Müzikli Dünya Kupası tarihi: Goller unutulabilir, hep bir ağızdan söylenen şarkılar asla

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
11 Haziran'da demir alacak 2026 FIFA Dünya Kupası’na geri sayım süredursun, turnuvanın resmî şarkısı görücüye çıktı bile. Shakira, futbolun en büyük sahnesine 2010’daki "Waka Waka"dan 16 yıl sonra ikinci kez dönerken, Kolombiyalı yıldızın Burna Boy ile seslendirdiği “Dai Dai” futbolseverleri şimdiden Dünya Kupası havasına sokmuş gibi görünüyor.
- Latin pop ile Afro‑beat’i birleştiren parça, sözleriyle de ABD, Kanada ve Meksika ortak ev sahipliğindeki organizasyonun çok kültürlü yapısını yansıtıyor. Çoğunlukla İngilizce olsa da şarkıya adını da veren İtalyanca "dai, dai" (haydi haydi) çağrısı; Japonca ikou, İspanyolca dale, Fransızca allez, İngilizce let's go olarak tekrarlanıyor.
Bu sene 19 Temmuz Pazar günü oynanacak final maçı sırasında, Dünya Kupası tarihinde ilk kez düzenlenen devre arası gösterisinde Madonna ve BTS ile birlikte sahne alacak Shakira'ya eşlik eden Burna Boy müzik ile spor arasında kurduğu paralelliği şöyle anlatıyor:
"Futbol ile müzik aynı dili konuşur. Nereli olurlarsa olsunlar insanları biraraya getirirler."
Madem öyle, organizasyona sayılı gün kala, geçmişe doğru bir yolculuğa çıkalım; futbol ile müziğin kesiştiği anların peşine düşelim...
Uruguay'da tango melodileri
İlk Dünya Kupası, malumunuz, 1930'da Uruguay'da düzenlenmişti. O zamanlar henüz kupanın resmî bir şarkısı yoktu tabii ama dünyanın dört bir yanından takımlar ülkenin başkenti Montevideo'ya gelirken Río de Plata'nın en tanıdık sesi de şehirde yerini almıştı: Tangonun babası Carlos Gardel. O yıllarda Gardel'in plakları Paris’te, New York’ta dönüyor ama onun kalbi hâlâ Buenos Aires-Montevideo hattında, Río de la Plata’nın iki yakası arasında atıyordu.
- Üstelik Gardel, futbola da en az tango kadar meftundu. Montevideo’nun tarihî anlarla dolu stadı Gran Parque Central'in müdavimlerindendi. İlk Dünya Kupası'nın sahibini bulacağı anı kaçırma ihtimali yoktu.
Rivayete göre oyuncular zafer kovalarken Gardel de kendi alanında fazla mesai yapmıştı. Fransa maçından sonra Arjantinlilerin kaldığı oteli ziyaret eden büyük usta, futbolcuları adeta sesiyle mest etmişti. Ancak onunla birlikte zaferi kutlayan ev sahibi Uruguay'ın futbolcuları olmuştu. Finalde Arjantin’i 4-2’lik skorla deviren Uruguay taçlanırken, Dünya Kupası’nı kazanan muzaffer oyuncular Gardel’le biraraya gelmişti.

Gran Parque Central'de Carlos Gardel'in heykeli.
Bugün Gran Parque Central’e gidenler, Gardel'in futbol sevgisini sadece eski fotoğraflardan okumuyor. Tribünlerden birinde, şık takımı ve fötr şapkasıyla oturan bir Carlos Gardel heykeli var. Sanki az sonra düdük çalacak, o da cebinden sigarasını çıkarıp maça bakarken kendi kendine bir tango mırıldanacak gibi…
Ary Barroso'yu sessizliğe gömen final
Brezilya'daki 1950 Dünya Kupası, savaşın küllerinden doğan bir dünyanın heyecanını sahalara taşımıştı. Yeni yapılmış Maracanã Stadyumu, turnuva boyunca yalnızca samba ritimleriyle değil, yeni bir geleceğin sabırsızlığıyla da titremişti.
Statü gereği ev sahibi Brezilya, son maçta Uruguay’la berabere kalsa dahi şampiyon oluyordu. Final günü geldiğinde Rio sokakları, erken bir karnaval havasına girmişti bile. Gazeteler bir gün önceden Brezilya'yı dünya şampiyonu ilan etmiş; belediye başkanı Ângelo Mendes de Moraes, soyunma odasına girip “Sizi şimdiden milyonların önünde şampiyon ilan ediyorum” tonunda bir konuşma yapmıştı. Hatta şampiyonlar için “Brasil Os Vencedores” adlı bir şarkı bile bestelenmiş; maç sonrası Maracanã’yı inletmeye hazırlanıyordu.
O gün Maracanã'yı 200 bine yakın insan doldurdu. Radyolar açıldı; barlarda, evlerde, sokak köşelerinde herkes aynı frekansa kilitlendi: Mikrofonda "Brezilya'nın Halit Kıvanç'ı" sayılabilecek bir isim, Ary Barroso vardı. Futbol spikerliğinin yanında besteci ve piyanist olarak da tanınan Barroso, sambanın altın çağının en meşhur isimlerinden biriydi. 1939’da yazdığı “Aquarela do Brasil" adlı şarkı, Disney’in Saludos Amigos filmiyle birlikte Brezilya’yı küresel müzik haritasına yerleştirmişti.
Ary Barroso'nun sesinden "Aquarela do Brasil" (Dinlemek için görselin üzerine tıklayabilirsiniz)
Barroso, o gün ise şarkılarıyla değil, mikrofon başında zafer naralarıyla milyonların gönlünü titretmeyi bekliyordu. İlk yarı golsüz bitti; ikinci yarının hemen başında Friaça’nın şutu ağlara gidince Maracanã bir an için bayram yerine döndü. Fakat Uruguay pes etmedi. Önce Juan Alberto Schiaffino’nun golüyle beraberliği yakaladılar; ardından maçın bitimine 11 dakika kala attıkları golle Maracanã'yı tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir sessizliğe gömdüler.
Üstelik sessizliğe gömülen yalnızca stattaki taraftarlar da olmadı. Ünlü spiker Ary Barroso, bu yenilginin ardından kısa bir süreliğine emekliye ayrılacak; şarkıları bir süre çalınmayacaktı.
'They think it's all over'
47 ayın sultanı için ilk şarkı yapan Şili’ydi. 1962 Dünya Kupası için kaydedilen “El Rock del Mundial”, ülke çapında 2 milyon satılmıştı. Şüphesiz dört yıl sonra İngiltere’deki organizasyon için bestelenen “World Cup Willie”ye göre çok daha akılda kalıcı bir parçaydı. Ki zaten 1966 da bu şarkıyla değil, başka şarkılara ilham veren bir sesle hatırlanıyor.
İngiltere, futbolun mabedinde Dünya Kupası’nı Kraliçe 2. Elizabeth’in elinden alırken o anın sadece görüntüsü değil sesi de tarihe kazınmıştı. 1966 finalinde Geoff Hurst topu üçüncü kez ağlara gönderirken BBC mikrofonunun başındaki Kenneth Wolstenholme, bir yandan sahaya dolmaya başlayan taraftarlara, bir yandan kronometreye bakıyordu. Ve o cümle geldi:
“Some people are on the pitch… They think it’s all over… It is now, it’s four!”
Ve böylece "They think it’s all over" cümlesi, İngiltere futbol tarihinin en meşhur sözlerinden birine dönüştü. Yıllar sonra New Order, 1990 Dünya Kupası için İngiltere millî takımıyla birlikte kaydettiği "World in Motion"da Wolstenholme’u bu cümleyi söylemesi için yeniden stüdyoya soktu. Ardından Beatles’ın 1996 tarihli “Glass Onion” mixinde de “It’s a goal!” diye tekrar tekrar bağıran Wolstenholme’in sesini duyduk. Böylece 1966 finalinin son cümleleri, müzikle futbol arasındaki köprüde yankılanmaya devam etti.
New Order'dan "World in Motion"
1978’de ilk kez uluslararası bir sanatçıya gidilmiş; film müziklerinin İtalyan devi Ennio Morricone’den bir eser sipariş edilmişti. Arjantin’de Jorge Rafael Videla liderliğindeki askerî cunta, zaferlerini güle oynaya şeref tribününde izleyip imaj tazelerken “El Mundial” ise çok geçmeden unutulup gitmişti.
Resmî şarkılar dönemi
Yeryüzünün en büyük tenorlarından Plácido Domingo’nun sahne aldığı 1982 İspanya Dünya Kupası, bir nevi futbolda "büyük sesler" döneminin de başlangıcıydı. 1990 ise başka bir milat olacaktı. FIFA resmen topa girecek; himayesindeki kimi şarkılar bir daha silinmemek üzere hafızalara kazınacaktı.
Plácido Domingo'dan "El mundial"
Bu yeni stratejinin ilk adımı, futbolun patronunun “resmî” olarak benimsediği ilk Dünya Kupası şarkısıydı. Proje kağıt üzerinde kusursuzdu: İtalya 1990 için Çizme’nin elektro-pop dahisi Giorgio Moroder ile söz yazarı Tom Whitlock yeniden biraraya gelmişti. Top Gun’ın ölümsüz hiti “Take My Breath Away”i yazan ikili, bu kez “To Be Number One”ı ortaya çıkardı. Paul Engemann’ın söylediği şarkı, turnuva boyunca televizyon yayınlarında FIFA’nın resmî teması olarak kullanıldı.
1990 İtalya Dünya Kupası'nın resmî şarkısı "To Be Number One"
Fakat sonuçtan çok da memnun olmayan ve şarkıyı İtalyanca da duymak isteyen Moroder, bu sefer Gianna Nannini ve Edoardo Bennato’nun kapısını çaldı. İkilinin melodiyi alıp sözleri baştan yazmasıyla yeniden doğan “Un’estate italiana” ortalığı tam manasıyla yıktı. İtalya’da aylarca liste başı kalan şarkı, İsviçre’den Almanya’ya pek çok Avrupa ülkesinde ilk 10’a girdi; ülkemizde de o yaz “Lambada”dan sonra en çok dinlenen yabancı şarkı oldu.
- Turnuvaya “Notti magiche” (“Sihirli Geceler”) lakabını kazandıran da bu şarkının nakaratı oldu. Çizme’nin unutulmaz yazının sonunda sahada kazanan Almanya oldu; Batı Almanya finalde Arjantin’i geçip kupayı kaldırırken Diego Maradona’nın gözyaşları hafızalara kazındı.
1994 Dünya Kupası, Yeni Dünya’daydı. ABD için tasarlanmış ilk resmî albüm olan Gloryland World Cup USA 94'den turnuvanın resmî şarkısı olarak seçilen Daryl Hall & Sounds of Blackness’in seslendirdiği gospel dokunuşlu “Gloryland” ise albümün belki de en silik parçasıydı. Açılış seremonisinde söylenmiş ama albümde Queen’in “We Are The Champions”undan Tina Turner’ın “The Best”ine uzanan devler varken anında unutulup gitmişti.
Whitney Houston, 1994 Dünya Kupası kapanış seremonisinde "I Wanna Dance With Somebody"yi söylüyor.
Dört yıl sonraysa tabiri caizse sahalarda bir başyapıtla karşı karşıyaydık. Zinedine Zidane’ın yıldızlaştığı Fransa'daki 1998 Dünya Kupası için yazılan Ricky Martin’in “La Copa de la Vida / The Cup of Life” şarkısı Latin ritimleriyle tribün marşlarını birleştiren yapısıyla pek çok ülkede listelerin en üst basamağına tırmandı. Düşününce Porto Rikolu Ricky Martin’i belki de yalnızca Shakira aşacaktı.
Ricky Martin’in “La Copa de la Vida”sı
2002 Dünya Kupası’nın resmî marşı, turnuvanın coğrafyasına yakışır bir tempoyla diğerlerinden ayrılıyordu. Japonya ile Güney Kore’nin birlikte düzenlediği turnuva için seçilen “Anthem”in teması, film müziklerinin unutulmaz bestecilerinden Vangelis tarafından yazılmış; eser Japon tekno sahnesinin öncülerinden Takkyu Ishino'nun elinde bambaşka bir hâle bürünmüştü.
Bu turnuvada 48 yıl sonra ikinci kez Dünya Kupası heyecanı yaşayan Türkiye, üçüncü olarak tarih yazmıştı. Tarkan’ın klasikleşen “Bir Oluruz Yanında”sı da şüphesiz bizim için yılın şarkısıydı. Yeşil sahalardaki her başarımızda aklımıza gelen parçanın, popülerlik konusunda memleketteki tek rakibi Athena’nın basketbol millî takımımız için yazdığı “12 Dev Adam” olsa gerek.
Tarkan'dan “Bir Oluruz Yanında”
Almanya'nın ev sahipliğindeki 2006 Dünya Kupası, sahadaki renkliliğin müziklere yansımadığı bir yıl oldu. O sene, turnuvanın hemen öncesinde patlayan Calciopoli şike skandalının gölgesinde İtalya, Zidane’ın son maçında Fransa’yı penaltılarla devirirken Zizou’nun Marco Materazzi’ye attığı o meşhur kafa, bir yıla kalmadan Paris’te bronza dökülecek; 2012’de dikilen heykeliyle turnuvanın en çok hatırlanan “karesi” olacaktı.
