Ukrayna'nın işgali: 1 yılın muhasebesi


Deprem bölgesinde Hayata Destek olun Hayata Destek Derneği kendisine yapılan bağışlarla deprem bölgesinde öncelikle barınma, temiz suya erişim, hijyen koşullarının iyileştirilmesi için çalışıyor. Nedir? Hayata Destek Derneği 2005’ten bu yana Türkiye ve çevre bölgelerde afetlerden etkilenenlerin temel hak ve ihtiyaçlarına erişimini sağlıyor. Hayata Destek Derneği depremlerden ciddi zarar gören Hatay’da afetin ilk gününden bu yana acil yardım operasyonu yürütüyor; Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya’da da saha operasyonunu başlatmaya hazırlanıyor. Afet yönetimi kapsamında mevcut öncelik; geçici barınma alanlarında su, sanitasyon ihtiyacına cevap verecek seyyar tuvalet, lavabo, su tankı gibi gereksinimleri temin etmek ve bu malzemelerin bakım ve kullanım koşullarını iyileştirmek. Dernek ayrıca barınma alanlarına çadır, jeneratör desteği sağlıyor, bunun yanında temel ve sürekli ihtiyaçlar olan gıda, hijyen malzemelerinin dağıtımını planlıyor. Hayata Destek, depremden etkilenen çocuk ve yetişkinlere yönelik psikolojik destek programı da oluşturuyor. Hayata Destek’i desteklemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilir; kredi kartı, destek kartları veya banka havalesi yoluyla bağışta bulunabilirsiniz. Ayrıca bir kurum ya da bir topluluk olarak deprem bölgesine destek için Hayata Destek üzerinden kampanya açılabiliyor, kampanyanın etkisi derneğin sunduğu veriler üzerinden takip edilebiliyor. Deprem için bu bağlantıdan destek olabilirsiniz . Bu link üzerinden düzenli destek sağlayabilirsiniz .
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgalinin ardından 1 yıl geçti. 2. Dünya Savaşının ardından Avrupa’da gerçekleştirilen en büyük çaplı işgal girişimi olarak tanımlanan bu savaş, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından hâlâ “Özel Askerî Operasyon” olarak tanımlanıyor. 1 yılın ardından, işgal girişiminin başlangıcında Putin tarafından belirlenen hedeflerin birçoğuna ulaşılamadığı, savaşın maliyetinin her geçen gün daha da arttığı ve sahadaki çatışmaların devam ettiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
İşgalin insanî boyutu
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle 438’i çocuk olmak üzere 7 bin 199 sivilin hayatını kaybettiğini, 11 bin 756 kişinin de yaralandığını açıkladı. İşgal nedeniyle 8 milyon 87 bin Ukraynalı başka ülkelere göç etti ve milyonlarca insan da ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı. Avrupa Birliği yetkilileri, Ukrayna’dan gelen göç dalgasını “2. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’nın yaşadığı en büyük mülteci krizi” olarak tanımlıyor. Rusya’nın başta başkent Kiev olmak üzere şehir merkezleri ve altyapı tesislerine yönelik hava saldırıları nedeniyle hayatını kaybeden sivillerin sayısı ve ülkeden göç eden insan sayısı her geçen gün artıyor.

Ukrayna’ya verilen uluslararası destek
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, işgalin ilk gününden bu yana Rusya’nın saldırısını “demokrasiye ve özgür dünyaya karşı bir savaş” olarak tanımlıyor ve başta NATO üyesi ülkeler olmak üzere demokratik ülkelere yardım çağrısında bulunuyor.
ABD, işgalin başından beri Ukrayna’ya askerî ve maddi olarak en büyük yardımı yapan ülke olurken AB ülkeleri de işgalin ilk dönemindeki pasif politikalarını değiştirerek Ukrayna’ya destek vermeye başladı. ABD’nin 1 yılda Ukrayna’ya gönderdiği desteğin 76,8 milyar dolar olduğu açıklandı. Bu yardımların 46,6 milyar doları silah ve mühimmat yardımından oluşurken geriye kalan kısım insanî yardım ve finansal destek olarak açıklanıyor.
ABD’nin ardından Birleşik Krallık en büyük askerî yardımda bulunan ülke olurken Almanya üçüncü sırada yer alıyor. AB kurumları ise 29,7 milyar dolar ile Ukrayna’ya en büyük finansal desteği sağladı. Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna arasında yürüttüğü denge politikası destek miktarına da yansıyor. Türkiye’den Ukrayna’ya finansal destekte bulunulmadı ve yapılan askerî yardımların tutarı 60 milyon dolar seviyesinde kaldı. Ukrayna'ya ihraç edilen İHA ve SİHA'ların savaşa etkisi ise dünya basınında geniş yer buldu ve Ukraynalı yetkililer tarafından Türkiye'ye teşekkür mesajları gönderildi.

Askerî ve maddi desteklerin yanında ABD ve AB ülkelerinin birçoğu Ukrayna’ya diplomatik olarak tam destek verdi. Volodimir Zelenski Batı ülkelerinde bir kahraman imajı yaratırken başta BM ve AB olmak üzere birçok uluslararası organizasyonun toplantılarına video konferans yöntemiyle katılarak Ukrayna’nın Rusya işgaline karşı verdiği mücadeleyi tüm dünyaya anlatmaya çalıştı. Bu süreçte, Birleşik Krallık, AB kurumları, Almanya ve Fransa’dan Kiev’e devlet başkanı seviyesinde ziyaretler gerçekleşti. Zelenski de işgalin başlamasının ardından ilk yurt dışı ziyaretini ABD’ye gerçekleştirerek Başkan Joe Biden ile bir araya geldi ve Temsilciler Meclisi’nde ayakta alkışlandığı bir konuşma yaptı. Zelenski ardından Londra, Paris ve Brüksel’i ziyaret ederek AB’nin Ukrayna’ya desteğinin bir kez daha yinelenmesi ve büyük çaplı askerî yardımların devam etmesi için görüşmelerde bulundu. Son olarak ABD Başkanı Biden, geçtiğimiz günlerde Kiev’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirerek ülkesinin Ukrayna’ya verdiği desteğin güçlü bir şekilde devam edeceği mesajını verdi.

Putin hedefine ulaşabildi mi?
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın AB ve NATO üyesi olma isteğinin Rusya’ya karşı bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu ve Rusya sınırındaki Donbas bölgesinde yaşayan Ruslara karşı soykırım uygulandığını iddia ederek Ukrayna’nın işgalinin meşru bir eylem olduğunu savunuyordu. İşgalin ilk günlerinde Kiev yönetiminin 1-2 gün içerisinde düşeceği iddia edilmişti ancak 1 yılın sonunda Kiev’in hâlâ direndiğini ve işgal edilen bölgelerde Rusya ordusuna karşı güçlü harekâtlar düzenlediğini görüyoruz. Bu anlamda Putin’in nihai hedefine ulaşamadığını söyleyebiliriz. Öte yandan, Donbas bölgesinin büyük bir kısmı mevcut durumda Rusya işgali altında bulunuyor.

Kaynak: Council on Foreign Relations
Rusya’nın eylül ayında Donbas’ta düzenlediği bağımsızlık referandumunun sonucunu ise Rusya dışında sadece Kuzey Kore ve Suriye hükümeti tanıyor. BM gibi uluslararası kurumlar ve Rusya, Suriye, Kuzey Kore dışındaki ülkelerin büyük bir kısmı Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini gayrimeşru olarak gördüğü gibi Donbas bölgesinin bağımsızlığını da tanımıyor. Putin’in geçen 1 yılda işgal girişimine karşı uluslararası bir destek yaratamadığı aşikâr.
İşgalin askerî maliyeti de her geçen gün artıyor. The New York Times’ın haberine göre Ukrayna’da 200 binden fazla Rus askeri hayatını kaybetti veya yaralandı. Ukrayna ordusunun toplam yaralı ve ölü sayısının ise 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
İşgalin ekonomik maliyeti
Savaşın ekonomik etkileri de askerî kayıplar kadar büyük. Ukrayna ekonomisi 2022 yılında %30,4 küçüldü. İktisatçılar, bunun Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasının ardından yaşadığı en büyük ekonomik daralma olduğunu ifade ediyor. Eylül ayı tahminlerine göre de Ukrayna’nın yeniden inşası için gereken kaynak 350 milyar dolardan fazla. Rusya ordusunun sonbahardan itibaren Ukrayna’da sivil hedeflere ve altyapıya yönelik saldırılarının sonucunda ülke ekonomisine verilen zararın çok daha arttığı tahmin ediliyor.
İşgalin başından itibaren Batı ülkelerinin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar beklendiği etkiyi yapmasa da Rusya ekonomisini önemli ölçüde etkiledi. AB ülkelerinin Rusya petrolüne ve doğal gazına olan bağımlılığı yaptırımların kapsamının daraltılmasına neden olurken Rusya da enerji ihracatını bir silah olarak kullanarak AB ülkelerine siyasi baskısını artırdı. Avrupa ülkeleri Cezayir, Katar veya Senegal gibi alternatif enerji tedarikçileri bulmalarına rağmen Rusya’ya olan enerji bağımlılıklarını sona erdiremedi. Rusya’nın 1 yıldır devam eden işgalin maliyetini karşılayabilmesinin temel dayanaklarından birini hâlâ büyük miktardaki enerji ihracatı oluşturuyor.
Öte yandan, yüzlerce Batılı şirketin Rusya pazarından çıkması, ihracat yasakları, finansal yaptırımlar ve Rus oligarkların mal varlıklarının dondurulması Rusya ekonomisini büyük ölçüde etkiledi. World Bank, IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlar Rusya ekonomisinin 2022 yılında %2,2-3,9 arasında küçüldüğünü tahmin ediyor. Enerji dışındaki ihracatın da büyük oranda azaldığı Rusya’da enflasyonun kademeli olarak %14’ten %6’ya düşeceği öngörülüyor. Putin de ulusa sesleniş konuşmasında Batı ülkelerinin bütün yaptırımlarına karşın Rusya ekonomisinin sadece %2,2 küçüldüğünü söylemiş ve bunun ne kadar güçlü bir ülke olduklarının kanıtı olduğunu iddia etmişti.
2023’te neler olacak?
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali 1 yıldır devam ediyor. Rusya ordusuna karşı 1 hafta bile dayanamayacağı düşünülen Kiev, yalnızca 1 yıldır işgale direnmekle kalmıyor, aynı zamanda Rusya ordusunu geri püskürtmeye çalışıyor.
Rusya’nın tüm uyarılarına karşın ABD ve AB ülkeleri 2023’te de Ukrayna’ya askerî ve finansal yardımlarını sürdürecek. Kiev’i ziyaretinde bugüne kadar verilen desteğin bundan sonra da devam edeceği mesajını çok güçlü bir şekilde veren Biden, önümüzdeki günlerde 500 milyon dolar değerinde bir silah yardımı yapılacağını da açıkladı. Öte yandan, Almanya’nın Ukrayna’ya Leopard tanklarını göndermeyi kabul etmesi ve önümüzdeki aylarda bu tankların teslim edilecek olması Ukrayna’nın karşı harekâtlardaki gücünü ve hızını artıracaktır. Zelenski’nin uzun süre ısrarla talep ettiği uzun menzilli füzelerin de ABD tarafından gönderiliyor olması bir yandan Rusya saldırılarının şiddetini artırırken diğer yandan Ukrayna ordusunun karşı saldırı ve savunma kapasitesini de güçlendiriyor.
Dolayısıyla, Ukrayna’ya askerî desteğin devam ettiği müddetçe işgalin 2023’te de devam edeceğini ve sahadaki kilitlenmenin artacağını söylemek mümkün. Hem işgalin ekonomik maliyeti hem de artan askerî kayıplar nedeniyle ordu ve halk üzerindeki kontrolünü kaybetme tehlikesi yaşayan Putin ise gün geçtikçe işgalin kapsamını genişletmeye ve şiddetini artırmaya çalışıyor.
Rusya ordusu, Ukrayna direnişini uluslararası kurumlar tarafından savaş suçu olarak tanımlanan sivil hedeflere saldırılarını artırarak kırmaya çalışıyor ve ülkenin altyapısını hedef alan hava saldırıları düzenliyor. Ukrayna’da olası bir başarısızlığa tahammülü olmayan Putin, bu savaşı kendi iktidarı için bir ölüm kalım savaşı olarak görüyor ve sahada yaşanan başarısızlıkları, sivilleri de hedef alan topyekûn bir bombardımanla örtmeye çalışıyor. Ukrayna'nın direnci ve savunma kapasitesi arttıkça, Putin'in zamanı daralıyor ve işgali daha zalimce metotlarla nihayete ulaştırmaya çalışıyor. NATO'nun Ukrayna'ya desteğinin kararlı bir şekilde sürdürülmesi, ekonomik yaptırımlarla ve sahadaki başarısızlıklarla boğuşan Putin'in başarı ihtimalini azaltırken Rusya ordusu ve toplumunda işgale karşı tutumları da güçlendiriyor. Belki de 2023'te Putin'i durduracak olan işgal bataklığına saplanan ve her geçen gün itibarı azalan Rusya ordusu ve dünyadan tecrit edilerek ekonomik sorunlarla boğuşmaya çalışan Rusya toplumu olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kahramanmaraş merkezli depremlerde can kaybı 43 bin 556'ya yükseldi. HKP, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hulusi Akar ve Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulundu. TÜİK, 2 yıldır açıklamadığı koronavirüs ölüm istatistiklerini yayımladı.
24 Şub 2023

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





