

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İklim krizini önlemek için hep “devlet bir şeyler yapmalı” diyoruz ya, devletin yapabileceği iki şeye bir bakalım isterseniz:
Öncelikle, devlet ya yasak ya da vergi koyabilir, bunun dışında elinde çok fazla bir imkan yok. İklim krizi açısından bakıldığında da ya sera gazlarının salımını yasaklar, ya da sera gazlarının salımına vergi koyabilir. Tümden yasakladığı anda ise ülkede hayat duracağı için bu yasağı her salıma değil, belirli miktarların üzerindeki salımlara getirir. Üstüne bir de bu miktardan fazla salanlarla az salanların aralarında takas yapmalarına da izin vererek bir esneklik tanır. Buna Emisyon Ticaret Sistemi diyoruz.
Bu iki yaklaşım arasındaki en önemli fark şudur: Eğer bir karbon vergisi koyarsak, bu verginin ne kadar azaltıma yol açacağını bilemeyiz, ama herkes cebinden kaç para çıkacağını çok daha kolay öngörebilir. Çok daha kolay uygulanan bir sistemdir, ama bizimki gibi bir ülkede “nereye gidiyor bu vergiler?” sorusu her daim var olacaktır. Bunun yanında Emisyon Ticaret Sistemi çok daha zor uygulanır, ama ne kadar azaltıma yol açacağı kolayca öngörülebilir. Yalnız kişiler ve şirketler bu sistem dahilinde ceplerinden kaç para çıkacağını hesaplamakta zorlanırlar.
Yalnız şunu unutmamak gerekiyor. Karbon vergisi de Emisyon Ticaret Sistemi de ekonomik açıdan bakıldığında tüketiciler için negatif toplamlı bir işlemdir. Yani, karbon salımlarını azaltmak bugün için maliyetlidir. Bu maliyeti de birilerinin karşılaması gerekir. Onun için sisteme katılan herkes bundan para kazanmaz, bazıları kazanır, bazıları kaybeder ama kazananlarla kaybedenleri topladığımızda kaybedenler daima çoğunlukta olacaktır.
Emisyon Ticaret Sistemi’nin çalışması için devletin bir tavan belirlemesi gerekir.
Bu da iki hususu beraberinde getirir. Bunların ilki, elbette, devletin ülke için öngördüğü salımların bir tavanı olmasıdır. Bugün için senede 525 milyon ton sera gazı salıyoruz ve devletimiz 2030 yılına kadar 690 milyon tona çıkacağımızı öngörüyor, yani tavan şu anda saldığımızdan çok daha fazla. Bu durumda şirketlere dönüp “siz bu sene 1000 ton salıyorsunuz ya, seneye en fazla 1100 ton salabilirsiniz” diyoruz. Şirketler de “biz zaten seneye gene 1000 ton ve altında salmayı planlıyoruz” diyorlar. Herkesin bu durumda takas edecek bolca sera gazı fazlası oluşuyor, ama ekside olan şirket çok az olduğundan salımların fiyatı çok düşüyor. Bunu pazardaki domates gibi düşünebilirsiniz, pazara iki - üç alıcı geliyor ama çok sayıda satıcı elindeki domates satmak derdinde ve domateslerin de ayırt edici bir özelliği yok. Bu durumda fiyat nasıl çok düşerse, aynı şey sera gazı takas borsasında da olacaktır. Bunu engellemenin tek yolu şirketlere “bu sene 1000 ton salıyorsunuz, seneye 980 ton hakkınız var” diyerek piyasada oluşacak fazlayı kısıtlamak ve bu yolla da ülkemizin saldığı sera gazı miktarını azaltmaktır. Tek sorun, ülkemizin böyle bir niyeti ve politikası yok.
Diyelim böyle bir politikamız oluştu. Şirketlere “1000 ton yerine 980 ton salabilirsiniz” dedik. Eğer şirket 980 ton yerine 1020 ton saldı. O zaman aradaki 40 tonu karbon piyasasından satın alacak. Teoride çok güzel görünüyor ama pratikte şöyle bir sorun var. Diyelim şirket piyasadaki karbonu almak istemedi ve artı 40 ton karbonda kaldı. O zaman ne olacak? O zaman devletin bu şirkete bir ceza kesmesi gerekiyor. Mesela piyasadan aradaki 40 tonu satın alacak olsa 120 bin lira ödemesi gerekiyorsa devletin ona en az 240 bin lira ceza kesmesi gerekir ki şirket kendi isteğiyle karbon piyasasına dahil olarak işlemini orada halletsin. Peki, hangi şirket devletin herhangi bir cezasını zamanında ve tam ödüyor? Mutlaka bir noktada bir anlaşma ya da af olduğundan ödedikleri ceza bunun üçte birine, diyelim 80 bin liraya düşüyor. Şirket de o zaman piyasaya 120 bin lira ödeyeceğine devlete 80 bin lira ödemeyi tercih ediyor.
Uzun lafın kısası..
Devlet ile vatandaş ve şirketler arasındaki maddi ilişki şeffaf ve adil olmadığı müddetçe karbon vergisi de Emisyon Ticaret Sistemi de ülkemizde kolay kolay çalışmaz. Belki tek çalışabilecek usul sera gazı salımının tonuna 30 bin lira vergi koyup, bu vergiyi herkesten KDV usulü toplayıp, sonra da bu vergiyi vergi iadesi benzeri bir yöntemle vatandaşlara geri dağıtmaktır. Bu vatandaşlar arasında açılan gelir adaletsizliği makasının az da olsa kapanmasına yardımcı olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Emisyon Ticaret Sistemi, Doughnut Ekonomisi, Günümüzde Balıkçılık
18 Ağu 2023

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







