15 Temmuz Sonrası Yargılamalar

Hükümetin AİHM kararlarına uyma konusundaki kayıtsızlığı devam ettiği sürece ihlâl kararları gelmeye devam edecektir. Her yeni ihlâl kararı ülkedeki hukuksuzluk algısının yerleşmesi ve kökleşmesi anlamına gelmektedir. Daha da önemlisi, bu durum yargı mekanizmasının adaletli işlemediğinin tescili niteliği taşımaktadır.
15 Temmuz Sonrası Yargılamalar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 15 Temmuz sonrası yargılamalarla ilgili ihlâl kararları vermeye devam etmektedir. Son olarak 23 Nisan 2024 tarihinde açıkladığı Aydın Sefa Akay[1] kararında uluslararası yargıç olan başvurucunun tutuklanmasının ve evinin ve üstünün aranmasının Sözleşmeye aykırı olduğuna karar vermiştir. Türkiye’nin Avrupa Konseyi nezdinde daimî temsilciliğini de yapmış emekli bir büyükelçi olan başvurucu, olay tarihinde Uluslararası Ruanda Ceza Mahkemesinin ve Uluslararası Yugoslavya Ceza Mahkemesinin kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularını incelemek üzere kurulan BM Uluslararası Rezidüel Mekanizmasının yargıcı olarak görev yapmaktaydı. Başvurucu, 2002-2011 yılları arasında Ruanda Mahkemesinde Yargıç olarak görev yapmış, 2011 yılında da BM Genel Kurulu tarafından Rezidüel Mekanizmaya yargıç olarak atanmıştır. 1 Haziran 2016 tarihinde BM Genel Sekreteri tarafından görev süresi iki yıllığına uzatılan başvurucu, 8 Temmuz 2016 tarihinde Mekanizma baş yargıcı tarafından Prosecutor v. Augustin Ngirabatware davasında istinaf yargıcı olarak görevlendirilmiştir. Söz konusu davada, uzaktan Türkiye’de görev yapan başvurucu, darbe teşebbüsünden sonra Dışişleri personeli hakkında yapılan soruşturma kapsamında FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır. Başvurucunun tutuklanma nedeni olarak ByLock uygulamasını kullanması ve evinde yapılan aramada iki kitap bulunması gösterilmiştir. 

Başvurucunun avukatı, başvurucunun uluslararası yargıç olması nedeniyle diplomatik bağışıklığı bulunduğu, bu nedenle tutuklama ve aramanın diplomatik dokunulmazlığını ihlal ettiği gerekçesiyle başvurucunun tahliyesini talep etmiştir. Bu arada, 25 Ekim 2016 tarihinde Birleşmiş Milletler Hukuk İşleri Ofisi, Türkiye'nin BM Daimî Temsilciliği'ne bir nota vererek, başvurucunun Mekanizma Statüsünün 29. maddesi uyarınca diplomatik dokunulmazlığa sahip olduğunu resmen ileri sürmüştür. Bu doğrultuda, başvurucunun tutukluluk halinin derhal sona erdirilmesini ve aleyhindeki tüm yasal işlemlerin sonlandırılmasını talep etmiştir. Türk Dışişleri Bakanlığı başvurucunun dokunulmazlığının göreviyle ilgili olduğunu ve kendi devletine karşı geçerli olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun tutukluluğu süresince Türk mahkemeleri Dışişleri Bakanlığının iddiasına dayanarak başvurucuyu serbest bırakmamış, ilk derece mahkemesi ancak başvurucu hakkında mahkûmiyet hükmü vererek tahliye etmiştir. Başvurucunun diplomatik dokunulmazlıkla ilgili iddialarının tamamı derece mahkemeleri ve Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir hukukî tartışma yapılmaksızın Dışişleri Bakanlığının yazısına dayanarak reddedilmiştir.

Mekanizma tarafından 17 Ocak 2017 tarihinde başvurucunun durumunu görüşmek üzere bir oturum yapılmış, ancak devlet temsilcileri davetli oldukları bu oturuma katılmamış veya herhangi bir görüş sunmamıştır. Mekanizma Başyargıcı, 31 Ocak 2017 tarihinde Türk Hükümeti’nden başvurucu hakkındaki yargılama işlemlerinin derhal durdurulmasını ve başvurucunun 14 Şubat 2017 tarihine kadar salıverilmesini talep etmiştir. Mekanizmanın kararında Mekanizma Statüsünün 29. maddesine göre Mekanizma yargıçlarının dokunulmazlığının 1946 tarihli Birleşmiş Milletlerin Dokunulmazlık ve Ayrıcalıkları Sözleşmesinin V. Bölümü kapsamında mutlak dokunulmazlık olduğu ve ancak BM Genel Sekreteri tarafından kaldırılabileceği vurgulanmıştır.

Ancak Türk Hükümeti ve Mahkemeleri bu talepleri dikkate almamış, başvurucu yargılanmış, hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hüküm Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.  Başvurucu hükmün kesinleşmesinden sonra tekrar tutuklanmış olup halen cezası infaz edilmektedir.AİHM tarihinde ilk defa bir uluslararası yargıcın tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, BM’nin yargıcı olarak başvurucunun diplomatik dokunulmazlığının sadece göreviyle ilgili değil, kişisel olduğunu ve kendi devleti dahil bütün devletler bakımından geçerli olduğunu vurgulayarak bu dokunulmazlığın adaletin gerektirmesi halinde ancak BM Genel Sekreteri tarafından kaldırılabileceğini belirtmiştir. Bunun sonucu olarak başvurucunun tutuklanmasının ve evinin ve üstünün aranmasının dokunulmazlığını ihlal ettiğini tespit etmiştir. Bu nedenle Sözleşmede güvence altına alınan özgürlük ve güvenlik hakkı ile özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına yapılan müdahalenin hukuksuz olduğuna ve Sözleşmenin 5. ve 8. maddelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir. 

Mahkeme incelemesini dokunulmazlık üzerinden yürütmüş ve ByLock meselesine hiç girmemiş, sonuçta başvurucuya toplam 28.000 Avro tazminat ödenmesine karar vermiştir.AİHM’in bu kararıyla birlikte 15 Temmuz sonrası yargılamaların hukuksuzluğu konusundaki kararlara bir yenisi daha eklenmiştir. Mahkeme, 29 Nisan günü Hükümete 15 Temmuz sonrası yargılamalarla ilgili 1000 yeni başvuru tebliğ etmiş ve olgusal meseleler dışında savunma istemediğini belirtmiştir. Hükümetin AİHM kararlarına uyma konusundaki kayıtsızlığı devam ettiği sürece ihlâl kararları gelmeye devam edecektir. Her yeni ihlâl kararı ülkedeki hukuksuzluk algısının yerleşmesi ve kökleşmesi anlamına gelmektedir. Daha da önemlisi, bu durum yargı mekanizmasının adaletli işlemediğinin tescili niteliği taşımaktadır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü

15 Temmuz Sonrası Yargılamalar, Yüksek Seyreden Enflasyon Fahiş Fiyat Tartışmasını Alevlendiriyor, Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü.

06 May 2024

Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban

Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR