Ruminasyon nedir?

Ruminasyon, sık sık tekrarlayan, neredeyse takıntı haline gelen düşünceler zincirinden oluşuyor. Bu şekilde deneyimledikleri olaylar üzerine aşırı düşünmeye meyilli olan kişiler genellikle olayların olumsuz yönlerine odaklanıyor ve yaşadıkları durumları zihinlerinde tekrar tekrar yaşıyorlar. Bu durum zamanla onların çözüm odaklı düşünmelerine engel oluyor.
Araştırmalar aşırı düşünme eğilimi olan bireylerin yoğun seviyelerde stres yaşadıklarını, depresyon semptomları gösterdiklerini, problem çözme isteklerinde düşüş görüldüğünü, aşırı yeme/içme problemleri yaşayabildiklerini gösteriyor.
Romantik ilişkilerde ve arkadaşlık ilişkilerinde de ruminasyon kilit bir rol oynuyor. Aşırı düşünmeye meyilli kişiler, sorunları daha yoğun ve zorlu bir şekilde algıladıklarından dolayı ilişkileri içerisinde endişeli ve mutsuz olabiliyorlar. Bu da güvenli ve uzun süreli bağlar kurulmasına engel teşkil edebiliyor.
Aynı zamanda ruminasyon; depresyon, anksiyete bozukluğu, stres bozukluğu gibi psikolojik problemlerin ve bazı fizyolojik rahatsızlıkların habercisi olabiliyor. Bu yüzden aşırı düşünmeyi fark edebilmek ve önüne geçebilmek bireyler için oldukça önem taşıyor.
Ruminasyonu nasıl fark ederiz?
Öncelikle aşırı seviyede düşünmekle normal düzeyde kaygılı düşünmeyi birbirinden ayırmakta fayda görüyoruz. Örneğin; çıktığınız iş görüşmenizi kafanızda tekrarlayarak analiz etmek, gireceğiniz sınav için öğrendiklerinizi düşünmek, konuşacağınız bir konuda neler diyeceğinizi uzun uzun düşünmek geçici ruminasyon olarak tanımlanıyor. Bu şekilde geçici olaylar hakkında olan aşırı düşünme problem çözme becerisini bozmuyor, hatta kişilerin çözüme ulaşmasını sağlayabiliyor.
“Neden bunlar benim başıma geliyor?”
“İç sesimi hiç susturamıyorum.”
“Neden böyle dediğini düşünmekten dersi dinleyemedim.”
Ancak bu cümleler size tanıdık geliyorsa ve sıklıkla benzer duygular hissediyorsanız ruminasyon seviyeniz konsantrasyonunuzu, motivasyonunuzu, insanlarlarla olan ilişkinizi ve olumlu duygular hissetme sıklığınızı etkilemeye başlamış olabilir.
Ruminasyon, depresyon ve anksiyete ilişkisi
“Ya … olsaydı ne olurdu?”
“Keşke ... deseydim.”
“Daha kötü ne olabilirdi ki?”
… gibi cümleler anksiyete bozukluğuyla ilişkilendirilebiliyor. Eğer olmuş bitmiş olayları hala düşünüp nelerin farklı olabileceği üzerine senaryolar geliştiriyorsanız, elinizde olmayan şeyleri kontrol etme isteği duyuyorsanız aşırı düşünmeniz kaygıya yol açıyor olabilir. Kaygının fiziksel semptomları ise yorgunluk hissi, kaslarda gerginlik, kalp atış hızında artış, terleme, sindirim problemleri olarak karşımıza çıkabiliyor.
Araştırmacılar ruminatif düşüncelere sahip olan kişileri hayat memnuniyeti, depresif düşünceler, affetme davranışları gibi alt başlıklarda inceliyorlar. Aşırı düşünmeye meyilli kişilerin affetme davranışından uzaklaşabildiği, depresif düşüncelere daha çabuk ulaşabildikleri ve hayat memnuniyetlerinin zamanla azaldığı gözlemleniyor.
Tekrar hatırlatmak istiyoruz ki sorunların çözümlerine odaklanmak ruminasyon içerisinde olduğunuz anlamına gelmiyor. Kaygının tam aksine bu şekilde bir düşünme stili sorunlar çözülüğünde bireylere rahatlama hissi ve tatmin duygusu yaşatıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Yaşadığımız olumsuz bir deneyim üzerine tekrar tekrar, durmadan düşünmek ruminasyon olarak tanımlanıyor. Ruminasyon, diğer zihinsel aktivitelerimize de müdahale ediyor.
04 Kas 2021

YAZARLAR

Yakın İlişkiler
İlişkilere bilimsel bir bakış açısı!
İLGİLİ OKUMALAR


