Sumud Filosu, Gazze’ye yaklaşıyor: Son durum ne?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Ağustos sonunda İtalya'dan abluka altındaki Gazze'ye doğru yola çıkan Sumud Filosu, Gazze'ye yaklaşıyor. Önümüzdeki saatlerde İsrail'in müdahale etmesi beklenen gemide 44 ülkeden aralarında birçok siyasetçi ve aktivistin de olduğu 500 kişi var.
45 geminin seyir hâlinde olduğu Sumud Filosu’na birçok hükümet de destek veriyor. Özellikle İspanya hükümeti, bölgeye gönderdiği askerî gemiyle, gerektiğinde kurtarma operasyonları yürütmek üzere operasyonel menzil içinde olacağını söylemişti.
Bunun yanında Reuters haber ajansı, Türkiye'ye ait iki insansız hava aracının Sumud Filosu'nu takip ettiğini aktardı. Savunma Bakanlığı, 30 Eylül'de yaptığı açıklamada "insani yardım faaliyetlerinin güvenli şekilde yürütülmesinin yakından takip edildiğini" duyurdu.
Sumud ne anlama geliyor?
Filonun adını aldığı "Sumud" kelimesi, Arapçada “kararlılık” veya “sarsılmaz azim” anlamlarına geliyor. Bu kelime, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın ardından Filistin halkı üzerindeki baskı ve direnişi anlatan bir kavram olarak zaman içinde Filistin mücadelesinin bir parçası hâline geldi. Ayrıca Filistinlilerin topraklarında kalması, Filistin kimliğinin ve kültürünün canlı tutulmasıyla sivil itaatsizlik gibi yollarla işgale direnmeyi de ifade ediyor.
Filoda kimler var?
Ağustos ayı sonunda İspanya ve İtalya'dan Gazze'ye yardım götürmek için yelken açan küresel Sumud Filosu, 45 tekneden oluşuyor. Bu teknelerde 44 farklı ülkeden aktivistler bulunuyor; ağırlıklı olarak kuru gıda ve tıbbi yardım malzemesi taşınıyor.
Yaklaşık 500 kişilik filoda, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, Nelson Mandela’nın torunu Mandla Mandela, Filistin asıllı Fransız milletvekili Rima Hassan ve Barselona’nın eski belediye başkanı Ada Colau’nun da aralarında olduğu çok sayıda siyasetçi ve aktivist bulunuyor.
İsrail'den taciz ve müdahaleler
Filoda bulunan Al Jazeera muhabirinin açıklamasına göre, gemi Gazze’ye doğru ilerlerken İsrail'e ait bir gemi, filoya liderlik eden Alma gemisinin çok yakınına kadar yanaştı. Sumud filosu, 24 Eylül'de Yunanistan açıklarında drone saldırısına uğradıklarını da duyurmuştu.
- Bu müdahaleyle İsrail gemisi, Alma gemisinin iletişim sistemlerini ve motorunu bozarak gemiyi çalışamaz hâle getirirken gemide bulunanlar, önceden belirlenen güvenlik protokolleri doğrultusunda telefonlarını denize attı.
Öte yandan İtalya, Gazze’ye ilerleyen Sumud Filosu’na destek için gönderdiği Alpino fırkateynini geri çekti. İspanya da benzer şekilde filoya eşlik eden savaş gemisini geri çekti. Sumud Filosu’ndan Alex Colston, İspanyol gemisinin Gazze’nin 150 mil ilerisine geçmeyeceğini açıkladı.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Gazze’ye bir günlük mesafe kala filoya ilişkin bir açıklama yaptı ve "Gazze yardım filosu artık durmalı. Başka türlüsü barışın önünde engel teşkil etme riski taşıyor" ifadelerini kullandı.
Son durum ne?
Filo sözcülerinden Wael Naouar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yüksek riskli bölgeye girdiklerini belirtti:
"Gemilerimizin üzerindeki drone sayısı iki katına çıktı ve internet ve radyo yayınları normalden daha fazla engelleniyor. İster bu gece ister yarın olsun, hepimiz müdahale anına hazırız."
Gemideki aktivistler de yaptıkları paylaşımlarda İsrail’in daha önce Madleen gemisine müdahale ettiği yüksek riskli bölgeye gece saatlerinde ulaşacaklarını belirtiyorlar.
Öte yandan İspanya resmî haber ajansı EFE, Başbakanlık kaynaklarına dayandırarak verdiği haberde, hükümetin Sumud Filosu'na İsrail askerlerinin olası müdahalesine karşı "yüksek riskli bölge" olarak adlandırılan deniz sınırına girmemesi tavsiyesinde bulunduğunu aktardı.
BBC’nin İsrail devlet televizyonu Kan’dan aktardığı habere göre de deniz komandolarının "seyir hâlindeki gemileri ele geçirme" gibi konularda tatbikatlar yaparak filoya müdahale etmek için hazırlandığı belirtildi.
Haberde, tatbikatların "katılımcılara asgari zarar verecek şekilde" planlandığı belirtiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?



