Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet

Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.
Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

Okul saldırıları denince akla hemen Columbine, Sandy Hook, Uvalde gibi dünya kamuoyunda da duyulmuş ve çok sayıda saldırının mekanı olmuş okul isimleriyle ABD geliyor. Okul saldırıları ABD’de artık sıradanlaştı ve 2009-2018 arasında diğer tüm G7 ülkelerinin toplamından 50 kat fazla okul saldırısı yaşandı. Bununla birlikte Almanya, Fransa ve İngiltere’de de zaman zaman bu tip olaylar yaşanıyor. Çin ve Japonya'da ise silah yerine bıçak kullanılan kitlesel saldırılar görülüyor. Ama Türkiye'de okul saldırıları “bizde olmaz” kategorisindeydi. Ta ki son aylara kadar.

2 Mart'ta İstanbul'da bir lise öğrencisi biyoloji öğretmenini bıçaklayarak öldürdü. 14 Nisan'da Şanlıurfa Siverek'te 19 yaşındaki bir genç eskiden öğrencisi olduğu meslek lisesine pompalı tüfekle girdi, 16 kişiyi yaraladı, ardından intihar etti. Ertesi gün Kahramanmaraş'ta 14 yaşındaki bir çocuk emniyet müdürü olan babasının silahlarını ve bir sürü şarjörü yanına alarak okuluna gitti arkadaşlarını katletti. Aynı gün Gaziantep'te bir lise önünde silahlı saldırı girişimi, Mersin Tarsus'ta ise okulda tabancayla yakalanan bir öğrenci haberlere düştü. Münferit demek artık mümkün değil. Peki nasıl açıklayacağız?

Tek başına "psikolojisi bozuk" yetmez

Olayların hemen ardından iki açıklama birbiriyle yarıştı: biri saldırganın ruh sağlığının bozuk olması diğeri güvenlik açığı. Ruh sağlığının bozuk olduğuna yönelik açıklamaları aile yapısındaki sorunları da ima ediyor ve anne babaları hedef tahtasına oturtuyor. Bu iki tür açıklama önümüzdeki sosyal olgunun farklı yönlerine işaret ediyor olabilir, ama her ikisi de ana sorunun kök nedenlerini ıska geçiyor.

Okul saldırganları üzerine yapılan araştırmaların neredeyse tamamında karşımıza çıkan en güçlü ortak gösterge sosyal izolasyon. 177 kitlesel saldırganın saldırı öncesi psikolojik krizlerini inceleyen bir araştırma, saldırıya giden yolda en belirleyici dışsal işaretin sosyal izolasyon olduğunu ortaya koyuyor. 2000-2024 arasındaki 123 vakayı karşılaştıran 2025 tarihli bir çalışma ise sosyal olarak izole olan saldırganların işsiz olma, bekâr olma, cinsel hayal kırıklığı yaşama, ruh sağlığı sorunları olma ve geçmişteki kitlesel şiddet olaylarına ilgi duyma ihtimalinin belirgin biçimde daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Araştırmaların verdiği yanıt iki noktada toplanıyor. Birincisi, tek bir risk faktörü değil, üst üste binen riskler belirleyici. İkincisi ise toplumun koruyucu bağlarının eprimiş olması; bazıları bu yırtılan, sökülen bağların açtığı deliklerden düşüyor. Ama düştükleri yer bir boşluk değil. 1990’ların ve 2000’lerin tüketimle, parlak başarı hikâyeleriyle ve “her şey mümkün” vaadiyle cilalanmış şatafatlı dünyasının gölgesinde büyüyen karanlık sosyal ağlar.

Yeni ve yeniden erkeklik

14 yaşındaki Kahramanmaraş saldırganının WhatsApp profil fotoğrafı 2014'te Kaliforniya'da 6 kişiyi öldüren Elliot Rodger’mış. Ne alaka, kim bu adam? Rodger, saldırısından önce yüklediği videolarda ve yazdığı manifestoda kadınların kendisini reddetmesinden duyduğu öfkeyi ve intikam arzusunu ayrıntılı biçimde anlatan ve incel topluluklarının 'Aziz Elliot' diye yücelttiği bir isim. On yıl önce ölen bu binlerce kilometre uzaktaki katil ile Kahramanmaraş’ta bir çocuğun arasındaki bağ, paylaştıkları dijital ekosistem. Yeni erkeklik söylemlerinin ördüğü incel’ler ve benzeri topluluklar ve bunların üretildiği sanal platformlar. İncellikte bir duralım. Meseleyi incellikle açıklayabileceğimiz için değil de incellik üzerinden günümüzün krizine bir kapı açabileceğimiz için.

