'Rusya'nın işgali bir yıpratma savaşına dönüştü'

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
2022 yılının 24 Şubat’ında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’ya bir askerî operasyon düzenlediklerini açıkladı. Putin, Ukrayna ordusuna silahları bırakma çağrısı yaptı ve Rusya'nın meşru müdafaa hakkını kullandığını belirtti. Ukrayna'da sıkıyönetim ilan edildi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, isteyen vatandaşların silaha erişebileceğini açıkladı.
Rusya’nın söylemi, müdafaa; Ukrayna’nın söylemi ise işgaldi.
24 Şubat 2022’de başlayan bu çatışma, ikinci yılını dolduruyor. Bölgede anlık olarak sıcak çatışmalar devam etmese de iki ülke arasındaki gerilim sürüyor. Dünyanın gündemi ise İsrail-Hamas savaşına doğru kaydı. Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ikinci yılı dolarken bölgede yaşananlara odaklanmak gerekiyor. Bu çatışmanın geçmişi kadar geleceği de önemli.
Rusya analisti Kerim Has ile Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde son durumunu, Putin’in hedeflerini ve gelecekte cephenin görebileceklerini konuştuk.
-Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin dünya gündemindeki yeri özellikle İsrail ve Hamas Savaşı’ndan sonra alt sıralara düşmüş gibi görünüyor. Şu anda işgalin gidişatına ilişkin izlenimleriniz neler? Süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her şeyden önce Rusya beklediği şekilde işgali hızlı bitiremedi. Rusya topyekûn işgale giriştiği zaman 24 Şubat 2022’de kısa bir süre içinde 1 hafta, 10 gün içinde bitirmeyi planlıyordu. Planlandığı gibi gitmedi ve Rusya’nın bir B planı da yok. Dolayısıyla gidişata göre hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığı anlaşılacaktır. “Ne oldu?” derseniz, gelinen bu noktada Rusya, Donbass bölgesinde tek yanlı bağımsızlığını ilan eden cumhuriyetlerin bağımsızlığını tanıyıp zaten topyekûn bir işgal başlatmıştı ama sadece Donetsk ve Lugansk bölgesini ilhak ettiğini açıklamadı. Aynı zamanda Zaporijya ve Herson’u da ilhak etti. Ancak bu dört bölgenin %100’ü Rusya’nın kontrolünde değil. Lugansk bölgesinin %98 kadarı Rusya’nın kontrolünde. Donetsk bölgesinin %60 kadarı Rusya’nın kontrolünde. Zaporijya’nın %80 civarı diyebiliriz, şehir merkezi dahi Rusya’nın kontrolünde değil. Herson’un %70-75 kadarı Rusya’nın kontrolünde, yine buranın merkezi de Rusya’nın kontrolünde değil. Dolayısıyla ilhak ettiği toprakların tümünü kontrol altına alamadı.
Rusya perspektifinden bakıldığında daha Donbas’ı bile kendi kontrolüne alamamış durumda. Bu açıdan bence bugün itibarıyla bile savaş bitse zannımca Rusya hedeflerine ulaşmış olmaz. Rusya açısından bakıldığında bu meselenin devam etmesi gerekir.
-Rusya’nın hedeflerini nasıl açıklarsınız? Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu işgaldeki amacından bahsedelim. Putin’in buradaki amacının Ukrayna’yı işgalden ziyade NATO’ya yönelik bir gözdağı olduğu yorumları yapılıyordu. Bu yorumları 2 yılın sonunda nasıl değerlendirirsiniz?
Bu mesele çok tartışılıyor. Putin’in Rusya’nın emperyal hedefleri açısından bakıp bir toprak kazanma amacıyla işgali başlattığı söyleniyor. Ben bu fikirde değilim. Rusya’nın emperyal hedeflerinin olduğunu yadsımıyorum. Bütün ülkelerin vardır. Rusya için mesela bu post-Sovyet coğrafya olarak söylenir. Ama ABD’nin de emperyal hedefleri var. NATO keza ABD’nin Avrupa’daki varlığının bir enstrümanıdır. Bir açıdan da gücü yeten bütün ülkelerin emperyal hedefleri var. Ama bunun haricinde Batı’da bu savaşı isteyen ABD- İngiltere gibi bazı güçlerin de olduğunu düşünüyorum. Bu savaş, 2014’ten 2022’ye kadarki süre içinde Ukrayna topraklarının Rusya’ya karşı "koç başı" olarak kullanılmasının, Rusya’nın güvenlik açısından çıkarları düşünüldüğünde uzun süre o bölgenin kaşınmasının sonucudur.
Ukrayna’nın tarafsızlık statüsü bir anlamda fiili olarak NATO yanlılığına dönüşmüştü. Bu egemen ülke kararıdır ama Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılmak için provoke edildiğini düşünüyorum. İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace açıklamıştı, kendi resmî rakamlarına göre “2014’ten 2022’ye kadar en az 22 bin Ukrayna askerini biz eğittik” demişti. Bu sadece İngiltere açısından bakıldığında 22 bin, buna diğer NATO ülkeleri katıldığında sayı artabilir.
