Şehrin Yaban Hayatı

Peki kim bu şehirli dostlarımız?
Şehrin Yaban Hayatı

Eylül - Dünyahali
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Sima Özkan

Bu hafta, gezegendeki yaban hayatın bir yedeğini, tesellisini uzaklarda değil, insanlarla tabiatın ayrılmaz bir şekilde içe içe olduğu şehirlerde aramaya çağırıyorum Dünya ahalisini. Tabiatın varlığına inanmak için yaşadığınız şehrin bir başka sakinleriyle göz göze gelmeye davet ediyorum. Kim bilmek istemez ki, kimlerle paylaşıyoruz bu genişledikçe, eksilmeye inat içine dünyaları sığdırmaya devam eden şehirleri… 

Jacques Cousteau’yu tüplü dalışın başlangıç meridyeni yapan an, başına bir yaz günü gelmişti. Gözlerini suyun altında ilk defa açtığında... Sonrası mı? Suyun altını çocuksu, saf ve safi merakla BİLMEK istemişti. “Deniz altıyla ilgili filmler yapmamın altında çok basit bir neden yatıyor: İnsanların sevdikleri şeyleri koruyacağına dair bir inancım var. Ne var ki, sadece bildiğimiz şeyleri seviyoruz” demişti. BİLDİĞİMİZ ŞEYLERİ… 

Yaşamın, tuhaf ve harika şekillerde geliştiği ekosistemlerden biri de şehirlerken, bazen nasıl da suyun altında gözlerimizi açmayı reddediyoruz. Görmeye ve bilmeye karşı çıkabilen kalabalıklar her sabah gün doğarken işe gidiyor, vapurlara biniyor, gökyüzünün altında adımlarca yürüyor, toprağa basıyor, kulaklarını kulaklıklarla tıkamayı, bakışlarını küçük bir ekranla oyalamayı tercih edebiliyor. İnsanlarla göz göze gelmeyi geçtim, acaba herhangi bir canlıyla en son ne zaman göz göze geldiklerini hatırlıyorlar mı? “Denize +1 Nefes” Projesi’yle Marmara Denizi’nin bu en işlek bölgesinde, şehrin hemen yanı başındaki, dipteki deniz mercanlarını görebilmek için biz de Cousteau gibi suya dalabilmeliyiz belki ama şehirlerimizin her köşesi yaban hayvanlarıyla doludur halihazırda. Dalmasak da olur. 

İster parklar, ister gökdelenler olsun şehrin her köşesi yaban hayvanlarına barınma, beslenme ve çoğalma imkânı verir. Uzun zamandır bizimle aynı şehrin sakini olarak, bizim sunduğumuz bu rahatlığın tadını çıkarıyorlar. Birinin varlığı, onunla beslenen bir diğerinin daha varlığını şehirlere çekiyor. Şehrin yaban sakinlerinin türleri şehirden şehre, ülkeden ülkeye değişse de yabandan şehre göç etmelerinin amaçları aynı. Onlar şehir ekosisteminin bir parçası oldular bile. Bazı ekosistemlerin parçası da insan denen hayvan oldu.

Peki kim bu şehirli dostlarımız? 

Kaya sansarları, kirpiler, sincaplar, gökdoğanlar, kara kaplumbağaları, gece kurbağaları, hazer yılanları, kerkenezler, gökdoğanlar, tilkiler, yunuslar, hatta bazen kurtlar ve boz ayılar. Kirpiler, kaplumbağalar ve kurbağalar kış uykusunu sitelerimizin, apartmanlarımızın güvenli bahçelerinde geçiriyor. Gökdoğanlar doğal yaşam alanlarının bir benzeri olan gökdelenlerde, yani yüksek bina vadilerinde, gözde avları güvercinler sayesinde gayet keyifli bir yaşam sürüyor. Göklerin en hızlı kuşu gökdoğanlar, şehirlerin en gevezesi yeşil papağanlar… Yuvalarını yıllardır Galata Kulesi’ne yapan yüzlerce akkarınlı ebabil kuşu da bu sakinlerden bir diğeri. 

Yaban hayvanları şehirlere tesadüfen gelmiyor.

Arka planda, bu gizemli canlılar sayısız ekosisteme hizmet ediyor. Elbette, şehir onlar için riskli bir yaşam alanı. Uzun binalar, camlar, geniş yollar her yıl milyonlarca kuşun yaşamını tehdit ediyor. Geçtiğimiz yıllarda Sultanahmet Meydanı’ndaki dikilitaşın altından kurtarılan kaya sansarı gibi… Kalabalıktan ciddi şekilde korkmasından doğal ne vardı? Bu yüzden, şehir ekosistemi içindeki doğal alanların biz insanlar tarafından işgal edilmesi, bölünmesi, parçalanması bu yaban hayatını da tehlikeye atıyor. Oysa şehir, yer altında, toprak üstünde, gökyüzünde ve kıyılarında yaban hayatına tüm misafirperverliğiyle kucak açıyor. 

Kentte doğan yaban hayvanlarının maceralarını anlattığım, çocukları kapımızın önündeki doğal yaşama dikkatle bakmaya, bilmeye heveslendiren çocuk kitapları serimin ilk kitabında şehirli bir kaya sansarı ve yeşil papağanla tarihi yarımadayı turluyor, vapura binip Kadıköy’e geçiyor, Gülhane Parkı’na selam veriyoruz. İkinci kitapta ise şehirli bir gökdoğan ve sincapla tanışıyoruz; Yıldız Parkı’ndan şehrin uzak ucu, Silivri’ye uzanan bir macera bu da: Masalımı Gören Oldu mu? ile Şiirimi Duyan Oldu mu?. Serinin üçüncü kitabı Mektubumu Okuyan Oldu mu?’da macera bizi şehrin mavi ormanına, yunusların dünyasına götürecek… 

Belki Marmara Denizi’nde bir tanecik olsun yaşayan bir ahtapot vardır!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

79: Şehirli Dostlarımız Kim?

İklim için Kampanyacılık Rehberi, Sıcak Hava Dalgaları, Vego

02 Eyl 2022

BMW ile birlikte
79: Şehirli Dostlarımız Kim?

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı