Yayıncılar TÜYAP Kitap Fuarı'yla ilgili ne diyor?

Türkiye Yayıncılar Birliği ve TÜYAP Fuarcılık işbirliğiyle bu yıl 41. kez düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı, tartışmaları da beraberinde getirdi. 2-10 Kasım tarihleri arasında İstanbul Büyükçekmece’deki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen organizasyon, altyapısından yüksek kiralama bedellerine, lokasyonundan sunduğu imkanlara pek çok başlıkta tartışılıyor.
- Bazı yayınevleri, bu tür organizasyonların yazar, yayıncı ve okuru biraraya getirerek sektör paydaşları arasındaki etkileşimi artırdığını savunurken bazıları ise yayınevlerinin çıkarlarının yeterince gözetilmediğini dile getiriyor.
Geçen yıl Ayrıntı Yayınları, Otonom Yayıncılık, Lîs Yayınevi, Aram Yayınları ve Avesta Yayınları gibi tanınmış yayınevleri fuara katılmamışken, bu yıl Notos Kitap da fuara katılmama kararı aldı. Yayınevinin yaptığı açıklamada, fuar yönetiminin yayınevlerini gözetme yaklaşımını neredeyse tamamen terk ettiği vurgulanarak, bu anlayışla düzenlenen fuarların artık ne yayınevlerine ne de okurlara fayda sağladığı savunuldu.
Bu gelişmeler doğrultusunda, biz de yayıncılara İstanbul Kitap Fuarı ile ilgili görüşlerini sorduk. TÜYAP Kitap Fuarı ve benzeri organizasyonların yayıncılığa katkılarını, yurt içi ve yurt dışındaki kitap fuarlarının etkili platformlar olup olmadığını, TÜYAP’ın yayıncılara sunduğu olumlu ve olumsuz imkanları değerlendirmelerini istedik. Ayrıca bu yılki fuara katıldılarsa deneyimlerini paylaşmalarını rica ettik.
Abdullah Ezik - Can Yayınları Yönetici Editörü
"Yazar ile okur bu tür organizasyonlarda biraraya gelme fırsatı buluyor."
İstanbul Kitap Fuarı ve benzeri organizasyonların en önemli işlevi yayınevi, yayıncı, yazar ve okuru biraraya getirmek ve onlara bir etkileşim alanı sunmak. Hem kitapların arkasındaki yüzler hem de yazar ve okur bu tür organizasyonlarda biraraya gelme fırsatı buluyor. Fikirlerin/metinlerin/kitapların arkasındaki yüzlerin ortaya çıkması bakımından bu tür organizasyonları önemli buluyorum. Öte taraftan tabii bir de bu işin ekonomik boyutu var. Yayınevleri bu tür etkinliklerde kitaplarını okura doğrudan sunma şansı buluyor.
Bugünün dünyasında bu tür fuarların belirli ölçüde etkisini koruduğunu, bir geleneği yaşattığını ve okurlar için heyecan verici olduğunu söylemek mümkün. Öte taraftan fuarlara paralel bir şekilde artık yazar ve okurların biraraya gelmesi için farklı imkanların doğduğunu, bu durumun da fuarı etkilediğini belirtmek gerek. Yayınevleri için kitaplarını artık kendi platformları üzerinden doğrudan okura ulaştırmak mümkün. Dolayısıyla geçmiş yıllara nazaran bugünün dünyasında bu tür fuarların daha az etkili olmakla birlikte yine de anlamını koruduğunu, bir geleneği devam ettirdiğini söyleyebiliriz.
TÜYAP, kitap fuarını uzun bir süredir Beylikdüzü’ndeki yeni alanında düzenleniyor. Sanırım fuara dair en önemli sorunlardan biri olarak da bu yeni alanın şehre uzaklığından ve ulaşım probleminden söz edilebilir. Bu sorunlara paralel olarak yayınevlerinden talep edilen kiraların yüksekliği de birçok yayıncının dile getirdiği bir diğer sorun. Bu konuda atılacak adımlar eminim fuara katılımı olumlu şekilde etkileyecektir.
Can Yayınları olarak biz fuara bu yıl da katılıyoruz ve şu ana kadar olan ilgiden memnun olduğumuz söylenebilir.
Gökçe Alper - Ayrıntı Yayın Grubu Yayın Direktörü
"TÜYAP uzun zaman önce, hem lokasyon hem de altyapı açısından cazibesini kaybetti, hatta belki de hiç cazip olamadı."