İncel, İngilizce 'involuntary celibacy' (istemsiz bekarlık) ifadesinin kısaltması. 1990'larda romantik ilişki kuramayan, kendini dışlanmış hisseden gençlerin çevrimiçi forumlarda bir araya geldiği bir destek topluluğu olarak başladı ama 2000'lerin ortasından itibaren özellikle Reddit ve 4Chan gibi platformlarda bambaşka bir hal aldı. Kadınları ve 'başarılı erkekleri' düşman ilan eden ve şiddeti meşrulaştıran bir ideolojiye dönüştü. 2014'te Elliot Rodger bu ideolojiyi kanlı bir eyleme dönüştürünce incel kavramı ana akım medyaya taşındı. Elliot Rodger hem bir sembol hem de kırılma noktası oldu. 

İnceller 'Red Pill', 'Black Pill', 'Chad', 'Stacy' gibi kavramların dolaşımda olduğu bir iç dil geliştirmişler. Red pill Matrix filminden alınan bir metafor ve gerçeği görmeye karar vermek anlamına geliyor. Peki gerçek ne? Kadınların ve modern toplum değerlerinin erkekleri nasıl manipüle ettiğini "fark etmek." Black pill daha da umutsuz bir durumu betimliyor: Bu durum değiştirilemez, çünkü her şey genetik ve fiziksel görünüşle belirleniyor. Çene yapın, boy uzunluğun, yüz simetrin varsa "kazanırsın," yoksa ne yaparsan yap kaybedersin. Chad incellerin olamadığı ideal erkek, Stacy de Chad’in peşinden koştuğu ve onu manipüle eden kadın. Bu dil, incelleri de içine alan daha geniş bir dünyanın, manosphere'in de dili. Manosphere de erkeklik, cinsiyet ilişkileri ve kadın karşıtlığı etrafında örgütlenmiş çevrimiçi toplulukların genel adı. İncellerin yanı sıra Red Pillers, kadınlardan uzak durmayı savunan MGTOW (Men Going Their Own Way), ya da Stacy’leri ele geçirmenin oyunlarını anlatan “Pick-Up Artists” gibi farklı gruplar da var içlerinde. Bunların ortak paydası şu: modern dünya erkeklere karşı ve bunun sorumlusu feminist ideolojinin beslediği yeni kadınlık değerleri ve normları.

Yaratıcı değil yıkıcı hikayeler

Geçen haftaki yazımızda Mark Fisher’ın "geleceğin yavaş iptali" kavramından söz etmiştik. Fisher'ın tezi şuydu: 1970'lerin sonundan itibaren neoliberalizmin kültür üzerindeki baskısıyla birlikte gelecek hayal etme kapasitesi yavaş yavaş aşındı. Yüzeyde sürekli bir hareket, sürekli bir "yenilik" görüntüsü var ama bu yüzeyin altında zaman sanki durmuş gibi. (Bu arada, Ryan Gosling’li Project Hail Mary’yi izlediniz mi? “Rocky” karakteri size bir yerden tanıdık geldi mi?) Kültür alternatif gelecekler üretmek yerine şimdinin daha pahalı versiyonlarını sunmaya başladı.

Fisher geleceğin iptalinin kültürel yansımalarının ardında 1980 sonrası pazar ekonomisinin kültürüyle, siyasetiyle, ailesiyle, eğitimiyle, romantik ilişkileriyle, sağlığıyla toplumsal alanların tamamını ele geçirmesinin çok yıkıcı sonuçları olduğunu birçok yazımızda yazdık. Toplumsal dokunun bozulması ve geleceğin kaybolması bunlardan en önemlileri. Geleceği kuramıyorsak hikâyemizi de yazamıyoruz. Hayatında hiçbir şeyin kendi kontrolünde olmadığını hisseden gençleri düşünelim: Çalışsam didinsem üniversite diploması alsam neye yarar diyor. Mezun olup iş bulsam tek başıma ayaklarımın üzerinde durmam mümkün değil diyor. Evlenmeye kalksam nasıl, hangi parayla, hangi güvenceyle diyor. Çocuk yapmak istesem, geleceğe öyle tutunmaya çalışsam nasıl bakacağım, okutacağım diyor. Siyasi olarak bir şeylere karşı çıkmaya çalışsam kendimi hapiste bulurum diyor. Haksız da değil. İstihdam yok, gelecek belirsiz, statü yolları tıkalı. Hayatını kuramıyor, hikayesini yazamıyor. Bu durum bireye özgü bir talihsizlik de değil, onun yetersizliği, tembelliği hiç değil. Ama bunu böyle görmek için belirli bir kavramsal dil gerekiyor. O dil yoksa geriye tek bir açıklama kalıyor: ya ben yetersizim, ya da suçlu başkaları, benim hakkımı çalan başkaları.

Dışlayıcı sağ söylemler kişisel krize hazır bir çerçeve sunuyor: topluluğu kuruyor, düşmanı tanımlıyor, öfkeyi ve hatta zaman zaman şiddeti meşrulaştırıyor. Yıkıcı, yok edici de olsa bir hikâye yazdırıyor. Bu saldırıları yapanlar yok oluşlarıyla, yok ettikleriyle hikayelerini kuruyorlar. 

Toplumsal dokunun yırtıklarından pörtleyen yeni erkeklik

20. Yüzyıl boyunca kadınlığın ve erkekliğin doğal kabul edilmiş hiyerarşilerinin sosyal olarak kurgulandığı ve dolayısıyla daha eşitlikçi bir kurgunun da mümkün olduğu bilgisi ilmek ilmek örüldü ve kadınlar 21. Yüzyıla büyük kazanımlarla girdiler. Ekim 2025’te yazdığımız bir yazıda da anlattığımız gibi yeni muhafazakarlık ve onun en temel dayanaklarından biri olan geleneksel kadınlık ve erkekliğe geri dönüş politikaları, ilerlemenin saatini kırarak eşitsizliklerin doğal kabul edildiği bir dünyayı geri çağırmak istiyor. 

Erkeklik tarihsel olarak belirli dayanaklara yaslanarak kuruldu: evin ekmeğini kazanmak, aileye bakan ve koruyan olmak ve bunlardan devşirilen toplumsal statü ve otorite. Son kırk yılda bu dayanakların büyük bölümü çözüldü. Güvencesiz istihdam, düşen ücretler, eğitimde artan rekabet herkesi etkiliyor; ancak kimliğini bu dayanaklar üzerine kuran erkekler, özellikle genç erkekler, bu çözülmeyle birlikte yapısal bir anlam krizine sürükleniyor.

ABD'de 2024 verilerine göre 16-24 yaş arası genç erkeklerin 7'de 1'i ne iş ne eğitim ne de stajda. Erkeklerin üniversite mezuniyet oranı kadınların belirgin biçimde gerisine düştü. Richard Reeves'in Of Boys and Men kitabı bu tabloyu ayrıntılı biçimde belgeliyor. Her ne kadar çözüm önerilerinde biyolojizme kaysa da veriler kendi başına konuşuyor. Türkiye’de de tablo farklı değil: ekonomik daralma, işsizlik ve gelecek belirsizliği gençleri derinden etkiliyor. Her ne kadar ne işte ne eğitimde olan gençler arasında kadınların oranı daha yüksek olsa da, erkeklik kimliğinin geleneksel dayanaklarının çözülmesi genç erkekler açısından bu süreci özgül bir anlam krizine dönüştürüyor olabilir. 

Manosphere bu boşluğa giriyor. ABD'li araştırmacı Equimundo'nun 2025 tarihli raporuna göre erkeklik normlarına sıkı biçimde bağlı ya da "Red Pill" inançlarını benimsemiş erkekler devlet kurumlarına güvensizlikte 2.2 kat daha yüksek skor alıyor ve silah sahipliği oranları belirgin biçimde artıyor.

Ama şunu da söylemek gerekiyor: "erkeklik krizi" gerçek bir yapısal soruna işaret ediyor olabilir, bu onu yeni sağın araçsallaştırmasından bağımsız kılmıyor. Yeni sağ bu kırılganlığı, "doğal hiyerarşilerin bozulduğu" anlatısıyla besliyor. Yapısal sorunu bireysel ve ideolojik bir düşmana, kadınlara, göçmenlere, "woke" kültüre, havale ediyor.

Sonuç 

Başa dönelim. Bu okul saldırılarından sonra ilk akla gelen önlem “güvenlik" önlemleri almak, var olanları artırmak oldu. "Sosyal medyayı kapatın, şunu bunu yasaklayın" çığlıkları da yükseliyor. Son günlerde çokça konuşulan dijital radikalleşme, bilgisayar oyunları, sosyal medya ve çevrimiçi faktörlerin aşırı ideolojiler, şiddet ve silahlı davranışlara etkisiyle ilgili bir TÜBİTAK destekli araştırmanın yürütücülerinden siyaset bilimci Akın Ünver’in bulgularını hatırlayalım: dijital platformlar gençlerin davranışlarını üretmiyor, görünür kılıyor. Sorunun kaynağı başka yerde.

Fisher'ın melankolisi burada yeniden anlam kazanıyor. Kaybedilen şeyi görmek, adlandırmak ve kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz”  çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

NEREDE YAYIMLANDI?

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

BÜLTEN SAYISI

⚠️ Şiddetin dili ve hikayesiz gençlik üzerine

Münferit bir olayla değil sosyal bir olgu ile karşı karşıya olduğumuzu düşünmemizi gerektiren bir tablo var önümüzde.

26 Nis 2026

⚠️  Şiddetin dili ve hikayesiz gençlik üzerine

YAZARLAR

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

İLGİLİ OKUMALAR

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.

12 Nis 2026

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.

29 Mar 2026

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.

08 Mar 2026

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.

15 Şub 2026

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Çıplak güç, yeni dünya düzeni ve faydalı kurgunun çöküşü

“Mış gibi” yapılan bir dünya sahteydi, kusurluydu, eşitsizdi. Ama yine de yaşanabilir bir dünyaydı. Onun yerine gelen bu çıplak güç dünyası ise daha “dürüst” olabilir ama çok daha tehlikeli.

01 Şub 2026

Çıplak güç, yeni dünya düzeni ve faydalı kurgunun çöküşü