Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinde Çin'in denge politikası

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinde Çin'in denge politikası

18 Nisan - Lexus - Spektrum
Lexus ile birlikte

Yeni Lexus NX şimdi Türkiye’de Lexus için yeni bir dönem başlıyor; özel bir geçmişin yeni varisi olan yeni Lexus NX hayatı N’lerde yaşamanız için şimdi Türkiye’de . Lexus’un geleceğini şekillendirirken markanın tasarımda gideceği yeni yönü ortaya koyan; dinamik, performans ve teknoloji açısından yenilikçi bir lüks deneyim sunan yeni NX’i keşfetmeye davetlisiniz. Daha modern, olgun ve güçlü bir kimlikte hayat bulan yeni model, ilk nesil NX'in sofistike tasarımını ileri bir seviyeye taşırken daha dinamik bir sürüşe davet ediyor. Şık ve çekici görüntüsünün yanı sıra NX’in “fonksiyonel güzellik” anlayışına sahip yeni tasarımı, daha iyi aerodinamikler, daha fazla sessizlik ve daha yüksek yakıt verimliliği barındırıyor. Lexus’un Omotenashi misafirperverlik felsefesinin yeni Tazuna kokpit tasarımıyla buluşması Yeni Lexus NX’e binmeyi bir seremoniye dönüştürüyor. Takumi Ustaları’nın yüksek işçilik kalitesini gözler önüne seren ve adeta lüks bir lounge konforu yaşatan yeni kabin tasarımı, binicinin dizginle atları kontrol etmesinden ilham alan Tazuna kokpit konseptiyle şekillendi. Böylece sürücü NX'le çok daha sezgisel bir ilişki kurarak her şeyin kontrol altında olduğu bir sürüş deneyimi elde ediyor. Yeni nesil NX, hibrit ve plug-in hibrit versiyonlarıyla satışa sunuluyor. Tam hibrit NX 350h, 4. nesil Lexus Hybrid teknolojisiyle performans ve verimliliği daha ileri taşıyor. Lexus’un hibrit teknolojisindeki köklü uzmanlığını yansıtan ilk plug-in hibrit modeli ise, yeni NX 450h+ ismiyle sahneye çıkıyor. Heyecan verici bir güce sahip Yeni Lexus NX, güç, yakıt tasarrufu, düşük emisyon değerleri ve elektrikli sürüş kabiliyetiyle sektöre yeni bir referans noktası kazandırıyor. Yeni NX, üçüncü jenerasyon Lexus Safety System + ile donatılan ilk Lexus modeli olma özelliği taşımasının yanı sıra geliştirilmiş Ön Çarpışma Önleyici Sistemi, Acil Direksiyon Asistanı, Adaptif Hız Sabitleyici ve Şerit Takip Asistanı özellikleriyle kaza riskini tespit etmek ve önleme konusunda yeni standartları belirliyor. Sürüşü daha güvenli ve konforlu hâle getiren Yeni NX, elektronik kapı açma sistemi e-Latch ile kapı açma anında arkadan bir araç, motosiklet ve bisiklet geldiğinde uyarı vererek kazayı önlemek için kapının açılmasını engelliyor. Yeni Lexus NX’i ilk deneyenlerden olmak için Lexus Showroomlarında test sürüşüne davetlisiniz. Başvurmak için burayı ziyaret etmeniz yeterli.

Daha fazlasını öğren

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Rusya ile ilişkilerini "Sınırsız Dostluk" konseptiyle tanımlayan Çin Halk Cumhuriyeti, 24 Şubat'ta başlayan işgalin ardından ne Batı ülkeleri gibi Rusya’ya karşı ekonomik ve siyasi bir savaş başlattı, ne de beklentilerin aksine Moskova’ya sınırsız destek sağladı. Peki, Çin’in Rusya işgaline karşı yürüttüğü denge politikasının temelinde ne yatıyor? Ekonomik yaptırımların zayıflattığı Rusya’yı kendine bağımlı bir müttefik hâline mi getirmeye çalışıyor, yoksa olası bir Tayvan işgali için "bekle ve gör" stratejisi mi uyguluyor?