Müziklere gelince… Almanların, Almanca bilenlerin dünyasına hediye ettiği en büyük şarkı sözü yazarlarından Herbert Grönemeyer’in Amadou Bagayoko ve Mariam Doumbia’yla seslendirdiği “Celebrate the Day” ne yazık ki tam bir hayal kırıklığıydı. Turnuvanın diğer resmî şarkısı “Time ouf Our Lives”ın da ondan aşağı kalır yanı yoktu.
Her musibetten hayır doğar ya, 2010 Dünya Kupası da pek çok listede hâlâ “tüm zamanların en iyi Dünya Kupası marşlarından biri” olarak anılan “Waka Waka (This Time for Africa)”yı doğurdu. Şarkı turnuvadan haftalar önce herkes tarafından ezberlenirken Kolombiyalı Shakira, klibin çekimi sırasında tanıştığı Barcelona ve İspanya millî takımı oyuncusu Gerard Piqué’yle yeni bir aşka yelken açtı; çiftin iki de çocukları oldu. Aynı yaz, vuvuzela sesleriyle dolup taşan Güney Afrika’da İspanya, finalde Hollanda’yı yenerek ilk kez dünya şampiyonu olurken Piqué de sahadaydı.
Finalden önce Shakira’nın stadyumdaki “Waka Waka”yı performansı da unutulmazdı.
2014 Dünya Kupası Brezilya’daydı; Almanya, uzatmalarda Mario Götze’nin golüyle Arjantin’i mağlup edip kupayı kaldırırken Mesut Özil de Joachim Löw’ün şampiyon kadrosunun yıldızlarındandı. Yarı finalde ev sahibine yedi gol atan Panzerlerin 7-1'lik gövde gösterisi, futbol tarihindeki yerini hak etmişti. Turnuvanın o yılki resmî şarkısı “We Are One (Ole Ola)” Pitbull, Jennifer Lopez ve Brezilyalı Claudia Leitte üçlüsünü biraraya getirse de doğrusu “Waka Waka”nın yanında biraz sıradan kalmıştı.
2014 Dünya Kupası resmî şarkısı “We Are One (Ole Ola)”
Rusya’daki 2018 Dünya Kupası için yazılan “Live It Up” da beklentileri karşılayamazken turnuvayı kazanan Fransa birçoklarını şaşırtmamıştı. Horozlarla rakipleri arasındaki sıklet farkı aşikardı.
2022'de Katar’daki son organizasyonun resmî şarkısı “Hayya Hayya”ydı. Ancak yeşil sahaların gördüğü en büyük yeteneklerden Lionel Messi, sonunda şeytanın bacağını kırıp Dünya Kupası’nı kazanırken Arjantin tribünlerinden yükselen marş başkaydı.
Şarkının hikayesi aslında Arjantinli ska grubu La Mosca'nın 2003'te yazdığı “Muchachos, ahora nos volvimos a ilusionar”a uzanıyordu. Şarkı kendi çapında sevilmişti ama kaderini değiştiren, yıllar sonra Fernando Romero adlı bir öğretmenin La Mosca’nın melodisine bambaşka sözler yazması olmuştu. 2021 Copa America finalinde ezeli rakibi Brezilya’yı Maracana’da yenen Arjantin’in kaptanı Messi için yazılan, Maradona’ya da gönderme yapan “Muchachos” (Çocuklar) ülkenin kanayan yarası Malvinas, nam-ı diğer Falkland Savaşı’na da dokunarak adeta bir taraftar ilahisine dönüşmüştü.
Gardel’den Ricky Martin’e, Shakira’dan “Muchachos”a uzanan bu şarkılar, Dünya Kupası’nın goller kadar nakaratlarla da hatırlandığını gösteriyor. Sonuçta bazılarımız bir turnuva bittiğinde kimin hangi golü attığını unutabiliyor ama tribünde hep bir ağızdan söyledikleri şarkıları asla...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ali Murat Hamarat
Spor tarihçisi. İstanbul Üniversitesi'nde hukuk okuyup bir dönem asistanlık yaptıktan sonra gazeteciliğe başladı. Taraf ve Radikal gazetelerinden sonra Eurosport'un internet sitesinde genel yayın yönetmenliği yaptı. Radyo ve televizyona programlar hazırladı. 2017'den beri #tarih dergisinde yayın kurulu üyesi. 2020’den beri Kadir Has Üniversitesi’nde yüksek lisans programında spor tarihi dersi veriyor.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR











