Küresel Riskler 2022 raporu

Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı raporda; iklim değişikliği, siber güvenlik, uluslararası göç ve uzaydaki rekabet gibi öncelikli şekilde ele alınması gereken başlıklar sıralanıyor.
Küresel Riskler 2022 raporu

(Görsel: Fabrica Coffrini, AFP üzerinden)

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) her yıl hazırladığı Küresel Riskler başlıklı rapor ile günümüzdeki öncelikli şekilde ele alınması gereken sorunları irdeliyor. Yüzden fazla ülkeden, bini aşkın katılımcının görüşleriyle şekillenen 2022 raporu; yakın, orta ve uzun vadeli risklere dikkat çekerek bunların çözümünde uluslararası iş birliğinin önemini vurguluyor. Geçtiğimiz yılın raporunda ise tedarik zincirindeki bozulmalar, enflasyon, artan kamu borçları, korumacılık ve eğitimdeki eşitsizlikler gibi konular vurgulanmıştı. Bu yılki rapor kapsamında; tedarik zincirindeki sıkıntıların tümüyle aşılamadığı, yükselen enflasyonun dünyanın güçlü ekonomilerini bile tehdit ettiği, kamu borçlarının pek çok ülkenin bütçesinde ağır yükler oluşturduğu, korumacılık eğilimlerinin hız kesmediği ve eğitimdeki eşitsizliklerin sürdüğü göze çarpıyor.

WEF tarafından 2006’dan beri hazırlanan raporda, katılımcıların önümüzdeki beş yıl nezdinde en çok dikkat çektiği hususlar, toplumsal ve çevresel riskler şeklinde özetlenebilir. Söz konusu riskler ise, iklim krizini çözmeye yönelik başarısız politikalar, sıra dışı iklim koşulları ve biyoçeşitlilik kaybının yanı sıra; küresel borç krizi ile coğrafi ve ekonomik çatışmalar şeklinde tezahür ediyor. Öte yandan, katılımcıların önemli bir kısmı, mevcut riskleri hafifletmeye dönük girişimleri ise yeterli bulmuyor. Yine raporda küresel boyutta aşı eşitsizliğine ve pandemi kaynaklı ekonomik sıkıntıların sürdüğüne dikkat çekilirken; artan emtia fiyatları, enflasyon ve borçların yarattığı risklerin de altı çiziliyor. Buna göre, pandemi öncesine göre kıyaslandığında 51 milyon kişinin daha aşırı yoksul nüfusa katılacağı hesaplanıyor.

Pandemi ile birlikte dijitalleşmeye yönelimin artmasının toplumlar üzerinde etkileri olduğu ve birçok sektörde son derece hızlı bir dijitalleşmenin yaşandığı, çok sayıda çalışanın uzaktan çalışmaya geçtiği; ancak bu durumun “siber güvenliğe dair tehditlerin artmasıyla sonuçlandığı” dile getiriliyor. Buna göre sadece 2020’de kötü amaçlı yazılım kaynaklı saldırılar yüzde 358, fidye yazılımı saldırıları ise yüzde 435 oranında artmış durumda.

Araştırmada öne çıkan bir diğer başlık ise, zorunlu göç ve mülteciler hakkında. Katılımcıların yüzde 60’ı bu konuda uluslararası çabaların ya başlamadığını ya da başlangıç aşamasında olduğunu ifade ediyor. 2020 itibarıyla dünyada en az 34 milyon mülteci bulunduğu düşünülürse, gelecek süreçte düzensiz göçler ve mülteciler başlığının küresel çapta riskleri derinleştiren bir başlık olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Küresel Riskler raporunda ele alınan bir diğer konu da, uzaydaki fırsatlar şeklinde. Son dönemde uzayın keşfine yönelik girişimler artarken, eşzamanlı artan militarizasyon ve silahlanma nedeniyle bu başlıkta da riskler öngörülüyor. Raporda söz konusu risk şu sözlerle tanımlanıyor: “Hızlandırılmış uzay faaliyetinin bir sonucu, uzay enkazının çoğalmasına yol açabilecek ve dünyadaki kilit sistemler için altyapıyı barındıran yörüngeleri etkileyebilecek, değerli uzay ekipmanlarına zarar verebilecek veya uluslararası gerilimleri ateşleyebilecek daha yüksek bir çarpışma riski...

Rapor kapsamında, genel anlamda küresel risklerin yanı sıra, 124 ülkeden binlerce liderin kendi ülkesi için algıladıkları risklere değiniliyor. Adı geçen 124 ülke arasında yer alan Türkiye’deki katılımcılar ise gördükleri en büyük riskleri şu şekilde sıralıyor: İstihdam ve geçim krizleri, Uzun süreli ekonomik durgunluk, Devletlerarası ilişkilerde sıkıntılar, İnsan eliyle çevresel zarar ile teknoloji yönetimindeki başarısızlıklar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

YAZARLAR

Ersin Şenel

Çıkarların değil, etik ilkelerin yaşama egemen olması için...

İLGİLİ OKUMALAR