Sinan Ateş Davası Görülmeye Başladı

Sinan Ateş cinayeti, adalet duygusunu, temiz siyaset talebini ve yargıya olan güveni zedeleyen son yılların en büyük olaylarından biri. Bu cinayet bize Türkiye'deki siyasi iç hesaplaşmaların ne derece şiddetli olabileceğini gösterdi. Soruşturma ve kovuşturmanın yürütülme tarzı da hukukun üstünlüğü ilkesinin nasıl çiğnendiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sinan Ateş Davası Görülmeye Başladı

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı olan ve Ankara'da uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybeden Sinan Ateş’in davası Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı. 1 Temmuz’da ilk duruşması yapılan davada 22 tutuklu sanık ilk defa hâkim karşısına çıktı. Tutuklular arasında eski Ülkü Ocakları yöneticileri ve MHP’liler de de bulunuyor. Duruşmada tetikçi Eray Özyağcı verdiği tüm ifadelerini yalanlarken, azmettirici olduğu iddia edilen Doğukan Çep kendisinin "davanın baş aktörü" olduğunu ileri sürdü. Ara kararın verildiği duruşmada tutuklu yargılanan 10 sanık hakkında adli kontrol şartıyla tahliye kararı verildi. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ise “Sincan yerleşkesinde beş gün boyunca sanıkların ve müdafilerin siyasi bir cinayeti alacak verecek davasına indirgeme çabalarına sahne olan, basın yayın ve sosyal medya destekli kumpas tiyatrosu bugün sonlandı" diyerek ara karar tepki gösterdi.

Duruşmada ayrıca şüpheli 17 sanık için ayrı yürütülen soruşturmanın dosyasının ana dosyayla birleştirilmesi talebi mahkeme tarafından reddedildi. Ayrıca duruşmanın ilk celsesinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) avukatları davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme, "MHP'nin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığı" gerekçesiyle katılma talebinin oy birliğiyle reddine karar verdi.

Ayşe Ateş kolluk ifadesi ve soruşturma aşamasından beri cinayeti aydınlatma girişiminin birilerini koruma kaygısıyla sekteye uğratıldığını söylüyor. Ateş iddianamede eşinin ölümüyle ilgili önemli bilgilerin göz ardı edildiğini, bazı önemli tanıkların ifadelerinin dikkate alınmadığını ve kimi şüphelilerin dosyadan çıkarıldığını belirtmiştir. Ayrıca, dava sürecinde kimi savcıların görevden alınmasının ardında politik nedenler olduğunu iddia etmişti. Ayşe Ateş’in bu iddialarını tatmin edici bir açıklama ya da soruşturma süreci olmadığından, kamuoyunda da davanın yargılama usullerine uygunluğu hakkında ciddi şüpheler oluştu.

Sinan Ateş cinayeti, adalet duygusunu, temiz siyaset talebini ve yargıya olan güveni zedeleyen son yılların en büyük olaylarından biri. Bu cinayet bize Türkiye'deki siyasi iç hesaplaşmaların ne derece şiddetli olabileceğini gösterdi. Soruşturma ve kovuşturmanın yürütülme tarzı da hukukun üstünlüğü ilkesinin nasıl çiğnendiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Ayrıca bu cinayet siyaset-yargı ilişkisi ve devlet içindeki yapılanmalar ile ilgili geleneksel konuları tekrar gündeme getirdi. Son olarak: Ne yazık ki, yakın siyasi tarihimize damgasını vuran fail-i meçhul cinayetler yerini artık faili malum fakat toplumsal baskıya rağmen bir türlü aydınlatılamayan “adlî (!)” vakalara bıraktı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Dokuzuncu Yargı Paketi Ne Getiriyor?

Dokuzuncu Yargı Paketi Ne Getiriyor?, Sinan Ateş Davası Görülmeye Başladı, TÜİK Sorunu Büyüyor.

16 Tem 2024

Dokuzuncu Yargı Paketi Ne Getiriyor?

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR