratik siyaset alanını daraltan kayyum pratikleri, Türkiye’de halk iradesine yönelik müdahaleleri olağanlaştırarak demokratik değerlerin daha fazla erozyona uğramasına neden olmaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Venedik Komisyonunun HSK’ya İlişkin Görüşü, Enflasyonla Mücadele Döneminde Artan Vergiler, Kayyum, Gözaltı ve Öcalan’ın Serbest Kalması.
13 Oca 2025

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen
2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