Dolayısıyla Rusya birkaç yıl daha bekleseydi, Ukrayna meselesi kendisi için daha büyük bir baş ağrısına dönüşecekti. Çünkü Ukrayna hukuki açıdan bir NATO ülkesi olmasa da fiili açıdan özellikle Anglosakson cenahın, ABD ve İngiltere’nin, Rusya’ya karşı kullandığı "büyük bir uçak gemisine" dönüşmüş olacaktı. Şimdi orada Rus etnik nüfus var, Rusya yanlısı milyonlarca isim var. Finlandiya’nın, İsveç’in NATO üyeliğinden farklı bir meseleden bahsediyoruz burada.
Ukrayna, anti-Rusya yapılmaya çalışıldı. Buna Ukrayna'yı yönetenlerin bir kısmı muhtemelen destek çıktı. Bir kısmı muhtemelen Rusya ile ilişkilerini de sonlandırmak istedi. Bunlar devletlerin egemen kararlarıdır ancak ülkenizi başka bir ülkeye zıtlık üzerinden kurgular ve kalkınmanızı başkalarına da kullandıracak şekilde endekslerseniz, bir de karşınızdaki ülke Rusya gibi büyük bir ülkeyse, onun tepki vermesi meşru olmasa da anlaşılabilir.
Putin geçen gün şunu söyledi: "Burada üzülecek bir şey varsa bu savaşa daha önce başlamamamızdır." 2022’de değil de 2018-2019’da Rusya topyekûn işgale başlasaydı tahmin ettiği şekilde 1 hafta-10 gün içinde bu işgal bitebilirdi. Çünkü o 3-4 yıllık süre içinde de Ukrayna'ya yardımlar yapıldı. Almanya, Fransa yani kıta Avrupası ülkeleri bu savaşın çıkmaması için yine çabaladı. Neticede en fazla onlar zarar gördü. Birçok sorun var. Ukrayna meselesinden dolayı, kendi endüstrileri zarar gördü. Uzun bir süredir Almanya ekonomisi daraldı, küçülme gösterdi. Kıta Avrupası büyük sıkıntılar çekti ama okyanusun ötesi veya denizin ötesi İngiltere ile ABD, öyle sıkıntılar çekmedi. ABD gaz satmaya başladı, daha fazla LNG, Almanya’daki Rus gazını ikame edebiliyor, belli ölçüde tabii ki.
- Rusya’nın planladığı şekilde bu işgalin kısa sürede bitememiş olmamasının nedeni nedir? Rusya nerede hata yaptı?
En büyük hesap hatası, Kremlin kuleleri arasında, oradaki güç mücadelesinde oldu. Rusya bir güvenlik devletidir, birçok güvenlik kurumu vardır. Askerî istihbarat, dış istihbarat, Savunma Bakanlığı gibi birçok güvenlik kurumu bulunur. Devlet bir insan organizması gibidir, bir insanın elleri-ayakları orantılı büyür, devlet de kurumlardan oluşuyor ve Rusya’da güvenlik birimini bir kol olarak düşündüğünüzde o kol o kadar büyümüş ki 3,5 milyon güvenlikçi var. Nasıl bir insanın kolu çok fazla büyürse ona yorgunluk verir, kolunu kaldıramaz, kendisine zarar vermeye başlar, bunun gibi düşünmek gerek. Rusya da güvenlik meselesini fazlaca abarttığı için diğer uzman görüşlerini okuyamadı belki de.
Savaşın büyüyeceğini tahmin etmemişlerdi. Putin, 25 Şubat’ta Ukrayna ordusuna "Direnmeyin, darbe yapın, gücü elinize alın" demişti. Putin şuna ikna olmuştu öncesinde de: "Ukrayna bize direnmez." Buna inanmış. Bu da şunu gösteriyor, Putin’e giden istihbarat bilgileri yanlış aktarılmış veya kendisi yanlış anlamış. Burada Putin’in kendisine gelen istihbaratta bir problem, sıkıntı var. Bu güç savaşı hâlâ var, ancak bastırıldı. Putin ipleri eline aldı.
İkinci olarak burada Batılı ülkelerin yardımları söz konusu. Ancak sadece silah yardımı değil. NATO generalleri 2022'de açıkça söylemişlerdi "Biz ilk kez NATO tarihinde NATO üyesi olmayan bir ülkeyle bu kadar büyük bir istihbarat paylaşımında bulunuyoruz" diye. Çok büyük bir destek söz konusu. Bir NATO üyesi gibi muamele edildiğini görüyoruz. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de savaş başladıktan sonra “Biz Ukrayna'ya destek vermeye yeni başlamadık, 2014’ten beri destek veriyoruz" demişti. Bu savaşın çıkmasını isteyen başka ülkeler de vardı. Çünkü Rusya büyüdükçe Çin ile ilişkileri de güçleniyor. Rusya-Çin ittifakı çok daha büyük bir tehlike Batı için.
Buradaki savaşa "Batı iyiliği temsil ediyor, Rusya ve Çin kötülüğü temsil ediyor" diye bakmak, çok büyük yanlış olur. Zaten bunu israil-Hamas çatışmalarında görüyoruz. Burada ölen insan sayısı, Ukrayna Savaşı’nda ölen sivil sayısından en az 3 kat daha fazla ve çok daha kısa sürede. Bunu bütün Batı ülkeleri çok güçlü bir şekilde destekliyor. Batı iyiyse o zaman burada ne diyeceğiz? Bu ideolojik bakış açılarından kurtulmak lazım.
- Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik müdahalesinde kış aylarında yeni bir aşamaya geçileceğini söylemişti. Zelenski, bu durumun yalnızca cepheyi değil, aynı zamanda sivilleri ve hatta tahıl ihracatını da etkileyeceğini ifade etmişti. Bu durum gerçekleşti mi?
Savaş zaten sivilleri etkiliyor en başından beri. En fazla Ukraynalılar zarar gördü. Milyonlarcası ülkesinden göç etti, ayrıldı. Sınır bölgelerinde yaşayan Ruslar da sıkıntı çektiler. Yine Donbas bölgelerinde 8 yıldır devam eden bir savaş da vardı. Bu insanlar da sıkıntı çekiyorlardı, Rus yanlısıydılar. Rusya'ya uygulanan yaptırımlardan dolayı Ruslar da, tabii ki ölüm değil, ama ambargo etkisinden nasibini alıyorlar.
Bu açıdan "Rusya bir atağa geçer mi?" sorusu hâkimdi. Olmadı, kısa vadede olacağını da düşünmüyorum. Rusya taarruza geçebilse geçerdi. Kasım 2022'den beri Rusya'nın Herson'dan çıkmasının ardından sahadaki durum çok değişmedi. Haziran 2023'teki Ukrayna'nın karşı taarruzu çok abartıldı. "2-3 ay içinde Kırım'a erişeceğiz", "Ruslar Kırım'dan kaçacaklar" gibi hem Prigojin isyanının bir etkisi hem de Batı'nın abartısı ile... Ancak bir sonuç çıkmadı. Ukrayna kendi topraklarını geri alamadı, hatta Rusya belirli ölçüde bir ilerleme sağladı.
Burada bir "yıpratma savaşı" var. Askerî gücü spesifik yerlere çekip mümkün olduğunca zarar verme ve kırma stratejisi. Burada iki taraf da büyük kayıp veriyor. Günün sonunda şunu biliyoruz: Rusya’nın nüfusu Ukrayna’nın nüfusunun 3 katı. Burada Rusya'nın kapasitesi daha fazla. Bu şekilde bakıldığında Rusya'nın savaşma azmi, 2022 yılına göre artmış olabilir.
- Son olarak, Rusya’nın işgalinde önümüzdeki süreçte neler olacağını öngörüyorsunuz? İşgalin son bulacağı değerlendirmesi çok da gerçekçi gibi durmuyor. Sizce gelecek günlerde bu cephede neler göreceğiz?
Bence burada yıpratma savaşı devam edecektir. Rusya tarafı, Ukrayna’nın askerî gücünün sayısal anlamda kırılması için çabalayacaktır. Büyük şehirlere girmenin anlamı yok şu aşamada. Çünkü oraları Rus şehri olarak görüyor Rusya, bunun bir anlamı yok.
Bir de tabii Rusya, tarih boyunca beklemeye alışkındır. Rus kültüründe, beklemek çok önemlidir. Büyük bir coğrafyadır. Avrupa “al-vere” daha yakındır. Rus coğrafyası öyle değil. Geniş olduğu için genellikle bir toprak parçasını aldıkları zaman insan da nüfus da az olduğu için uzun vadeli savunma taktikleri geliştirmişlerdir. Bu da zamana oynamak demek. Zamana oynayarak Rusya kazanç sağlayacağını görür. Ruslar şöyle düşünüyor: "Zaman bizim lehimize, ABD seçimlerini bekleyebiliriz, Trump gelebilir." Ukrayna yine bir karşı taarruza geçerse ve yine başarısız olursa Batı'nın "masaya otur" baskısı başlayabilir.
Bu röportajı dinlemek için linke buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rusya analisti Kerim Has ile Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde son durumu ve Putin’in hedeflerini konuştuk. İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Ali Tuğtan'a ise Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin NATO'yu nasıl etkilediğini sorduk.
24 Şub 2024

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi aldığı için ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturan devletleri ekonomik ve askerî olarak sınırlandıran CAATSA yaptırımlarına Aralık 2020’den beri maruz kalan Türkiye’ye ABD Başkanı Trump’tan müjde geldi. NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen Trump, hediye paketini Erdoğan’a sundu: Yaptırımlar kalkacak, F-35 konusu ele alınacak.




