Yapay zeka endüstrisinde güvenlik açığı: Fren icat edilmeden gaza basılır mı?

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
HBO yapımı Çernobil dizisi etkileyici bir sahneyle başlar. Dizinin baş karakteri Valery Legasov’un intiharından hemen önce kaydettiği teyp kaydını dinleriz:
“Yalanların maliyeti nedir? Asıl tehlike onları gerçeklerle karıştırmamız değil. Asıl tehlike, yeterince yalan dinlersek gerçeği artık hiç tanıyamayacak olmamız."
İlerleyen sahnelerde bürokrasinin yukarıya sadece duymak istediklerini rapor etme hastalığının nelere yol açtığını izleriz. Önce dizi hakkındaki “Anti-Sovyet propagandası” tartışmalarını bir kenara bırakalım. Çünkü dizi kurgu olsa da felaket gerçek. Bu gerçek felakete giden yolda da sorulması gereken bir soru var: Çernobil’deki felaketin asıl nedeni nükleer fizik midir? Yoksa otoriter devlet yapısının gerçeği bükme ve kendi halkından gizleme refleksi midir?
Bana kalırsa bu sorunun cevabı çok net. Bürokratların yukarıya duymak istediklerini söylemesi, sorun ortaya çıktıktan sonra ise yukarıdakilerin onu halktan gizleme refleksi felaketin asıl sebebi. O günün paradigması nükleer yarışıydı, bugünün paradigması yapay zeka yarışı ve aynı durum bugün şirketlerin hâkim olduğu, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurumların geçersiz kaldığı neoliberal düzende yaşanıyor.
Yapay zeka güvenlik kararnamesi son anda iptal
Geçen birkaç haftada ABD’de yaşananlar ileride dizilecek benzer bir dizinin açılış sahnesinde yer alabilir. Bilindiği üzere Beyaz Saray, gelişmiş yapay zeka modellerinin siber güvenlik risklerini kontrol altına almayı hedefleyen ve uzun süredir üzerinde çalışılan kapsamlı bir başkanlık kararnamesini imzalamaya hazırlanıyordu. Törene saatler kala beklenmedik bir iptal kararı alındı.
Oysa teknoloji şirketlerinin tepe yöneticileri bu imza törenine katılmak üzere yoldaydı. Sonradan anlaşıldı ki, Mart 2026'da Beyaz Saray'daki resmî görevinden ayrılan eski yapay zeka ve kripto başdanışmanı David Sacks, gece yarısından sabaha kadar doğrudan başkanla yaptığı lobi telefon görüşmeleri sayesinde bu sonucu almıştı.
Elon Musk ve Mark Zuckerberg’in de bu işin içinde olduğundan bahsedilse de her ikisi de bunu kabul etmedi. Hatta Musk, konuyu bilmediğini, Trump ile iptal kararından sonra görüştüğünü iddia etti. Kim ne kadar işin içinde bilinmez ama en azından bu karardan memnun olduklarını biliyoruz.
Teknoloji lobisinin 90 gün itirazı ve zaferi
Son anda iptal edilen yapay zeka güvenlik kararnamesinin en çok tartışılan maddesi, yeni modellerin piyasaya sürülmeden önce siber güvenlik testlerinden geçirilmesini öngören 90 günlük ön inceleme süreci.
Teknoloji lobisi başından itibaren bu süreyi inovasyonu yavaşlatan bir engel olarak gördü. Hatta bu süreyi 14 güne indirmek amacıyla pazarlıklar yapıldığı da duyuldu. Fakat burada açıkça kara propaganda süreci işletildi. Çünkü bir defa bu ön inceleme sadece ulusal güvenlik tehdidi oluşturabilecek öncü (frontier) denilen sınır modeller için geçerliydi. Yani siber güvenlik yamaları ve ince ayar güncellemeleri bu 90 günlük süreçten muaf tutulmuştu.
Dahası bu ön inceleme kağıt üzerinde gönüllü bir süreçti. Fakat teknoloji lobisi bunun devletle iş yapmak isteyen veya kamuoyu baskısından çekinen şirketler için fiilen zorunlu bir ruhsatlandırmaya döneceğini savunuyordu. Hatta “Mevcut yönetim iyi niyetli ama yarın bir gün Demokratlar iktidara gelirse bu bir silaha dönüşür” görüşü de yaygındı.
Böylece lobi etkili oldu ve kararname şimdilik rafa kalktı. Kararnamenin, bu sürenin azaltılması karşılığında yeniden gündeme geleceğine dair tartışmalar var. Bildiğimiz tek şey var o da Trump’ın “Çin’in önündeyiz ve bu liderliği engelleyecek hiçbir şey istemiyorum” sözleri.
Claude Mythos ve Glasswing süreci
Beyaz Saray’da bunlar yaşanırken diğer bir tartışma konusu da Anthropic’in Nisan 2026’da duyurduğu Mythos modeli ve sonrasında yaşanan süreç oldu. Şirket, modelinin bugüne kadar yapılan her şeyden daha üstün olduğunu iddia ediyor ve genel kullanıma açılmasının riskli olduğunu ilave ediyordu.
Siber güvenlik dünyasında yıkıcı bir hesaplaşma yaşanmaması için başlangıçta Apple, NVIDIA ve JPMorgan Chase gibi devlerin de aralarında bulunduğu 40 seçkin kuruluşu kapsayan bir Project Glasswing koalisyonu başlatıyordu. 2 Haziran’da bu koalisyonun 15 ülkeyi kapsayan 150 kuruluşa genişletildiği açıklandı.
Bu koalisyonun nedeni, Mythos’un güvenlik açığı saptama yeteneğiydi. Öyle ki, 1.000'den fazla açık kaynaklı proje Mythos ile taranmış ve tam 23 bin 19 potansiyel güvenlik açığı saptanmıştı. Bu açıkların 6 bin 202’si yüksek ve kritik seviyeli olarak sınıflandırılmış ve bunun da %62,4’ü insan uzmanlarca doğrulanmıştı.
Claude’un Mythos hamlesini “korku temelli pazarlama” olarak görenler de var. OpenAI CEO’su Sam Altman’ın bu konuyla ilgili benzetmesi ilginç:
“Bir bomba yaptık, kafanıza düşürmek üzereyiz, size 100 milyon dolara sığınak satacağız, üstelik sadece sizi müşteri seçersek.”
Güvenliği ihmal etmenin bedeli ne olur?
Bu modellerin serbest kalması ve kötü niyetli odakların eline geçmesi demek; internet, elektrik, su, doğalgaz gibi altyapı sistemlerinin bile göçertilmesini sağlayarak büyük felaketlere yol açabilirdi. İş böyle bir durumda, “neyse ki” şirketler insafa geliyor ve bunu kendi aralarında çözmeye çalışıyordu.
“Hay Allah” deyip geçmek yerine şimdi yazının önceki bölümündeki 90 günlük ön inceleme sürecinin iptalini hatırlayalım. Bu iki durum birbiriyle paralel okunduğunda hem riskin büyüklüğü hem de böyle bir anda bile dizginleri devletin eline vermeden kendi inisiyatiflerinde tutma özgürlüğü gerçekten çok tartışmalı.
İnsanlığın geleceğinin kâr odaklı şirketlerin insafına bırakılmasının neyini tartışacağız da diyebiliriz elbette. Bir teknoloji lobisinin ve “Çin’den geri kalmayalım da ne olursa olsun” diyen bir devlet başkanının hırsları çerçevesinde “bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete” durumu yaşanıyor.
Çin’in güvenlik hamleleri ve vurguları
Peki bir taraf Çin’den geri kalmamak için süreci böylesine riskli bir zeminde yürütürken Çin ne yapıyor? Bir defa yazının başlığına yansıyan “Fren icat edilmeden gaza basılır mı?” sorusu bir Çinli devlet adamına ait. Ocak 2025’te Başbakan Yardımcısı Ding Xuexiang Davos’ta bu konuyu “otoyolda frensiz araba sürmek” analojisiyle açıklamıştı ve ilave etmişti:
"Eğer ülkelerin düzensiz şekilde rekabet etmesine izin verilirse yapay zeka, herkesin gelebileceğini öngördüğü bir tehlikeye, bir gri gergedana dönüşür."
Gri gergedan metaforu Çin kültüründe göz göre gelen tehlikeleri ifade ediyordu. Bana kalırsa gayet isabetli bir metafor. Bu nedenle de Çin süreci katı bir devlet kontrolüyle yürütüyor. Dahası DeepSeek R1 gibi modellerle açık kaynak pazarını domine ediyor ve Batılı kapalı modellere karşı jeopolitik bir açık kaynak üstünlüğü sağlamaya çalışıyor.
- Yani ABD teknoloji lobisi Çin bizi geçmesin bahanesiyle güvenliği gevşetirken, Çin en azından ulusal ekosistemi için güvenliği ön planda tutuyor gibi görünüyor.
Bu konuda Çin’in samimiyet derecesini bilmiyoruz elbette. Rekabette üstünlük sağlamak için dışarıya böyle bir mesaj veriyor olma ihtimalini de saklı tutalım. Çünkü görünürde olanlar her zaman yanıltıcı olabilir. Buna karşılık Çin’in güvenlik hamleleri iç piyasayla da sınırlı kalmıyor. Bu konuda uluslararası planda da bir hamle yaptı. Başbakan Li Qiang geçen yıl Temmuz ayında Şanghay WAIC’te, merkezi Şanghay’da olacak bir Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü önerdi ve bu çağrıyı Ekim 2025’te başka bir vesileyle yineledi. Bu nedenlerle, Çin’in bu konuda en azından imaj olarak daha yapıcı davrandığını söylemek mümkün.
