Yeni bir gençlik hafızası ve direnç kültürü: Hak ihlalleri ve gençlik eylemleri raporu

Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan 19 Mart protestolarına katılan gençlerin maruz kaldığı polis şiddeti ve hak ihlallerini belgeleyen kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporu Aposto için değerlendiren Dernek Başkanı ve Direktörü Berna Akkızal, “19 Mart, tüm baskı ve müdahalelere rağmen Türkiye’de yeni bir gençlik hafızası ve direnç kültürü yarattı” diyor.
Yeni bir gençlik hafızası ve direnç kültürü: Hak ihlalleri ve gençlik eylemleri raporu

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 105 kişi hakkında 19 Mart’ta alınan gözaltı kararları, Türkiye genelinde geniş çaplı protestoları başlattı. Sivil Alan Araştırmaları Derneği’nin (CSSA) yayımladığı rapora göre bu süreç, yalnızca bir siyasi figüre destek eylemi olmaktan çıkarak, özellikle üniversite gençliği açısından “hak ve adalet mücadelesine” dönüştü. Saraçhane merkezli protestoların ilk 10 günü ise hem direnişin hem de baskının en yoğun yaşandığı dönem olarak kayıtlara geçti.

  • Raporda gözaltılar, keyfî tutuklamalar, fiziksel şiddet, kötü muamele, toplantı ve gösteri yasakları ile ifade özgürlüğüne yönelik baskıların özellikle üniversite öğrencilerini hedef aldığı vurgulanırken İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir başta olmak üzere birçok kentte üniversite öğrencilerine yönelik sistematik hak ihlallerinin yaşandığı kaydedildi.

İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) 19-26 Mart 2025 tarihleri arasını kapsayan bilgi notuna göre, ülke genelinde ev baskınları ve gösterilerde aralarında çocukların da olduğu en az 1.879 kişi gözaltına alındı, bu kişilerden 260'ı tutuklandı. Yalnızca İstanbul’da 622, Ankara’da ise en az 262 kişi gözaltına alındı.

Çağdaş Hukukçular Derneği’nin İstanbul özelindeki verilerine göre ise 7 günde 794 kişi gözaltına alındı, bu kişilerden 279’u tutuklandı ve 91’i de ev hapsi aldı. Yani rapora göre bu, gözaltına alınan her üç kişiden en az ikisinin tutuklandığını gösteriyor.

Gözaltında hak ihlalleri ve kötü muamele

Müdahalelerde ters kelepçe, biber gazı, tazyikli su ve fiziksel şiddetin yaygın kullanıldığı; gözaltı koşullarının insan onurunu zedeleyecek düzeyde ağırlaştığı ve özellikle kadın öğrencilere yönelik çıplak arama iddialarının hak ihlallerinin geldiği noktayı gözler önüne serdiği vurgulandı.

Rapor, sahadan aktarılan tanıklıklar ve avukat görüşmelerine dayanarak gözaltı sırasında veya sonrasında:

  • Ters kelepçe,
  • Darp,
  • Gaz kullanımına bağlı sağlık sorunları,
  • Hastane sevklerinin gecikmesi,
  • Plastik kelepçenin aşırı sıkılması,
  • Nezarethane koşullarının yetersizliği gibi uygulamaların bildirildiğini aktarıyor.

Nezarethane koşullarının ciddi hak ihlallerine neden olduğu belirtilen raporda, “İstanbul'daki Güvenlik Şube nezarethaneleri, havalandırmasız, kötü kokulu ve hijyenden yoksun ortamlar olarak raporlara yansımıştır. Gözaltında tutulanların verilen sandviçlerin sadece ekmeğini yiyebildiği, su ve hijyen malzemelerine erişimlerinin kısıtlandığı belirtilmiştir. Biber gazına maruz kalanların, giysilerindeki gazdan arınamaması, kötü muamele yasağının ihlalini derinleştiren bir unsur olmuştur” deniliyor.

27 Mart’ta İstanbul’da Şişli Cevahir Alışveriş Merkezi önünde yapılan eylem için ise raporda, ”Polis, eylem başlamadan alanı abluka altına aldı ve yüzlerini kapattıkları iddiasıyla gençlere sert müdahalede bulunarak çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Eyleme katılan öğrencilerin ifadeleri, gözaltı süreçlerinde yaşadıkları kötü muameleyi de gözler önüne serdi” ifadeleri yer alıyor.

Burs kesintileri, yurt atılmaları ve mezun kartı iptalleri

Raporda dikkat çekilen bir diğer kritik unsur ise hedef alınanların büyük çoğunluğunun gençler ve üniversite öğrencileri olması. 

  • Yapılan analizlere göre, 19-29 Mart’ta tutuklanan en az 301 kişinin 18-30 yaş aralığında olduğu ve bunların %80’inden fazlasının üniversite öğrencisi olduğu tespit edildi.

Öğrencilerin, gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra disiplin soruşturmaları, uzaklaştırma cezaları, burs kesintileri, yurttan atılma ve mezun kartı iptali gibi yaptırımlarla da karşı karşıya bırakıldığı belirtildi. Bu durum raporda, üniversite gençliğinin “sabit hedef tahtası” hâline getirildiği şeklinde tanımlanırken baskının sadece meydanlarda değil kampüslerin içinde, eğitim ve barınma hakları üzerinden de sürdürüldüğüne dikkat çekildi.

Berna Akkızal: ‘Gençler hukukun üstünlüğü ve adalet için sokağa çıktı’

Aposto’ya konuşan Sivil Alan Araştırma Derneği Başkanı ve Direktörü Berna Akkızal, 19 Mart’taki eylemlerin gençler açısından önemli bir kırılma anına dönüştüğünü söylüyor. Akkızal, bu sürecin yalnızca bir gözaltı kararına verilen anlık bir tepki olmadığını, gençlerin sokağa çıkma motivasyonunun çok daha derin ve birikmiş sorunlara dayandığını ifade ediyor:

“19 Mart süreci başlangıçta Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptali ve gözaltı kararlarına bir tepki olarak başladı. Ancak gençleri sokağa çıkaran asıl motivasyon; yıllardır biriken ekonomik ve sosyal krizlerin yarattığı gelecek hayallerinin çalınması, diplomaların değersizleşmesi, hukuk devleti ilkesinin aşınması, ifade ve toplanma özgürlüğü gibi temel demokratik prensiplerin ihlal edilmesi ve kendi varoluşları için verilen mücadeleydi. Gençler, sadece siyasi bir figürü savunmak için değil, hukukun üstünlüğü ve adalet gibi evrensel değerler için de sokağa çıktı.”

Raporda dikkat çeken gözaltı ve tutuklama sayılarının yalnızca bir güvenlik tedbiri olarak okunamayacağını ifade eden Akkızal, özellikle gençliğin kamusal alandaki varlığının hedef alındığını söylüyor:

“Bu tip büyük ölçekli müdahalelerin, yalnızca anlık eylemleri bastırmaya yönelik olmanın ötesinde, siyasal iktidarın hukuk ve güvenlik aygıtlarını kullanarak toplumsal muhalefeti, özellikle de gençliğin kamusal alandaki varlığını ve taleplerini hedef alan sistematik bir operasyonun parçası olduğunu düşünüyoruz. 

Bu, gençliğin protesto ve örgütlenme potansiyelini sindirmeye yönelik daha geniş bir mesaj. Bu ağır baskılara rağmen gençlerin sokağı terk etmeyip direnişi sürdürmesi, bu mesajın toplumda tam tersi bir etki yarattığını, gençliğin direnişini ve örgütlenme iradesini güçlendirdiğini söyleyebiliriz.”

Bir yıldan kısa sürede 15 belediye başkanı tutuklandı

Akkızal’a göre, İmamoğlu'nun tutuklanması ile başlayan sürecin ardından bir yıldan kısa sürede 15 belediye başkanının tutuklanması ve yerlerine kayyum atanması, yerel yönetimlere yönelik sistematik bir baskının göstergesi:

“Bu tablo, siyasi iktidarın muhalif yerel yönetimleri hedef alarak demokratik süreçleri ve halk iradesini hiçe saydığını, yerel özerkliği ortadan kaldırmaya çalıştığını gösteriyor. Bu tür operasyonlar, hukukun siyasi amaçlar için bir araç olarak kullanıldığı, seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği ve muhalefetin sindirilmeye çalışıldığı bir döneme işaret etmekte.”

Akkızal, gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra öğrencilerin maruz kaldığı disiplin soruşturmaları, yurttan atılma, burs kesintisi ve kampüs yasağı gibi yöntemleri, klasik bir hukuki süreçten çok, gençliğe yönelik bir “sindirme politikası” olarak değerlendiriyor:

“Öğrencilere uygulanan disiplin soruşturmaları, yurttan atılma, burs kesintisi ve kampüs yasağı gibi yöntemler, yaşam ve eğitim haklarını doğrudan hedef alan baskı biçimleri. Bu durum, yargı ve emniyet birimlerinin yanı sıra üniversite ve KYK yönetimlerinin de siyasi iktidarın baskı aygıtının bir parçası olarak hareket ettiğini, gençlerin protesto ve örgütlenme iradesine karşı özel baskı mekanizmaları kullandığını açıkça gösteriyor.”

Akkızal, bazı üniversitelerde pankart açmak, halay çekmek, bildiri okumak veya yalnızca bir pankartın fotoğrafını çekmenin bile soruşturma gerekçesi yapılmasının, üniversitelerin bugün üstlendiği siyasal rolü gözler önüne serdiğini belirtiyor. Rapordaki örneklerin, üniversitelerin “akademik özerklik” ilkesinden uzaklaşarak siyasi iktidarın bir uzantısı gibi hareket ettiğini ve adeta “küçük bir devlet” gibi davrandığını gösterdiğini vurguluyor:

“Pankart açmak, halay çekmek, bildiri okumak veya fotoğraf çekmek gibi eylemlerin soruşturma gerekçesi yapılması, üniversite yönetimlerinin öğrencilerin en doğal demokratik haklarını kriminalize etmeye çalıştığını, hukuki normları hiçe saydığını ve öğrencilerin politik kimliklerine ve kültürel ifadelerine karşı tahammülsüz bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor. Bu durum, üniversitelerin bilimsel ve özgür düşünce ortamı olmaktan çıkarılıp, birer baskı ve sindirme aygıtı olarak kullanılma tehlikesine işaret ediyor.”

Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Arda Karademir 129 gün ev hapsinde tutuldu

Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Arda Karademir’in 129 gün ev hapsinde tutulmasıyla eğitim hakkından mahrum bırakılmasının, sadece bireyleri değil, tüm genç kuşağın eğitim, gelecek ve özgürlük algısını derinden etkilediğini belirten Akkızal, “Bu tür tedbirler, öğrencilerin derslere, sınavlara ve kampüs hayatına erişimini tamamen keserek eğitim hakkını ihlal etmekle kalmıyor; aynı zamanda gençlerin ekonomik krizle boğuştuğu, gelecek umutlarının azaldığı bir ortamda, en ufak bir politik eylemin bile eğitim hayatlarını sonlandırabileceği korkusunu yaratıyor. Bu durum, gençlerin ifade özgürlüğünü kullanmaktan çekinmelerine, pasifize olmalarına ve siyasal katılımın önündeki engellerin artmasına yol açarak, temel demokratik hakların güvende olmadığı bir gelecek algısını pekiştiriyor” diyor.

Raporda ayrıca, emniyet güçlerinin elde ettiği görüntülerin üniversite yönetimlerine gönderildiği ve bunun üzerine idari soruşturmalar açıldığı belirtiliyor. Akkızal, böylesi soruşturmaların üniversite özerkliği ve kişisel verilerin korunması açısından oldukça endişe verici bir tablo ortaya koyduğunu söylüyor:

“Üniversiteler kendi iç işleyişlerinde bağımsız olması gereken kurumlar iken, kolluk kuvvetleriyle işbirliği yaparak siyasi otoritenin uzantısı gibi hareket ediyor. Bu durum, akademik özgürlük ve üniversite özerkliği prensiplerini derinden zedeliyor.

Kişisel görüntülerin, yargı kararı olmaksızın veya hukuki dayanak olmadan üniversite yönetimleriyle paylaşılması, kişisel verilerin korunması ilkesinin açıkça ihlali ve öğrencilerin özel hayatlarının ve ifade özgürlüklerinin sürekli gözetim altında olduğu hissini yaratıyor. Üniversiteler öğrencileri korumak yerine, baskı mekanizmalarının bir parçası hâline gelmiş durumda.”

‘19 Mart tüm baskı ve müdahalelere rağmen Türkiye’de yeni bir gençlik hafızası ve direnç kültürü yarattı’

“Gençlerin bu süreçte sergilediği eylemsellik kendi varlıkları ve gelecekleri için sokağa çıktıklarının kanıtı olmuştur. İstanbul, Boğaziçi ve ODTÜ gibi büyük üniversitelerden başlayan boykot ve yürüyüş çağrıları, hızlı bir şekilde İzmir, Ankara, Bursa ve Eskişehir gibi diğer şehirlere yayılarak eylemselliğe yeni bir boyut kazandırmıştır” denilen raporda, 19 Mart’taki kitlesel katılım, son 10-15 yılın toplumsal hafızasının kaçınılmaz bir inşası olarak değerlendiriliyor.

Akkızal da 19 Mart sürecinin tüm baskı ve müdahalelere rağmen Türkiye’de yeni bir gençlik hafızası ve direnç kültürü yarattığını söylüyor:

“Gençlerin ‘sadece bir siyasetçi için değil, kendi varoluşları ve çalınan gelecekleri için’ sokağa çıkması, onların pasif bir kitle olmadığını, aksine toplumsal muhalefeti yönlendiren, yeni direniş biçimleri üreten ve siyasetin dilini dönüştüren aktif bir özne olduğunu gösterdi.

19 Mart süreci, Türkiye’nin içinden geçtiği tarihi dönemin somut bir muhasebesini temsil ediyor. ‘Hak, Hukuk, Adalet’ gibi sloganlar, gençliğin kararlılığında ve bu değerlerin yeniden inşasında yatan toplumsal uzlaşının bir simgesi olarak yeni bir direnç kültürünün temellerini attı.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR