Koordine edilemeyen arama kurtarma ve yardım faaliyetleri

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Deprem anından itibaren deprem bölgesinde büyük koordinasyon problemleri yaşandı. 2017’deki anayasa referandumuyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde bürokratik karar alma süreçlerinin hızlanacağı sözü verilmişti. Deprem bölgesinde yaşananlar, tam tersinin gerçekleştiğini gösterdi.
Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen on binlerce insana arama kurtarma ekipleri müdahale edemedi. Enkazların yanına giden ekipler, kimi zaman saatlerce iş makinalarının gelmesini bekledi. Yakınları enkazda kalan Adıyamanlı bir depremzedenin “AFAD geldi, malzeme yoktu. Malzeme geldi, AFAD gitmişti. ‘Ses varsa gelelim’ dediler, ses varken AFAD yine yoktu. Ses kesildi, AFAD geldi.” sözleri, bölgedeki koordinasyonsuzluğu herhalde en iyi özetleyen cümlelerdi.
Karar alma mekanizması merkezileştikçe kriz anlarında devletin reaksiyon gösterme süresi uzamıştı. Yerel yöneticiler ve merkezi hükümetin deprem bölgesindeki temsilcisi olan valiler, hükümete danışmadan inisiyatif alamamıştı.
Arama kurtarma uzmanı Merve Özkorkmaz, Gaziantep’te depremin ilk günü yaşadıklarını şöyle anlatıyordu: “Eğitimlerde saniyelerle yarıştırılırken gerçek bir afet anında ‘Uyuyun, sabah çıkın’ komutu aldık. Yıkılan binaların tespiti ve gelen ekiplerin dağıtımı yapılamamıştı, bürokratik yazılar ve imzalar bekleniyordu, acil durumda bile harekete geçilemiyordu.”
İYİ Parti lideri Meral Akşener de “Sayın Erdoğan, tek adamlığı kendine bağladı. Yani bürokrasiden bıkmıştı, Meclis’ten bıkmıştı, her şeyden bıkmıştı. Ama biz bu depremde gördük ki, hiçbir devlet memuru ister üst düzey, ister orta düzey kendisi adına inisiyatif kullanamıyor. Şimdi bir müdür arkadaşımız kendi başına, hangi görevde olursa olsun, karar alamıyor. O Ankara’ya soruyor. Ankara, Saray’a soruyor. O arada ne kadar zaman geçiyor biliyor musunuz? Üç gün geçiyor. Demek ki bürokrasinin, sayın Erdoğan’ın ayağına vurduğu prangayı çözelim derken, bürokrasiyi üçle çarpar hale gelmişiz.” sözleriyle merkezileşen yönetim sistemi ile depreme müdahaledeki aksaklıklar arasındaki ilişkiyi kurmuştu.
İskenderun’da sohbet ettiğimiz arama kurtarma gönüllüsü bir maden işçisi de Zonguldak’tan kalabalık bir ekip olarak depremin ilk akşamı bölgeye geldiklerini, hızlıca enkazlardan insanları çıkartmaya başlayabilecekken saatler boyunca AFAD’ın kendilerini sisteme kaydetmesi için sırada bekletildiklerini gözyaşları içinde anlatmıştı. Aynı işçi, kendilerine üzerinde uyumaları için bir plastik masa verildiğinden, hiç kimsenin onların verimli çalışması ya da sağlıklı bir ortamda kalabilmesi için bir çaba içinde olmadığından bahsetmişti.
Meksika’dan yardıma gelen arama kurtarma ekibi, henüz Hatay’a ulaşmadan bazı ekipmanlarının kaybolduğunu, AFAD’ın kendilerinin yanında görevlendirdiği personeline çadır tedarik etmediğini, jeneratör edinebilmek için çok uğraştıklarını, uyudukları esnada hırsızlığa uğradıklarını, bir otelin enkazında çalışırken bir grubun kafalarına silah dayayarak altınlarını çıkarmaya zorladığını, kolluk kuvvetlerinin kendilerini korumadığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgeye ziyaretinden önce dinlenme taleplerine rağmen kaldıkları yerden zorla tahliye edildiklerini anlattı.
İspanya’dan gelen arama kurtarma ekibinden bir kişi de düşüncelerini "Hükümet ya da bu alanda sorumluluk sahibi hangi kurumsa daha iyi bir koordinasyon sağlasaydı burada yardıma gelen ekiplerden daha iyi yararlanılabilirdi. Böylelikle daha çok insan kurtarabilirdik." sözleriyle özetliyordu.
Yalnızca arama kurtarma çalışmaları değil, bölgeye gelen gıda, kıyafet, çadır gibi yardım malzemelerinin dağıtımında da koordinasyon problemleri yaşandı. Muhalefetin yönetimindeki belediyelerden bölgeye gelen tırların üstüne valilik afişleri asıldığı görüldü. Kimi bölgelerde gelen tırlar karşılanamadı, yardımlar tek noktada yığıldı ve depremzedelere ulaşmadı. Şehir merkezlerinde bile kimi vatandaşlar dört gün gıdaya ulaşamadı. Kurulan çadır kentlerde hijyen ortamı hala sağlanamadı. Su ve tuvalet sıkıntısı sebebiyle salgın hastalıkların ortaya çıkma riski sürüyor. Kimi bölgelerde ishal ve uyuz, yaygın vakalara dönüşüyor.
Şehir merkezlerinden uzak köy ve ilçelerdeki temel ihtiyaç eksiklikleri ilk günden bu yana devam ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ordunun mobilize edilmemesi, koordinasyon eksikleri, Kızılay skandalları, hükümetin tehditkâr iletişim dili, ulaşım altyapısının çökmesi
01 Mar 2023

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.
23 Tem 2026

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?