Ayrıntı Yayın Grubu olarak iki yıldır kitap fuarına katılmıyoruz. Eskiden kitap fuarları, yayınevlerinin yeni çıkan kitaplarını görücüye çıkarması ve tanıtması açısından önemli bir alandı. TÜYAP’ın Taksim’de olduğu günlerde insanlar, yayınevi kataloglarından seçtikleri kitapları almak için kuyruklar oluşturur, yazarlarla tanışmak ve imza almak için saatlerce beklerdi. Ancak şimdi okurların yeni kitaplardan haberdar olmak için çok çeşitli kanalları var. Yazarlarla da etkileşime geçecekleri farklı mecra ve platformlar mevcut. Özellikle bu amaçlar için kitap fuarlarına gitmeye gerek kalmıyor.
Üstelik e-ticaret imkanları da çok artmış durumda. Okumak istediğimiz her kitaba hızlıca ulaşabiliyoruz. Okurun fuara gelmesini sağlayabilecek en önemli etken, indirimli kitap alabilmek fakat fuar maliyetlerinin çok yüksek olması da yayınevlerinin yüksek indirimler yapabilmesini engelliyor. Bunun yanında sektörel açıdan fuarların bir önemi olduğunu düşünüyorum. Özellikle yurt dışındaki fuarların yayınevlerine önemli katkıları olduğunu söyleyebilirim.
TÜYAP uzun zaman önce, hem lokasyon hem de altyapı açısından cazibesini kaybetti diyebiliriz, hatta belki de hiç cazip olamadı. Bir kültür-sanat etkinliği olarak kitap fuarının şehir merkezinden bu kadar uzak olması, herhangi bir yayıncının olumlayacağı bir özellik olamaz.
Nazlı Berivan Ak - April Yayıncılık Yayın Editörü
"Geliştirilebilecek bir noktada olduğunu ama bu hâliyle de hepimizin emeğiyle iyi bir noktaya geldiğini düşünüyorum."
Bu tip organizasyonların büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Yayıncıyla okuru, paydaşlarımızı, kitapçıları, kütüphanecileri buluşturan biricik mekanlar aslında fuarlar. Tabii fuarları ikiye ayırmak gerekiyor, profesyonel fuarlar ve satışa odaklı fuarlar olarak. İstanbul Kitap Fuarı uluslararası niteliğiyle bu iki özelliği de taşıyor. Yani hem okurlarımızla biraraya gelip onlardan yorum, eleştiri, övgü alabiliyoruz, hem de yayıncılık ekosistemini oluşturan insanlarla biraraya gelebiliyoruz; bağımsız kitapçılar, zincir mağazaların temsilcileri, kütüphaneciler, öğretmenler, kitap kulüpleri, influencer'ların hepsiyle... Bu yönüyle fuarların her zamankinden daha önemli ve kritik olduğunu düşünüyorum.
Pandemi döneminde birbirimizden uzak kalmanın acısını fazlasıyla yaşadık. Bence hâlâ o travmayı tam anlamıyla atlatabilmiş değiliz. Bu anlamda fuarlar yayıncının yayıncıyla buluşması için de son derece önemli bir yere sahip.
TÜYAP'ta bu yıl 831 yayınevi, STK'ları da düşünürsek 1000'in üzerinde yayıncı ve meslek örgütü kendisine yer buldu. Lokasyonla alakalı bunu hep göz önünde tutarak yorumlar yapmamız gerekiyor. Uluslararası ölçekte bu kadar fazla yayınevinin tek bir mekanda bulunabilmesi için TÜYAP dışında başka bir yer bilmiyorum. Ayrıca servis, metrobüs, Marmaray ulaşımı kolaylaştırdı.
Bir de yalnızca İstanbul özelinde düşünmemek gerekiyor. İstanbul'un çevre illerinden de pek çok okurumuz buraya geliyor. İstanbul'un merkezinde yaşayanlar için uzak kalıyor olabilir ama İstanbul çevresinde yaşayanlar için son derece uygun bir lokasyon.
Altyapısıyla alakalı da TÜYAP, Türkiye'nin en çeşitli fuarlarını yapan şirketi. Bu yönüyle yazar masasının yüksekliğinden oturacağı koltuğun rahatlığına kadar çok görülmeyen ama biz yayıncılar için son derece önemli ayrıntıları bizim için düşünüyorlar. Bu yönüyle olumlu buluyorum.
Bunun dışında her yıl bir tema belirleniyor. Bu yıl "Çocukluk şenliktir!" teması ilkgençlik ve çocuk kitabı yayımlayan yayıncılar için bir can suyu oldu. Yurt dışından yayıncılar geldi ve birebir görüşmeler yaptılar. Azerbaycan'dan geniş bir heyet geldi ve onların edebiyatını ve potansiyel işbirliği fırsatlarını tartışma şansımız oldu. Aynı zamanda bakanlık ve TEDA projesi kendine yer buldu bu fuarda da.
Tüm bu yönleriyle ben TÜYAP'ın İstanbul Kitap Fuarı kurgusunu her zaman yayıncıların görüşleriyle geliştirilebilecek bir noktada olduğunu ama bu hâliyle de hepimizin emeğiyle iyi bir noktaya geldiğini düşünüyorum.
Mısra Gökyıldız - Sel Yayıncılık Yayın Koordinatörü
"Giriş ücretinin kesinlikle kaldırılması gerekiyor, burada saatler geçiren insanlar için oturma ve dinlenme alanlarının artırılması, kafe ve restoranlardaki fiyatların gerekirse yalnızca kitap fuarı özelinde yeniden düzenlenmesi gerekiyor."
İstanbul Tüyap Kitap Fuarı, Tepebaşı'ndaki emekleme evreleri ve okuru fuar kültürüyle tanıştırdığı günlerden bu yana yayıncılığın en önemli takvimlerinden biri. Dünya fuarlarındaki gibi profesyonelleri birbiriyle buluşturmaktan öte (birkaç senedir uluslararası nitelik taşısa da henüz bu anlamda bir köprü olabilmiş değil) okurlarla yayıncıları buluşturan, yayınevlerinin tüm kitaplarını okurlara sergileme, okurların da tüm kataloğu bizzat inceleme imkanı bulduğu bir diyalog zemini sunmasıyla yıllar içerisinde "10 günlüğüne kurulan şehrin en büyük kitabevi"ne dönüştü. Yayınevleri öne çıkarmak istediği kitapları bu etkinliğe göre belirlemeye, tabiri caizse "saatleri ayarlamaya", bu organizasyon için ekipler kurmaya başladı. Okurlar listelerini oluşturup imza kuyrukları için kitaplıklarındaki kitapları çantalara doldurdu; fuara özel kitap ekleri, söyleşiler vs. yayıncılığın takvimine yön verdi.
Ancak son yıllarda hayatın her alanında hissettiğimiz ve giderek içinden çıkılmaz bir hâle gelen ekonomik kriz fuarları da aynı oranda etkiliyor. Yayıncılığın hammaddede dışa bağımlı bir sektöre dönüşmesi, buna mukabil sürekli artan maliyetler; aynı ekonomik belirsizlik neticesinde sürekli düşen alım gücü, sosyoekonomik ve siyasi konjonktür, fuarı gelenekselleşen bir kültürel etkinlik derekesinden çıkarıp yalnızca indirime odaklanan ve bu anlamda da kimseyi tatmin edemeyen bir pazarlama faaliyetine dönüştürse de, okur da yayınevleri de bu heyecanı korumaya ve diyalog hâlinde kalmaya gayret ediyor.
Okurlar doğal olarak öncelikle indirime odaklanıyor ve mutat bir biçimde internetle kıyaslıyor. Yayıncılar her fırsatta bunun istenilen orana çekilememesinin önündeki engelin öncelikle stant kurulum ve kira bedeli, ardından nakliye ve diğer maddi yükler olduğunu açıklamaya çalışsa da sonuç değişmiyor.
Okurların bakış açısından bağımsız olarak TÜYAP'ın ticari bir kurum olması yayınevleri için somut bir gerçek. Onlar da kendilerini artan maliyetler ile açıklıyorlar. Yayınevleri ortak bir tutum sergileyemediği için de sorun çözülemiyor, bu bedelleri karşılayamayanlar stant küçültüyor ya da katılamıyor. Yemek siparişinden tuvalet sırasına fuarda çalışan ekiplerin daha pek çok sorunu var ancak temel mesele ortada. Fuarın kültür yayıncılığından ziyade son yıllarda eğitim yayıncılığına ağırlık vermesi ve salon düzenlemelerini buna göre planlaması da yayınevlerini olumsuz etkileyen tutumlar.
