Putin'in bakışı: 3'üncü Dünya Savaşı mı, Soğuk Savaş mı?

Putin neden işgal kararı verdi? İşgalin sonu nereye varır?
Putin'in bakışı: 3'üncü Dünya Savaşı mı, Soğuk Savaş mı?

Ukrayna, 24 Şubat gününe Rusya’nın saldırısıyla başladı. Rusya Devlet Başkanı Putin'in teslim olma çağrısından bir saat sonra Rusya top ve roketatarlar ülkenin doğusundaki Donbas bölgesindeki Ukrayna askerî mevzilerini bombaladı. Operasyon başkent Kiev’e kadar ulaştı.

Rusya-Ukrayna çatışmasındaki son gelişmeleri Rusya’nın önceki operasyonları çerçevesinde değerlendireceğim ve gelen tepkileri aktaracağım. Son olarak, sosyal medyada mevcut çatışmadan hareketle yapılan yorumlara değineceğim.

  • Bir adım geriden: 24 Şubat sabahından itibaren tanık olduğumuz savaşın uzun bir planlama dönemi olduğu bariz. Rusya, Mayıs 2021'den beri Ukrayna sınırına ve Kırım’a taktik taburları yerleştiriyor, tatbikatlar düzenliyordu. Ukrayna da özellikle 2014'te Kırım’ın ilhakından beri ordusuna yatırım yapıyor ve sınırın karşısında konuşlanan Rusya güçlerine karşı askerlerini görevlendiriyordu. 2020'de iki tarafın imzaladığı ateşkes anlaşmasıysa Rusya tarafından defalarca ihlal edildi. 2021'e geldiğimizde anlaşma aslında sona ermiş sayılabilir. Rusya ayrıca Donbas bölgesindeki Donetsk ve Luhansk şehirlerinde ayrılıkçı milisleri silahlandırarak bölgede ayrılıkçıların sesini yükseltmesine ve silahlı çatışmaların çıkmasına aracı oluyordu.

"Arka bahçe" anlayışı

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından itibaren Rusya dış politikasında tekrarlanan davranışlardan biri, Rusya’nın etki alanı içinde gördüğü ülkelerin Avrupa ile iletişimi derinleştirmeleri hâlinde Rusya’nın bu ülkeleri kendine çekmesi oldu. Rusya’nın "arka bahçesi" saydığı Gürcistan’ın Batı ile artan iletişimi ve muhtemel NATO üyeliği zor kullanılarak kesildi. Ermenistan’da Başkan Paşinyan, AB ile iletişimi artırırken Azerbaycan ile savaşında yalnız bırakıldı. Belarus’ta da halk ayaklanması hükümet güçleriyle bastırılmasaydı Rusya’dan şiddetli bir aksiyon beklenebilirdi.

"Hediye" Ukrayna toprakları

Ukrayna toprakları, sadece jeopolitik konumu ve arka bahçe anlayışından değil, aynı zamanda Rusya’nın tarihi bağları ve Putin’in kişisel tarih algısı dolayısıyla daha da önemli ve vazgeçilmez bir yer olarak göze çarpıyor. 21 Şubat’ta halka seslenen Putin, Ukrayna’nın doğusunda ayrılıkçı "cumhuriyetlerin" bağımsızlığını tanıdığını belirtirken Ukrayna’daki mevcut hükümeti "Batı’nın kuklası" olarak tanımladı. Ukrayna’nın, toprakları ve devletinin varlığı için Bolşeviklere, özellikle de Vladimir Lenin’e büyük bir teşekkür borcu olduğunu anlattı. Putin’in konuşmasını muhalif Rusya gazetesi Meduza’da yorumlayan Dr. Victoria Smolkin "Tarih Hayal Değildir" başlığıyla, Putin’in tarihi gerçeklikleri çarpıtarak Ukrayna'yı Bolşeviklerden kalan bir hediye gibi gösterdiğini yazdı.

Putin'in mirası

Putin’in konuşması, defalarca duyduğumuz "Sovyetler Birliği’nin çöküşü, 20'nci yüzyılın en büyük trajedilerindendir” ifadesinin bir uzantısı olarak, Rusya’yı ve dünyayı nasıl gördüğünü açığa vurması açısından önemli. Öte yandan, konuda uzman akademisyenler arasında Putin’in "yaşı ilerlediği için kendisine gelecekten baktığı", yani bırakacağı miras konusunda Ukrayna’yı Batı’ya kaptırmayı göze alamayacağı görüşü de yaygın. Ek olarak, her otokrat lider gibi Putin’in de tabanını kaybetmemesi için milliyetçiliğinin öne çıkarılması ve agresif dış politika, halkın iç sorunlara olan odağını değiştirecek bir yöntem.

Yaptırımlar yeterli mi?

Batı’da özellikle ABD ve AB’nin şimdiye kadar gördüğümüz Rusya saldırganlıklarına tepkisi ekonomik yaptırımlar üzerindendi. Başkan Biden "ABD, müttefikleri bu saldırganlığa kararlı bir cevap verecektir. Dünya Rusya’yı sorumlu tutacak" demesi üzerine 2014 Kırım ilhakından beri uygulanan yaptırımlara ek olarak yenileri yürürlüğe kondu. ABD ve AB bir dizi finansal yaptırım açıkladı. Berlin, Almanya-Rusya arasındaki doğal gaz boru hattı projesi Kuzey Akım 2 dosyasının durdurulduğunu açıkladı.

Süregelen Rusya saldırganlığı konusunda, Batı’nın Putin’i durdurmak için yeterince uğraşmadığı konusunda sesler yükseldi. "Making Putin Pay" başlıklı yazılarında ABD'li akademisyenler, bugünkü yaptırımların 2014’ten daha ciddi olmasına rağmen yine de yetersiz olduğunu öne sürdü. Putin’i "en yozlaşmış ve tehlikeli diktatör" olarak değerlendiren yazıda, rejimi cezalandırmak için Rusya’nın bütün enerji ve finans sektörünü durdurmayı, Putin’in çevresinde ve parlamentodaki bütün üst düzey yetkililere yaptırım uygulanmasını ve ordusuna karşı siber saldırılar düzenlenmesini önerdiler. Hafta başından beri siber saldırı dışındaki uygulamaların başladığına tanık olduk.

3'üncü Dünya Savaşı mı, Soğuk Savaş mı?

Bazı ironik şakalara veya gayriciddi analizlere konu olan "3'üncü Dünya Savaşı başlangıcı" kaygısı, elbette yersiz görünüyor. Yeni Soğuk Savaş kaygısı tamamen olmasa da bir anlamda doğru. Öncelikle, bir Soğuk Savaş kurumu olan NATO’nun varlığı ve genişlemesi, Rusya’nın hep dile getirdiği bir problem. Savaşı meşrulaştırmamakla beraber, iki kutuplu düzen mantığını andırıyor. Baltık ülkelerinde NATO üyeliğinin öne çıkarılması ve Finlandiya gibi nötr ülkelerin üyelik ihtimalleri de yine bu mantığı pekiştiriyor. Fakat bugün iki zıt ideolojiden ziyade, Biden’ın ofise gelmesiyle önemi artan bir otokrasi-demokrasi çatışması ve Amerika’nın tekrar "özgür dünyanın lideri" olma isteğinin yanında Rusya’nın (diğer otokratik liderler gibi) bölgesel güvenliğini ve etki alanını koruma isteği mevcut.

Zaman Putin'in aleyhine

1 Mart'ta NATO ülkelerinin Ukrayna’ya silah yardımına başlamasıyla Rusya ordusunun bazı şehirlerden çekildiği öğrenildi. Askerî konvoyun ulaştığı Kiev’de ise patlamalar devam ediyordu. Rusya kısa zamanda geri çekilecek olabilir ya da ülkede geniş çapta bombardıman hazırlığı olarak askerlerini temizliyor olabilir. Artık zaman Putin’in aleyhine işliyor, zira operasyonun başarıyla sonuçlanmadığı her gün medyada "Rusya yenilgisi" olarak değerlendirilecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Soğuk Savaş mı, 3'üncü Dünya Savaşı mı?

Rusya'nın işgal kararının nedenleri, siyasal trendlere etkisi ve olası sonuçları

02 Mar 2022

Eleanor Shakespeare - The Guardian

YAZARLAR

Deniz Kaptan

Yazar @ Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR