72. Primetime Emmy Ödülleri öncesi bilmeniz gerekenler

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
“Televizyonda ne var?” sorusuna her ay alternatif bir cevap vereceğimiz bu köşeye özel bir haftada, 72. Primetime Emmy Ödülleri’nin iki gün öncesinde başlamanın getirisi olarak gündemimizde ABD televizyonlarının bu prestijli altın heykelcikleri var.
Watchmen zirvede: 72. Primetime Emmy Ödülleri adayları, 28 Temmuz’da açıklandı. En İyi Mini Dizi ve tüm ana kategoriler dâhil 26 adaylığı bulunan Watchmen, en fazla adaylık elde eden yapım oldu. HBO’nun dokuz bölümlük mini dizisi, Dave Gibbons’ın ünlü çizgi romanının bir uyarlaması. Mini dizi, ABD’de polis şiddeti ve siyah hakları mücadelesinin her zamanki kadar gündemde olduğu bir yılda, bu konulara fantastik bir açıdan yaklaşıyor.

Geçen yıl ne olmuştu? 71. Primetime Emmy Ödülleri, 22 Eylül 2019’da sahiplerini bulmuştu. 32 adaylığıyla, tek sezonunda en fazla adaylık elde eden dizi olarak tarihe geçen Game of Thrones, final sezonuyla bir kez daha En İyi Drama Dizisi seçilmişti. Bir kucak dolusu heykelcik kazanan Phoebe Waller-Bridge’in Fleabag’i En İyi Komedi Dizisi, yakın tarihin en büyük trajedilerinden birini etkileyici bir yapıma dönüştüren Chernobyl ise En İyi Mini Dizi ödülünü kazanmıştı.
Büyük ödüller kimin olacak? Hem komedi hem de drama cephesinde geçtiğimiz yılın kazananları ekranlara veda ettiği için önümüzde yepyeni ihtimaller var. ABD televizyonlarının geç keşfettiği Schitt’s Creek, final sezonuyla hem oyuncularından birkaçına ödül getirebilir hem de En İyi Komedi Dizisi seçilebilir. Dizi, her şeyini kaybeden zengin bir ailenin, küçük bir kasabada yeniden başlamasını konu alıyor. En büyük rakibi ise önceki yılın kazananı, dönem komedisi The Marvelous Mrs. Maisel. Drama dizilerinde en iddialı yapım, medya imparatorluğu sahibi güçlü ve zengin bir ailenin entrikalarına odaklanan Succession. Jason Bateman’ın Breaking Bad benzetmeleriyle yüceltilen Ozark’ı ve yoluna yeni kraliçesi Olivia Colman ile devam eden The Crown da sürpriz yapabilir.

Netflix-HBO yarışında son durum: Uzun yıllar boyunca kaliteli yapımlarıyla Emmy Ödülleri’nin daimi yıldızı olan kablolu televizyon kanalı HBO, iki yıl önce zirveyi dijital platform Netflix’e kaptırmış, geçtiğimiz yıl Game of Thrones’un rekor adaylık sayısı sayesinde zirveye geri dönmüştü. Bu yıl 21 yapımıyla toplam 107 adaylığı bulunan HBO, bir kez daha Netflix’in gerisinde kaldı. Netflix’in 52 yapımla elde ettiği 160 adaylık, yarışta nitelik kadar niceliğin de önem taşıdığını gösteriyor.
Yeni platformlar, yeni diziler: Televizyon izleme alışkanlıklarımızın değiştiği bu çağda, birçok yeni platform da Emmy yarışına dâhil olmaya başladı. Bu platformlardan, oyuncuları ile iddialı The Morning Show ile dikkat çeken Apple TV+’ın 18, Star Wars evrenini The Mandalorian ile ekranlara taşıyan Disney+’ın ise 19 adaylığı bulunuyor. Sayıca az adaylıkları bulunsa da bunların hepsini ana kategorilerde elde eden HBO dizisi Euphoria ve Hulu dizileri The Great ile Ramy’i de bu yıl için olmasa bile önümüzdeki yıllar için radarınıza almanızda fayda var.
Ödül töreni pazar gecesi: Primetime Emmy Ödülleri, aslında yüzlerce kategoriye sahip ve belgesellerden animasyon dizilere, eğlence programlarından yarışmalara televizyonun her alanına yer veriyor. Birçok kategoride ödüller, Creative Arts Emmy Awards adı altında, ilki 14 Eylül’de gerçekleşen özel gecelerle sahiplerini bulmaya başladı. Ana kategorileri ekrana taşıyacak büyük tören ise 18 Eylül Pazar gecesi TSİ 03.00’te başlayacak. Jimmy Kimmel’ın sunacağı tören, Digiturk’ten izlenebilecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ağzınıza ve zihninize takılan o şarkılar, 72. Primetime Emmy Ödülleri öncesi bilmeniz gerekenler, sanatın bonkör destekçileri ve dahası.
18 Eyl 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