Fuar alanının Beylikdüzü'nde olması şehrin periferisinin katılımının artması ve İstanbul'un halihazırda geçirdiği kentsel evrimin sonucunda değişen nüfus yoğunluğuyla eskisine nazaran dezavantaj durumunu nispeten hafifletti fakat şehrin kalbindeki fuar ihtiyacı değişmedi. Anadolu yakası için de fuar hâlâ yakıcı bir ihtiyaç, metrobüs var demek bunu ortadan kaldırmıyor. Katılım pandemiden bu yana her sene düşüyor. Okur profili de değişiyor.
Genç okurlar maalesef fuar özelinde çözemeyeceğimiz bir sorun olarak yalnızca test kitaplarını indirimli almaya çalışırken fuar, özellikle şehrin farklı bölgelerinde yaşayan okur için de “gitmeye değmez, yorucu ve pahalı” bir faaliyete dönüşmüş durumda. Giriş ücretinin kesinlikle kaldırılması gerekiyor, burada saatler geçiren insanlar için oturma ve dinlenme alanlarının artırılması, kafe ve restoranlardaki fiyatların gerekirse yalnızca kitap fuarı özelinde yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Metrobüs Beylikdüzü’ne geldiğinden beri hem katılımcılar hem de okurlar için şehrin diğer noktalarından bütün servisler ya da alternatif ulaşım planları kaldırıldı, bunların yeniden devreye sokulması gerekiyor. Etkinliklerin niteliğinin artırılması, kısacası fuarın yeniden cazip ve gidilmesi elzem bir organizasyona dönüştürülmesi için çaba harcamak gerekiyor.
Melike Günyüz - Erdem Yayınları Genel Yayın Yönetmeni
"İnsanların tanışmaya, konuşmaya, bir kitap üzerinde fikir yürütmeye, sektörün değişim ve dönüşümünü takip etmeye ihtiyaçları var."
Türkiye’de yayımlanan kitapların tamamını bir okuyucunun takip etmesi ve onlara dokunması mümkün değil. Şehirlerimizde ve kasabalarımızda, zengin bir kültür kitabı seçkisi sergileyen kitapevleri ne yazık ki yok. Kitap fuarlarının bu denli yaygınlaşmasının en önemli sebebi bu. Ülkenin entelektüel birikiminin halka arz işlevini görüyor fuarlar. Kitap fuarları ayrıca toplumun bütün kesimlerinin karşılaştıkları yegane ücretsiz kültür ortamları. Kişisel olarak insanların bu karşılaşmalar sebebiyle de kitap fuarlarına geldikleri kanaatindeyim.
Uluslararası fuarlara gelince artık internet çağında iş yürütmek için fuarlara gitmeye pek de ihtiyaç kalmadı. Fakat insanların tanışmaya, konuşmaya, bir kitap üzerinde fikir yürütmeye, sektörün değişim ve dönüşümünü takip etmeye ihtiyaçları var. Bu sebeple kitap fuarlarının hâlâ çok etkin olduğunu düşünüyorum.
İstanbul Kitap Fuarı özelinde lokasyon dışında fuarın tüm imkanlarının yeterli olduğunu düşünüyorum. Bu yıl ne yazık ki fuara gelen ziyaretçi sayısı önceki yıldan az görünüyor. Öte yandan gelen ziyaretçilerin ellerinde ne yazık ki çok az alışveriş çantası görünüyoruz. Alışverişin çok az olduğunu zaten günlük cirolardan da takip edebiliyoruz. Alım gücünün düşmesinin en büyük neden olduğunu düşünüyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta, 41. İstanbul Kitap Fuarı devam ederken yayıncılara TÜYAP'la ilgili görüşlerini sorduk. Kitap Kulübü'nün bu haftaki konuğu ise 11 Kasım'da 203. doğum gününü kutlayacağımız Fyodor Dostoyevski.
08 Kas 2024

YAZARLAR

Uğur Ugan
Editör ve içerik üreticisi. Gazetecilik eğitiminin ardından habercilik ile başlayan profesyonel kariyeri görsel, işitsel ve dijital medyada editörlük, kültür-sanat muhabirliği, web editörlüğü ile devam etti. Ayrıca kültür-sanat organizasyonları, yayıncılık dünyası, üniversitelerarası işbirliği, doğa, iklim ve çevre temalı etkinliklere basın danışmanlığı ve proje yöneticiliği yapıyor.

Aposto Kitap
Kitap incelemeleri, edebiyat haberleri, editörden okuma önerileri.
İLGİLİ OKUMALAR