Aynı şekilde öncü (frontier) modeller için zorunlu sistemik risk değerlendirmesi ve siber güvenlik rapor isteyen Avrupa Birliği AI Act’i ve yine Birleşik Krallık’ın AI Güvenlik Enstitüsü düşünülünce, ABD bir hayli geride. Hatta ABD’nin son anda iptal ettiği yapay zeka güvenlik kararnamesi dahi bu önlemlerin gerisindeydi. Burada stratejik bir kural tanımazlık olduğu söylenebilir.
Bunun tersine yurt dışı pazarını düzenlemek için Pax Silica adı verilen bir program yürütüyor. ABD müttefiklerine Amerikan modellerini satmak için 500 milyon dolarlık bir fon ayrılması da bu program dahilinde.
Devasa bir kumar
Trump’ın imzalamaktan vazgeçtiği kararname ile Claude’un “Bir canavar yarattık ama sizin güzel hatırınız için şimdilik kilitli tutuyoruz” çıkışı çok benzer bir yere çıkıyor. Silikon Vadisi sermayesi devlet politikaları üzerindeki mutlak hâkimiyetini tescillemiş oluyor böylece. Devlet sivil denetimden çekiliyor ama bir yandan da yapay zekayı askerî bir güç ve jeopolitik bir baskı aracı gibi bir yere konumlandırıyor.
Bu durum belki ABD şirketlerine kısa vadede hız kazandırabilir. Ancak toplumun tüm yaşamsal altyapısının masaya konulduğu devasa bir kumar bu aynı zamanda. Sadece ABD toplumu için değil, tüm dünya için bir risk oluşturduğunun da altını çizmek gerek.
Velhasıl kim bilir belki de bugün farkında olmadığımız bir “Çernobil Anı” yaşandı geçen hafta. Elimizde de bir soru kaldı: Frenleri icat edilmemiş bir arabada gaza basmak mutlak bir teknolojik üstünlük mü getirecek yoksa kontrolü imkansız bir dijital kaos mu?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ümit Alan
Yazar ve iletişim uzmanı. Basın ve Yayıncılık ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. 2000 yılından itibaren yazılarıyla basında yer almaya başladı. 2009 yılında düzenli medya eleştirisi yazıları yazmaya başladı. Yazılarının konsepti 2016’dan itibaren yeni medya ve dijital medya okur yazarlığına genişledi. Televizyonda "Heberler" (2010-2013) isimli hiciv programının senaryo yazarları arasında yer aldı. "Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı" (Can Yayınları, 2015) isimli bir eleştirel basın tarihi incelemesi kitabı var. Socrates Podcasts çatısı altında Can Öz ile birlikte "Yeni Medya 451"i hazırlıyor. Aposto ekibiyle birlikte ise "Ümit Alan ile Medya Tarihi" podcast serisini hazırladı. Aynı zamanda 2003 yılından bu yana iletişim sektöründe danışmanlık ve reklam yazarlığı yapıyor. Profesyonel konuşmacı olarak etkinliklere katılıyor.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Silikon Vadisi’ni bir dönem sallayan Theranos skandalı, yakın zamanda yeniden teknoloji, medya ve iş dünyasının merkezine yerleşti. Girişimin kurucusu Elizabeth Holmes, 11 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından bu kez dünyayı sallayan bir belgeselin ana konusu oldu. Üstelik kendi talebiyle…

Bugüne kadar en azından bir kez bir işi ChatGPT ile yapıp bir daha asla yapay zeka olmadan yapamaz hâle geldiyseniz yalnız değilsiniz. “Beceri atrofisi” olarak adlandırılan bu durum, yapay zekanın hayatımızı kolaylaştırırken bizi nasıl ona bağımlı hâle getirdiğini de açıklıyor. Uzmanlara göre asıl risk, yapay zekanın işimizi elimizden alma potansiyelinde değil, kendi becerilerimize ihtiyaç duymayacak kadar yapay zekaya bağımlı hâle gelmemizde yatıyor.

Yapay zeka modellerinin sayısının artması ve kullanım maliyetlerinin farklılaşması, şirketleri ihtiyaçlarına en uygun modeli bulabilecekleri platformlara yönlendiriyor. Farklı modelleri tek bir çatı altında buluşturan yapay zeka pazaryerleri, geliştiricilere esneklik ve maliyet avantajı sunarken sektörde rekabetin dinamiklerini de değiştiriyor.

Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.




