Postmodernizm ve kimlik

Belirsizlikten kaçış...
Postmodernizm ve kimlik

Bilindiği üzere "bizim zamanımızda gençler böyle miydi?" benzeri cümleler Aristo'dan bu yana var ve muhtemelen seleflerimizden gelen bu yapı gezegenler arası yolculukta da uzay boşluğunda çınlamaya devam edecek. Bana kalırsa değişen şey kavramsal olarak dönüşüm... Sanayi Devrimi ile gelişmeye başlayan teknolojik yapı bugün bambaşka bir yerde. O ilk etapta (toplumsal açıdan baktığımızda ileri dönemde) işçi haklarına dokunsa da bugün medyanın yapısından politikaya, popüler kültürden iş modellerine kadar her şeyin dönüşümünün parçası.

Kimlik de bu dönüşümün aktörlerinden biri. Sosyoloji, felsefe, siyasal bilimler, edebiyat ve antropoloji gibi birçok alanda tartışılan bir konu olan kimlik bugünün karmaşasına rağmen bazı duygu, düşünce ve olguları sanki hiç değiştirmemiş gibi peşinden sürüklüyor. Özneyi başa koyan kimlik toplumsal sularda zamanın da telaşıyla şekil değiştirir: Kendisi; politikanın, medyanın, artık sosyal medyanın ve popüler kültürün ana öznesi olma yolunda ilerliyor, dün de yaptığı gibi.

Postmodernizme küçük bir bakış atacak olursak Agnes Heller ve Ference Feher'in postmodernizmi eleştirisi şu şekilde;

Postmodernite, ne bir tarihsel dönem, ne de iyi tanımlanmış karekteristik özellikleri olan politik ya da kültürel bir eğilimdir. Tersine postmodernite; dış çizgilerini, moderniteyle ve moderniteye havale edilmiş sorunlarla problemi olanların, moderniteyi suçlamak isteyenlerin ve gerek modernitenin başarılarının gerekse çözümsüz açmazlarının bir dökümünü çıkaranların çizdiği, modernitenin daha geniş kapsamlı zaman ve mekânı içerisindeki bir özel kolektif zaman ve mekân olarak anlaşılabilir.*

Evrimağacı'nda, "Postmoden Felsefe: Postmodernizm nedir?" başlıklı yazıda yer alan bu eleştirinin kimlik ve günümüz kargaşasında bize yol olabileceğini düşünerek yer vermenin anlamlı olacağını düşündüm.

Bugün istek ve ihtiyaçlarımızın belirlendiği, bilgiyi edindiğimiz ve iletişim kurup sosyalleştiğimiz sosyal alanlar aynı zamanda moda ve sanat gibi diğer disiplinlere de değiyor.

Bauman’a göre kimlik, belirsizlikten kaçışa işaret eder.** Yani bireyin aidiyetinden şüphe ettiği zamanlarda, çevresinin ya da toplumun kendini nasıl göreceğini düşündüğü anlarda ortaya çıkan belirsizlik... Özellikle modernizme ve postmodernizme kaydığımız zamandan itibaren bu tanım bizim için daha da anlam ifade etmeye başladı. Sınırların dikenli telleri halen toplumlara zede vursa da dijital dünyanın da etkisiyle geçişken toplumsal yapı kimlik kavramını tekrar düşünmemize sebep oluyor. 

Kendimizi ifade ederken koşullara ve iyi hissedeceğimiz alanlara uzanmayı tercih ederiz. Yapı ve normlar değiştikçe kabul edilme dürtüsü daha da titrek çıkarmaya başlar sesini içeriden... Gerçeklik, aidiyet kabul edilme, karşı çıkma, hak arama gibi birçok farklı duygu devreye girer ve bir bilinç düzeyine erişir zihin... İşte o aşamada ya arayışlar ortaya çıkar ya da buluşlar.

Uzam ve zamanın birbirine dolaştığı bu yeni dünya düzeninde kolayca ayırdına varacağımız yeni yapıları, bilginin hızı ve formu sebebiyle yeni yaşam formlarını (sosyal anlamda) keşfe çıkıyoruz. Dolayısıyla kimlikler yeniden değerlendirirken suç kavramı bile değişime uğruyor. Burada vermek istediğim bir örnek şu ki; Gerçek Bling Ring: Bir Hollywood Çetesi adlı gerçek bir olayı anlatan Netflix yapımı mini dizi. Popüler kültürün bilinçsizce kurguladığı kimlik süreçlerini ve sonuçları hatta farklı dönemlerin ve sektörlerin şekil alışlarını anlatıyor. Bu durumu aynı zamanda dünya savaşlarının sonrasında yaşanan buhranlara benzetiyorum. Özellikle I. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'ya yayılan yoksulluk, korku onu II. Dünya Savaşı'na bağlayan ırk sorunsalları da başka yönden baktığımızda kimlik kavramının yerinden oynamasına ya da bir yerlere oturmasına olan çabasını gözler önüne sermişti.

Kadınların giyim tarzından toplumdaki gerçekliğini kabul ettirme biçimine kadar uzanan bu süreç; sürekli aktörün aynı kaldığı, mekanın ve zamanın değiştiği bir anlama evriliyor. Bugün kimliği bireysel açıdan baktığımızda yaşamı düzene sokma, motivasyon, kendini tanı gibi popüler kavramlarla da nesneleştirebiliriz. Fakat elbette buna indirgeyemeyiz...

Tartıştığımız kimlik konusunun fazlasıyla kaygan olmasına karşın olumsuz bir anlama vurgu yapmadığını belirterek metni bitiriyorum. Oldukça uzun ve derinlemesine tartışmamız gereken bu konuyu bir sonraki Page'te bağlantılı başka zeminleri konuşacağız. Arada yine röportajlara devam edeceğiz.

* Postmodern Felsefe: Postmodernizm Nedir? - Evrim Ağacı (evrimagaci.org)

**12 Zygmunt Bauman, Parçalanmış Hayat, çev. İsmail Türkmen, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

Ece Zeren Aydınoğlu

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

PagePage

BÜLTEN SAYISI

Kayganlaşan zeminler ve kimlik...

Her dönem kendi gereklerini doğurur ve her çağda insan bir kat daha çıkar yaşamın üstüne.

14 Kas 2022

Aleksandr Barsukov, Unsplash

YAZARLAR

Page

Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...

İLGİLİ OKUMALAR