3 Body Problem: Biz böcek miyiz?

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Dizi: The Last Year of Darkness
Yaratıcılar: David Benioff, D.B. Weiss, Alexander Woo
Süre: 1 sezon, 8 bölüm; toplam 439 dakika
Yapım yılı: 2024
2008’de Çince olarak yayımlanan, 2014’te İngilizce’ye çevrilen, yazarı Liu Cixin’e sayısız ödül kazandıran bilimkurgu romanı serisi The Three-Body Problem’ın Game of Thrones’un yapımcıları David Benioff ve D. B. Weiss tarafından Netflix için bir diziye uyarlanacağı 2020’de duyurulmuştu. Bu cümlede seni belki “bilimkurgu” belki de Game of Thrones anahtar sözcükleri kendine çekti. (Tabii benim gibi, bu anahtar sözcüklerin yanında HBO değil Netflix’in isminin geçtiğini görünce biraz şüpheci yaklaşmış olabilirsin.)
Bilimkurgu edebiyatının ya da fantastik edebiyatın sözcüklerle tasvir ettiği ve hayal gücümüzün prodüksiyonuna bıraktığı evrenleri sinemaya ya da televizyona uyarlamak büyük bütçeler ve büyük riskler gerektiren bir durum. The Lord of the Rings filmleri, Harry Potter filmleri ya da Game of Thrones dizisi gibi çok iyi örnekleri olduğu gibi, kimsenin bir daha adını anmak istemediği kötü örnekler de mevcut. İlk sezonu geçen hafta Netflix kataloğuna eklenen 3 Body Problem ise sanırım ilk kategoriye girmeye aday bir başlangıcı müjdeliyor. Dizi kalburüstü bir Netflix prodüksiyonu olmakla kalmıyor, benim gibi roman serisine yabancı birini içine çekecek, onu meraklandıracak ve heyecanlandıracak numaralarıyla görevini başarıyla yerine getiriyor. Ekran karşısında geçirdiğim birkaç saatin ardından roman serisini okumak istiyorum - benim için yeterli.

3 Body Problem | Kaynak: Netflix
3 Body Problem, doğa ve fizik kurallarının altüst olduğu ve bilim insanlarının teker teker intihar ettiği ya da mesleği bıraktığı bir dönemde geçiyor. Bir grup bilim insanı ve istihbarat üyesi, tüm dünyanın karşı karşıya olduğu tehdidin ne olduğunu kavramaya, dünya dışı varlıklara karşı bir savaşta nasıl hamleler yapmaları gerektiğini kestirmeye çalışıyorlar. Dizi, muhtemelen sahip olduğu yüksek bütçenin katkısıyla bilimi ve bilimin ötesini göz kamaştırıcı efektlerle ekrana taşıyor. Başta Pixar çıkışlı Andrew Stanton’ın yönettiği üçüncü bölümde olmak üzere, dünya dışı bir teknolojiyle desteklenen yapay zeka oyunun içinde geçen sahneler çok gerçekçi; Minkie Spiro’nun yönettiği beşinci bölümdeki gemi sahnesi gibi nefes kesici, günümüz biliminin ötesindeki olayların tasviri son derece görkemli.
Öte yandan diyalog yazımında çoğu Netflix yapımı gibi sınıfta kalıyor 3 Body Problem. Hatta dizinin kendi içinde dalgasının geçildiği üzere “kötü bir filmin başrol oyuncusu” gibi duran Auggie karakteri gibi bazı karakterlerin oyuncu seçimleri çok eğreti duruyor. Senaryoyu ve izleyicinin ilgisini ayakta tutmayı başaransa muhtemelen romanda oldukça iyi kurgulanmış olan, karakter odaklı ve kolektif olmanın dengesini kuran, kurgusunu bilimsel gerçeklere dayandırmak için azami çaba gösteren özgün hikaye. (Son sezonlarında olmasa da) Game of Thrones’da benzer bir görevin altından başarıyla kalkmış Benioff-Weiss ikilisinin önceki dizilerindeki derin, simgesel ve güçlü diyaloglardansa eser yok.

3 Body Problem | Kaynak: Netflix
3 Body Problem’ın oyuncu kadrosunda hem Game of Thrones bağlantısının, hem Netflix’in çeşitlilik yemininin hem de kaynak eserin Çin kökenli olmasının etkisi görülüyor. Dizide Jess Hong, Benedict Wong, Rosalind Chao ve Zine Tseng gibi Asya kökenli oyuncular, Game of Thrones’un tanıdık yüzleri Liam Cunningham, Jonathan Pryce ve John Bradley ve ayrıca Eiza González, Alex Sharp, Jovan Adepo, Marlo Kelly gibi isimler bir arada yer alıyor. Kalabalık oyuncu kadrosu ve çok karakterli bir yapı kağıt üstünde kafa karıştırıcı olabilecek gibi dursa da, dizinin sürprizleri sayesinde her birini gerektiği kadar tanımaya ve hikayenin bütünündeki görevlerini anlamaya vaktimiz oluyor.
3 Body Problem dizisinin, dolayısıyla yakında okumayı arzuladığım romanlarının sorduğu sorular dünya dışı varlıkların olası bir işgaline dair yerli ya da yersiz bir endişeyi tetiklemek yerine insanlığı dünyaya olan tutumuna, tüketim alışkanlıklarına ve kaynak yönetimine dair bir sorgulamaya yönlendiriyor. Dünya dışı varlıkların yeryüzündeki tüm ekranlara yansıttığı “Siz birer böceksiniz” mesajı, bir tehditten çok bir uyandırma alarmı anlamı taşıyor. Dünyayı işgal etmeye gelen varlıkların dahi onlar buraya ulaşana kadar geride bir dünya kalacak mı diye endişe duymasına yol açacak kadar yok edici ve tüketici olmayı başarabilmiş bir tür olmamız gerçekten utanç verici. Son yıllarda iklim aciliyeti ya da dünyamızın karşı karşıya olduğu birçok çevresel sorunu ve krizi sembolik olarak işleyen onlarca yapımın ve eserin arasında çok özgün bir mesajı yok belki 3 Body Problem’ın ama bu mesajı olabildiğine yaratıcı ve özgün bir şekilde verdiği çok açık.
Nerede izleyebilirsin? 3 Body Problem’ın ilk sezonu Netflix’te yayında.
Benzer işler:
- Flashforward (2009-2010, Brannon Braga ve David S. Goyer)
- The Leftovers (2014-2017, Damon Lindelof ve Tom Perrotta)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
43. İstanbul Film Festivali’nden haberler ve öneriler, Netflix’in yeni bilimkurgu uyarlaması 3 Body Problem’a dair izlenimler.
29 Mar 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




