Sri Lanka’da neler oluyor?

Sri Lanka, İngiltere'den bağımsızlığını kazandığı 1948’den bu yana en büyük ekonomik krizle karşı karşıya.
Sri Lanka’da neler oluyor?

(Görsel: Getty images)

Hindistan’ın güneydoğusunda yer alan ve günümüzde resmi adı Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti olan ülkenin nüfusu da yaklaşık 22 milyon kişi. Uzun yıllar Portekiz, Alman ve İngiliz sömürgesi olmuş ülke; 1948’de Seylan adıyla bağımsızlığını kazanmış ancak 1972 yılında Sri Lanka Cumhuriyeti’ne çevrilmiştir. Nüfusun çoğunu kendi dillerini konuşan Sinhaliler ve Tamiller ile etnik bir azınlık olarak görülen Morolar oluşturuyor. Ayrıca, Portekizli ve Hollandalı sömürgecilerin devamı olan Burgherler ile İngiliz kökenli Eurasienler de mevcuttur.

Sri Lanka ekonomik ve kurumsal kapasite açıdan gelişmiş bir ülke değildir. Kısmi ölçüde tarım sektörü ve sanayi sektörü ile oldukça geniş bir hizmetler sektörü mevcuttur. Tarımsal ve hayvansal ürünlerin üretimi ile hazır giyim ve çimento sektörleri önemli sanayi faaliyetleridir. Sri Lanka, dünyanın önde gelen kıymetli taş çıkarılan coğrafyalarından birisidir ve değerli madenlere yönelik sanayisi görece gelişmiştir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Hindistan, Almanya, Hindistan, Çin, İran, Malezya ve Japonya ile ticaret yapılmaktadır. Kaldı ki Sri Lanka, Batı Asya ile Çin ve Uzakdoğu arasındaki deniz yolları üzerinde yer alması nedeniyle daima uluslararası ticaretin bir parçası olmuştur. Daha 1. yüzyılda Plinius, Roma İmparatoru Claudius’a "buradan bir elçi geldiğini" kaydetmiştir. 5. yüzyılın başlarında Çinli seyyah Fahsien, notlarında "şehrin yüksek sosyoekonomik refahını" anlatır.

1505 yılında ise adaya gelen Portekizliler, Sinhali ve Tamil kuvvetlerinin mukavemetini kırmış ve yüzyılın sonlarında sahil bölgelerinin kontrolünü ve ihracat tekelini ele geçirmiştir. Böylece sömürgecilik sarmalına giren Sri Lanka’da, 1656’da Hollandalılar yönetimi devralmıştır. 1795’te adada ticari bir üs elde eden İngilizler, 1802’de Hollanda’dan idareyi devralmıştır. Sömürge yönetiminin ekonomik ve siyasi olumsuzluklarına karşı ilk ulusal hareket ise 20. yüzyılın başlarında gelişmiştir. Nihayetinde 1931’de yapılan seçimler doğrultusunda yeni bir anayasa hazırlanmış ve ülkeye özerklik tanınmıştır. 1944’te ise savunma ve dışişleri İngilizler’in denetiminde kalmak şartıyla daha geniş bir özerklik sunulmuştur. 4 Şubat 1948 tarihinde ise Seylan adıyla İngiliz Milletler Topluluğu çerçevesinde bağımsızlık verilmiştir.

Bağımsızlık sonrasında, tarih boyunca süregelen Sinhali - Tamil geçimsizliği, 1958’de hükümetin İngilizce yerine Sinhali’yi resmi dil yapması üzerine tekrar başladı. Tamiller bu karara karşı çıkarak, Tamilce’nin de resmi dil olmasını; ayrıca federal yapıda bir Tamil Devleti’nin kurulmasını istediler. Her ne kadar 1966’da Tamilce resmi dil olarak kabul edilse de; 1971 yılında dünyanın ilk kadın başbakanı olan Srimavo Bandaranaike’nin politikalarından memnun kalmayan gerilla grupları, adanın bazı kesimlerinde yönetimi ele geçirdiler. ABD ve İngiltere’nin yardımıyla bastırılan çatışmalardan sonra, 1972’de hazırlanan yeni anayasa ile ülkenin adı Sri Lanka Cumhuriyeti’ne çevrildi. 1977 yılında ise yeni bir anayasa değişikliğiyle başkanlık sistemine geçildi. Bu dönemde ayrılıkçı Tamil Gerillaları ile sivil savaş derecesine varan, binlerce kişinin hayatını kaybettiği ciddi çatışmalar yaşandı. Ülke ekonomisi 1990’da patlak veren 1. Körfez Savaşı’ndan aşırı derecede etkilenirken; ülkeye dışarıdan gelen işçi dövizlerinde ve ihracat kalemlerinde önemli düşüşler yaşandı. 2000’li yılların başlarında olağanüstü hal ve iç siyasi krizler yaşanan ülkede, geçtiğimiz günlerde istifa eden Mahinda Rajapaksa ise 2005’ten beri devlet başkanı idi.

2004’te yaşanan tsunami felaketi yaklaşık otuz beş bin kişinin ölümüne ve yüzbinlerce kişinin evsiz kalmasına yol açmıştı. Yaklaşık otuz yıl süren iç savaş ise 2009'da sona ermiş ve takip eden süreçte ülke, ihracat yerine kapalı bir ekonomi doğrultusunda iç piyasaya odaklanmayı seçmişti. Yukarıda detaylı şekilde bahsettiğimiz üzere son derece kötü siyasal yönetimler, süregelen siyasi çekişmeler ve yolsuzluk, tsunami ile pandemi gibi olağanüstü gelişmeler doğrultusunda hem ülkenin ihracat geliri düştü, hem de dışa bağımlı ekonomisi nedeniyle ithalat faturası günbegün artmaya devam etti. Nihayetinde ülke, başarısız devlet (failed state) sınıfına örnek teşkil edecek şekilde; tarihinde ilk kez temerrüde düştü. 51 milyar doları aşan borcunu ödeyemeyecek hale gelen Sri Lanka'nın en büyük alacaklıları olan Çin ve Hindistan'a olan borçları ise her geçen gün artıyor.

 Öte yandan tarihinin Sri Lanka’da halk, elektrik kesintilerinin günde 13 saati bulmasının ardından geçtiğimiz Mart ayında protestolarını yoğunlaştırmıştı. Başbakanlık çevresinde toplanan göstericiler ile hükümet yanlıları arasında çatışmalar yaşanmış, başkent Kolombo'da askeri birlikler göreve çağrılmıştı. Şiddet olayları sonrası ülke çapında sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, hükümet protestolar sırasında "kamu malına veya başkalarına zarar veren herkese ateş açılması" talimatını vermişti. Muhalefetin artan baskısı sonrası Başbakan Mahinda Rajapaksa Mayıs ayında istifa etmiş ve kabine de feshedilmişti. Ardından, eski başbakanın kardeşi olan Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa, daha önce üç dönem başbakanlık yapmış Ranil Wickremesinghe'yi göreve atamıştı. Geçtiğimiz günlerde ise Başbakan Wickremesinghe, aylardır tarihinin en büyük krizini yaşayan ülkesinin ekonomisinin çöktüğünü ve petrol ithalatı için bile ödeme yapamadıklarını duyurdu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş