"göçebe"
Yaptığımız her seçimde olduğu gibi satın aldığımız her ürün ile bir fikri veya duruşu destekliyoruz. Özellikle söz konusu ürünler dünyadaki tüketim çılgınlığını körükleyen moda endüstrisine aitse bu seçim her zamankinden daha elzem.
máh-roc, kumaşların yolculuğuna eşlik eden ve bu yolculuğu anlamlı kılmanın yolunu bulmuş, fikri ne ise zikri de o olan bir marka. Markanın kurucusu Roksan Sarfati, dünyanın dört bir tarafından tabiri caizse moda dünyasının "kirli çamaşırlarını", atık kumaşları toplayıp, bu kumaşlarla yarattığı çanta koleksiyonları ile onlara yeniden hayat vermenin peşinde. Bununla birlikte sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik kavramlarının prensipleriyle bir bütünlük içinde, tüm kültürleri kucaklayan bir "yavaş yaşam" felsefesinin de destekçisi. Roksan, göçebe geçmişe sahip olma ve yolda olmanın bilinçaltına işlediği markası máh-roc'un yolculuğunu anlatıyor ve kulağımıza fısıldıyor: "Yavaşla, bağ kur ve düşün."

máh-roc da Roksan da aslında birer göçebe diyebiliriz; tıpkı kumaşlar gibi. Roksan’ın Milano’dan dünyanın çeşitli yerlerine ve máh-roc’un Sri Lanka’dan Balat’a uzanan yolculuğunu bize anlatabilir misin?
- Ailemizin işi gereği tekstilin içinde büyümüş olmamız bir yandan da İtalyan olup Fransızca iletişim kuran ve Türkiye’de yaşayan bir ailenin içinde bulunmak ister istemez bizi göçebe yaptı diyebilirim. 13 yaşımızdan itibaren ikiz kız kardeşimle yazlarımızı farklı ülkelere seyahat ederek geçirdik. Her biri birbirimize anlattığımız hikâyelere dolu olurdu. Erken yaşta seyahat etme şansı bizi cesaretli ve herkesi, her kültürü olduğu gibi kabul etmeye, daha çok merak etmeye itti.
Üniversiteyi Milano’da tasarım üzerine okudum. Türkiye’ye döndükten sonra önde gelen tekstil ve fast fashion firmalarında tasarımcı olarak çalıştım. İş gereği ettiğim seyahatler sonucu bir çok ülkede tekstil atıklarına şahit oldum. Bunu bir fırsata çevirmek için atılan kumaşları toplamaya başladım. Her biri seyahatlerimde bana eşlik etmeye başladılar. 2 sene boyunca kumaşları Balat’ta bulunan atölyemizde biriktirdikten sonra onları çantalara dönüştürmeye karar verdik. Tasarımlarımız hem göçebe kültüründen gelen bohçaları andırıyor hem de seyahat eden kumaşlara ikinci bir hayat veriyor.
Sri Lanka koleksiyonu bizim için yeni bir deneyim oldu. İlk defa uzun dönem seyahat edip, üretim için Sri Lanka'da yaşayan kadınlar ile çalışma olanağına sahip olduğumuz üç aylık bir deneyimdi.
Seni üretmek ve máh-roc’u kurmak için tetikleyen yalnızca kendi tasarımlarını yaratmak değil; sektördeki bir probleme çözüm arayışı içinde olman ve bu arayış içinde yaşadıklarını herkesle paylaşmak istemen diyebilir miyiz? Hatta web sitesinde yalnızca ürünlere değil, senin bir çeşit “günlüğüne” ve ürünlerin öykülerine erişebiliyor olmamız da bunun bir göstergesi…
- Kesinlikle öyle. Tekstil atıklarının yanı sıra çok hızlı tüketen bir toplumda yaşıyoruz. Sürdürülebilir yaşamak bir hayat tarzı. Birçok alanda bunu yapabiliyor olmamız lazım. Biz sadece çanta tasarlamak değil; bunun arkasında neler olduğunu anlatmak ve paylaşmak istiyoruz. Farkındalık kazandırmak en büyük amacımız. Paylaşımlarımızda sürdürülebilir tasarımın yanı sıra nasıl daha yavaş yaşarız, nasıl daha az tüketebiliriz sorularının üzerine gidiyoruz.
Yoga, meditasyon ve seyahat kültürü paylaşıyoruz. Her salı inandığımız girişimlerle yaptığımız kısa röportajları kendi Instagram hesabımızda paylaşıyoruz.

Koleksiyonlarında her parça şahsına münhasır; bir eşi yok ve onları satın alan herkes aslında çöpe gidecek bir kumaşa hayat veriyor, adil üretim yöntemlerini destekliyor ve kurduğun sistemin bir parçası oluyor. Bu güzel ekosistemi genişletmek için başka ne planların var?
- Çok doğru. Bazen atılan bir kartelayı değerlendiriyoruz, bazen eski bir koltuktan çıkan döşemelik kumaşı. Kullandığımız kumaşlar doğada çok kolay kaybolan kumaşlar değil. Onların ömürlerini olabildiğince uzatıyor ve çöpe gitmelerine engel oluyoruz.
Seri üretim yapmıyoruz; bu da her parçanın tek üretilmesini sağlıyor. Hem kişiye özel bir tasarım ortaya çıkıyor hem de bolca seçenek sunabiliyoruz.
Önümüzdeki dönemler için şu anda doğada ayrışabilen ve vegan kumaşlar için araştırma içindeyiz.
Sezonsuz ve hikâyesi olan koleksiyonlar yaratıyorsun. Kimi zaman bir diyar kimi zaman bir insan ilham kaynağın olabiliyor. Mesela son çanta koleksiyonun Gita’nın hikâyesini bize anlatır mısın?
- Gita anneannemin adı :) Benim için ailedeki en önemli karakter. Yarı Alman, yarı İtalyan. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’ye gelmiş. Avrupai havası ve hayata bakış açısı her zaman bana ilham verdi. Savaş görmüş ve kayıplar yaşamış olmasından dolayı bize hep farklı olmanın, farklı kültürlerden gelmenin güzelliğini aşıladı. Zarif tarzı ve geçirdiği hayattan ilham alarak onun adına bir koleksiyon hazırlandı.

Dünyanın ve tüketicinin zamansız ve kullanışlı ürünlere, moda sektörünün ise sezonlara ve tüketicileri yeni ürünler satın almaya teşvik etmeye ihtiyacı var. Bu ikiliğin içinden nasıl çıkılabilir? Özellikle de geçirdiğimiz pandemi sürecinin bu konu üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?
- Dünyada çok büyük bir tüketim çılgınlığı var. Pandemi süreci bence herkese durma ve gerçekten neye ihtiyacımız olduğunu sorgulama şansı verdi. Bunu pozitif yöne çevirebilmeyi umarım herkes başarabiliyordur. Pandemi öncesi iklim olayları ile zaten büyük bir sınavdan geçiyorduk. Yaşanan doğa felaketleri aşırı tüketimden ve insanlığın ekosistemi bozmasından dolayı ortaya çıktı. Sezonları biz bitirdik. Aslında birbirini tetikleyen süreçlerden geçiyoruz.
Daha iyi bir tüketici olabilmemiz için bilmemizi gerektiğini düşündüğün “sürdürülebilir moda” terimleri neler? Mesela bilmeyenler için "upcycling" ile "recycling" arasındaki fark nedir?
- Upcycling kelimesinin Türkçe karşılığı ileri dönüşüm. Tam olarak bizim yaptığımız şey aslında. Var olan bir malzemeyi ikinci kez kullanmak; hem de hiçbir kimyasal işleme tabi tutmadan.
Recycling yani geri dönüşüm bambaşka bir işlem. Atılan malzemelerin tekrar kimyasal bir işlemden geçerek kullanılabilir hâle gelmesi.
Eco-friendly yani doğa dostu. Malzemelerin ömrünü uzatmak, doğaya verecek zararı minimuma indirmek.
Ethical fashion; etik moda, eşitlik, etik üretim. Moda sektörünün en gözden kaçırılan yanı etik olmayan çalışma şartları ve ucuz işçilik. Biz buna çok karşıyız. Üreticilerimizin zamanlarına göre çalışma şartları kuruyoruz. Ayrıca çalıştığımız kadınlar için her satış üzerinden bir bağış birikimi yapıyoruz.
İnternet sitemizde about us kısmının altında kendi yarattığımız bir sözlük var. İncelemenizi öneririz.

máh-roc’un bir sonraki yolculuğu nereye olacak ve bizi kumaşlar aracılığıyla hangi diyarlarla tanıştıracak?
- Bir sonraki yolculuğumuzun Hindistan’a ve Filipinler’e olmasını istiyoruz. Doğada ayrışabilen ve vegan kumaşların peşindeyiz :)
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayıda lüks yaşam tarzını gastronomi dünyasında da yansıtmaya başlayan lüks moda markaları, Hygge felsefesi, sürdürülebilir ve inovatif markaların hikâyeleri ve çok daha fazlası sizleri bekliyor.
21 Haz 2020

İLGİLİ OKUMALAR


