

Koçtaş şahane bir okul yılı diler Şahane Eylül kampanyası Koçtaş'ta Yaşam alanları için tüm ihtiyaçları tek adreste toplayan Koçtaş , okulların açılmasına sayılı günler kala öğrencilerin evlerinde verimli çalışma alanları oluşturmalarına yardımcı oluyor. Okula dönüş zili: Dokunduğu tüm alanlara konfor ve estetik katan Koçtaş , genç odalarından çalışma masalarına, sandalyeden kitaplığa, masa lambasından gardıroba kadar birçok mobilya ve aksesuarla öğrencilerin odaları için tüm çözüm önerilerini Şahane Eylül kampanyası kapsamında en uygun fiyatlarla sunuyor. Dahası: Garantili nakliye ve montaj hizmetiyle de müşterilerine destek olan Koçtaş, yeni bir ev kuranların tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılıyor. En verimli çalışma alanları için tüm ürünlere ve çözüm önerilerine %20’ye varan indirimlerle ulaşmak için Koçtaş mağazalarını, mobil uygulamasını veya bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Bir gün baktık ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye ile görüşmeler olduğunu, zaten iki komşu arasında sürekli bir küslük düşünülemeyeceğini söylüyor.
Hani katil Esed’di, hani teröristti?
Hani o rejim orada durdukça Suriye ile hiçbir temas olmayacaktı. O rejimin yıkılması için Türkiye, bölgede ABD’nin taşeronluğunu ve “Suriye muhalefeti” adı altında çeşitli cihatçı grupların patronluğunu boşuna mı üstlenmişti?
Türkiye’nin güney sınırları bu grupların arka kapısı haline boşuna mı dönüştü?
18 Ağustos’ta Ukrayna dönüşü uçakta gazetecilere Suriye açılımını anlatırken, “Her zaman, her an bu tür diyaloglar olur, olmalıdır.” diyordu Erdoğan. Hatta bununla ilgili bir deyişi de anımsatıyordu: “İplikle de olsa o bağı kopartmayın, o bağ devam etsin. Gün olur lazım olur.”
Anlaşılan o ki, şimdi zamanı geldi, AKP iktidarı o “ipliği” kullanıma sokmaya karar verdi.
Neden şimdi?
Bunun iki nedeni var. Birincisi, seçimlere giderken Türkiye’de kamuoyunun ciddi rahatsızlığına yol açan Suriyeli sığınmacılar sorunu.
İkincisi ise Rusya’nın baskısı.
Rusya oyun kurucu, İran arabulucu
Türkiye, Rusya ve İran devlet başkanlarının 19 Temmuz’da Tahran’daki buluşmalarında kartların karılmasına karar verildi. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler düzelecekti. Toplantının sonunda yayımlanan ortak metinde de bunun ipuçları vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da imzasını taşıyan ortak açıklamada, “Suriye’nin toprak bütünlüğü” konusunda liderler görüş birliğinde olduklarını açıklıyorlardı.
Türkiye’nin denetimindeki Özgür Suriye Ordusu ve onunla birlikte hareket eden cihatçı örgütlerin kontrolündeki İdlib ve çevresi, Halep karayolunun bazı bölgeleri Esad’a kapalıyken Suriye’nin toprak bütünlüğünden söz edilebilir miydi?
Esas olarak dikkatini ve enerjisini Ukrayna’ya vermiş olan Putin Beşar Esad’a destek verirken Ortadoğu üzerinden, hem meşruiyetini hem de imajını cilalamak istiyordu. Ayrıca kendisi gibi iç politikada ekonomik krizle baş etmek zorunda olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ambargoları delmenin, soluk alabilecekleri kanallar açmanın hesabını da yapıyordu.
ABD’nin Ortadoğu’ya ilgisinin azalması, Avrupa’nın Suriye konusunda iki yüzlü ve etkisiz politikaları sonucunda Rusya, İran ve Türkiye Suriye’nin geleceğini belirleyecek en etkili aktörler olarak sivriliyor.
Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin “düzeltilmesi” sürecinde Rusya oyun kurucuyken Putin, gerek Türkiye gerek Suriye ile iyi ilişkiler içinde olan İran’a “arabuluculuk” görevini verdi.
Tabii ki bu, Rusya’nın çekildiği anlamına gelmiyor. Son iki haftadan beri Rusya İdlib’te cihatçı gruplara ait çok sayıda noktaya hava saldırıları düzenliyor.
Şam ile Ankara arasındaki yakınlaşma haberlerini duyar duymaz kazan kaldıran ve Türk bayrağını yakma noktasına varan muhalefet gruplarına karşı Rusya’nın parmak sallaması olarak niteleniyor bu operasyonlar.
Rusya’nın yanı sıra Suriye de kuzeyde Fırat’ın batısında askerî hareketliliğini artırdı.
Şimdi, siyasi ve diplomatik çabalardan çok Rusya’nın desteğiyle Suriye’nin alanda hakimiyetini yeniden sağlamaya çalıştığı gözleniyor.
ABD ve Kürtler
Suriye açılımı çerçevesinde Türkiye Suriye’nin istihbarat örgütleri başkanlarının bir süredir görüştükleri açıklandı.
Bu görüşmelerde tarafların koşulları tartışılıyor.
Şam, Türkiye’nin askerlerini geri çekmesini ve Şam’ın terörist, Ankara’nın ise Ulusal Suriye Ordusu olarak nitelediği silahlı oluşumu desteklemekten vazgeçmesini istiyor.
Türkiye de, YPG’nin desteklenmemesini şart koşuyor ve PKK’ya karşı güvenli bölge ısrarını sürdürüyor. Türkiye YPG’ye “terörist” diyor. Şam demiyor.
Ve YPG ile anlaşıyor.
Türkiye, Tahran zirvesinden sonra, YPG’nin denetimindeki Fırat’ın batısına operasyon kararını geri çekti ancak bölgede yer yer çatışmalar olduğu haberleri geliyor.
Tabii masada birçok irili ufaklı sorun var. Ama Türkiye’nin beslediği ÖSO ve cihatçı gruplarla, mülteci sorunu ve Kürt meselesi en önemlileri. Bu iki sorunla ilgili çok ayrıntılı ve iyi düşünülmüş çözüm formülleri bulunmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü ettiği ip, diplomasi kanallarını harekete geçirmeye yetmez.
Bu arada, aşılması gereken bir sorun daha var. ABD’nin pozisyonu.
ABD, her ne kadar bölgedeki varlığını belli oranlarda azalttıysa da, Suriye’yi terk etmedi. IŞİD’e ve cihatçı gruplara karşı savaşta çok önemli bir müttefik olarak gördüğü YPG’ye silah ve parasal yardım dışında siyasi destek de veriyor.
Türkiye’nin Esad yönetimi ile barışma haberlerini soğuk karşılamakla kalmadı, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vedant Patel, “ABD, Esad rejimiyle diplomatik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlamıyor ve diğer ülkelerin de ilişkileri normalleştirmesini desteklemiyor” diyerek Washington’un pozisyonunu vurguladı.
Seçim yatırımı mı?
Evet şu bir gerçek, Türkiye’de çok ciddi gerilimlere yol açan Suriyeli sığınmacılar konusu Suriye ile birlikte çözülebilir.
Ancak mesele o kadar basit değil.
Bir yanda Rusya ve İran, öte yanda ABD oldukça Türkiye Suriye yakınlaşması, özellikle bugünkü konjonktürde çok zor.
Suriye açılımı ciddi ve çok yönlü diplomatik hazırlıklar gerektiren bir süreç. Beşar Esad yönetimine karşı söylemi yumuşatarak, iç kamuoyunda “bu sorun çözülüyor” algısı yaratmak mümkün ama Suriye açılımı için yeterli değil.
Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Almanya'da kültür-sanat örgütleri iklim aktivistlerinin eylemlerini eleştirdi. Kendrick Lamar son albümünden kısa bir film paylaştı. Gülşen'in 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi.
03 Eyl 2022

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