Sınırsız Dostluk

Soğuk Savaş döneminde, özellikle 1960'lardaki sınır çatışmaları ve ideolojik ayrışmadan sonra, ideolojik ayrılıkların gölgesinde kalan Sovyetler Birliği-Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri, soğuk savaşın bitmesiyle yeni bir aşamaya geçti. 1990’larda başlayan yakınlaşma süreci, özellikle 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı işgali ve Batı ülkelerinin yaptırımları sonrası "stratejik ortaklığa" evrildi. Savunma sanayi, teknoloji, ticaret, yatırım ve uluslararası kuruluşlarda ortak hareket edilmesi gibi birçok alanda derinleşen ilişkiler, başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri nezdinde bir tehdit olarak algılanmaya başladı. İki otoriter ülkenin ittifakı olarak görülen Çin-Rusya yakınlaşmasının temelde ABD öncülüğündeki Batı hegemonyasına karşı geliştirilen bir ortaklık olduğu yorumları temel argüman hâline geldi. 

4 Şubat’ta Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleştirilen görüşme iki ülke arasındaki ilişkilere yeni bir boyut kazandırması açısından önem taşıyor. Görüşme akabinde açıklanan ortak bildiride "İki ülke arasındaki ilişkilerin sınırı olmayan bir dostluk" olduğu tüm dünyaya ilan edildi. Söz konusu bildiri ve "sınırsız dostluk" konsepti üzerine tartışmalar devam ederken Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesiyle uluslararası gündem tamamen bu konuya odaklandı. Başta ABD ve AB olmak üzere birçok ülke Rusya’nın işgalini kınayıp ağır yaptırımlar uygularken Çin Halk Cumhuriyeti, dış politika anlayışına uygun bir şekilde Rusya ve Ukrayna’ya karşı denge politikası izlemeye devam ediyor. "Sınırsız dostluk" anlayışına uygun şekilde askerî ve ekonomik olarak Rusya’ya tam destek vermesi beklenen Çin’in uyguladığı denge politikasının nedenleri ve amaçlarının kapsamlı şekilde irdelenmesi ise önem arz ediyor.

Çin’in, Rusya’nın işgaline karşı yürüttüğü politika iki temel argüman çerçevesinde analiz edilebilir. Birincisi, ekonomik yaptırımların zayıflattığı bir Rusya’nın ekonomik ve siyasi anlamda Çin’e bağımlı gelmesi ikili ilişkilerdeki dengeyi Çin lehine değiştirecektir. İkinci argüman ise, Çin’in temel dış politika doktrinlerinden biri olan Tayvan’ın anakaraya yeniden bağlanması hedefine yönelik bir "bekle ve gör" stratejisi takip ediyor olduğudur.

Çin’e bağımlı bir Rusya

Ekonomik, askerî ve siyasi olarak güç kaybına uğrayan Rusya’nın Çin için büyük avantajlar oluşturacağına dair argümanlar hem Batı hem de Çin akademisyenleri tarafından sıklıkla dile getiriliyor. Çin, AB’nin ardından Rusya’nın en büyük ikinci ticaret ortağı konumunda bulunuyor. AB ülkelerinin uyguladığı ambargolar ve enerji tedarikinde Rusya’ya olan bağımlılıklarını azaltma politikalarının ikili ticaret hacmini büyük ölçüde daraltacağını öngörmek mümkün. Bu noktada, en büyük ticaret ortağını ve enerji ithalatçısını kaybeden Rusya’nın büyük ölçüde Çin’e yöneleceği söylenebilir. Vladimir Putin’in "Rusya'nın Çin'e ve diğer Asya ülkelerine enerji ihracatını artırmak için gerekli altyapıyı oluşturması gerektiği" yönündeki açıklaması da bu argümanı destekler nitelikte. Hâlihazırda, Çin enerji ihtiyacının %15’inden fazlasını Rusya’dan karşılamakta ve 2035 yılına kadar Rusya’nın en büyük enerji ithalatçısının da Çin olacağı öngörülmektedir. Nitekim, 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı işgaline yönelik Batı ülkelerinin uyguladığı ambargolar iki ülke arasındaki ticaret hacmini %50’den fazla artırmıştı.  

BBC Türkçe

Ticari yaptırımlara ek olarak, birçok Batı merkezli şirketin Rusya'dan yatırımlarını çekmesi de Çin'e yeni yatırım alanları yaratarak Rusya üzerindeki ekonomik tahakkümünü artırmasına zemin hazırlayacaktır.

Tayvan’ın işgaline hazırlık mı?

1949 yılında, iç savaştan galip çıkan Mao Zedong önderliğindeki komünistlerin kurduğu Çin Halk Cumhuriyeti, anakaranın ayrılmaz parçası olarak gördükleri Tayvan ile yeniden birleşmeyi temel dış politika hedeflerin biri olarak benimsedi. Ukrayna’nın işgaliyle Çin’in de Tayvan’a karşı bir işgal girişimi başlatacağı yönündeki yorumlar uluslararası gündem de yer alırken Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yapılan resmî açıklamalar "Ukrayna’nın bağımsız bir ülke olduğunu ve ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini" belirtti ancak; Çin yetkilileri Tayvan’ı bağımsız bir ülke olarak tanımıyorlar. Dolayısıyla, Ukrayna’nın işgaliyle Tayvan meselesinin birbirinden bağımsız konular olarak yorumlanması Çin’in resmî doktrinini destekleyen argümanlar olarak görülebilir. Buradan hareketle, Çin’in Rusya’nın işgaline açık destek vermesi, uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde dile getirilen Çin’in "Ülkelerin iç işlerine karışılmaması ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması" yönündeki politikasına ters düşecek ve Sincan’daki Uygur kökenli vatandaşlara uygulanan asimilasyon politikası ve Tayvan meselesine karşı eleştiri ve söylemlerin artmasına da zemin hazırlayacaktır. 

Dolayısıyla, Çin’in Rusya’nın işgaline açık destek vermemesi, kendi iç politikası ve Tayvan’ın statüsüyle ilgili söylemlerini destekler niteliktedir. Aynı zamanda Çin’in Rusya’ya vereceği destek, Washington Mutabakatı olarak adlandırılan ve ABD öncülüğündeki liberal uluslararası düzene karşı otoriter-kapitalist bir alternatif olarak öne çıkan Beijing-Moscow Consensus’un (Pekin-Moskova Mutabakatı) gücünü ve dayanıklılığını göstermesi açısından da önem taşımakta. ABD hegemonyasına açıkça meydan okuyan bu ittifakın ağır siyasi ve ekonomik baskılara rağmen varlığını sürdürmesi, Çin’in süper güç olma iddiasını ve pro-aktif dış devam ettirebilmesi açısından hayati öneme sahip. Çin’in Rusya’ya vereceği siyasi ve ekonomik destek bu ittifakın sürdürülmesi ve hegemonya mücadelesinin geleceği için bir gereklilik olarak da değerlendirilebilir.

Çin’in işgal sürecindeki politikasının, olası bir Tayvan işgalinde uluslararası tepkinin ne olacağı ve ne gibi yaptırımlar uygulanacağı konusunda somut bir gözlem süreci olduğu yönündeki argümanlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Rusya’ya göre dünya ekonomisine daha entegre olan ve uluslararası kuruluşlardaki nüfuzunu artırmaya çalışan Çin için olası bir Tayvan işgalinde maruz kalacağı yaptırımların etkisi çok daha yıkıcı olabilir. Özellikle, yüksek büyüme trendini devam ettirmesi için enerji ithalatına bağımlı olması ve ihracata dayalı ekonomik modeli Çin’i uluslararası düzenin istikrarına önem vermeye zorluyor. Sonuç olarak, Rusya’nın Ukrayna’nın işgalindeki askerî yetersizliği, yaptırımların ekonomik etkileri ve özellikle ABD öncülüğündeki Batı dünyasının verdiği tepkiler Çin’in uzun vadeli Tayvan politikasını ne şekilde yürüteceği konusunda canlı bir gözlem fırsatı sunuyor.

Özetle yaptırımlarla zayıflayan bir Rusya’nın Çin’e bağımlı hâle gelmesi, Çin’in "ülkelerin iç işlerine karışılmaması ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi" yönündeki istikrarlı dış politika söylemleri ve olası bir Tayvan işgali için gözlem yapma ve kendini hazırlama sürecine girmesi Çin’in Ukrayna’nın işgaline karşı yürüttüğü denge politikasının temel nedenleri olarak görülebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Çocuklar için barış, Çin'in denge politikası

Günaydın. Bu hafta Ukrayna'nın işgalinden etkilenen çocuklar için yürütülen çalışmalar, işgal sürecinde Çin'in yürüttüğü denge politikası ve dijital erişilebilirlik denetimi uygulamalarını ele aldık.

20 Nis 2022

Lexus ile birlikte
Vadim Ghirda/AP

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak