Angela Merkel’e veda: Dünyayı neler bekliyor?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
26 Eylül’de gerçekleşecek seçimle beraber Angela Merkel, 16 yıldır görev yaptığı meclisten ayrılıyor. Geride ülkenin ilk kadın şansölyesine veda eden Almanya, liderini kaybeden bir Avrupa ve dış politikadaki dostunu yitiren bir Türkiye kalıyor. Avrupa Birliği’nin lideri konumunda olan Merkel’in ayrılışı, gözleri Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a çeviriyor. Macron’un, Orta Avrupa’da tek kalacağı ve birlik üzerindeki etkisinin Merkel kadar güçlü olmayacağı savunuluyor. Litvanya ve Belarus arasındaki gerginlik de Macron’un elini zayıf kılıyor. Macaristan’da tartışma yaratan değişimler ve Polonya’ya uygulanan yaptırımlar da birliğin içindeki kararsızlıkları ortaya koyuyor. Birliğe mensup sekiz üye ülkenin vatandaşlarının gelecek yıllarda Avrupa siyasetinde etkili olacak isimleri sıraladığı bir ankette Macron başı çekiyor. Boris Johnson, Victor Orbán, Joe Biden, Vladimir Putin, Pope Francis ve Recep Tayyip Erdoğan da bu listede.
Yeni liderin yüzleşeceği problemler
Merkel’in yerine gelecek kişinin, Merkel’e göre iç politika odaklı bir strateji sergileyeceği tahmin ediliyor. Çin'in küresel etkinliğini artırma yönündeki tutumu da birliğin kendini daha fazla güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Yeni hükümetin, Merkel döneminde verilen iddialı iklim hedeflerine ulaşmakta sıkıntı yaşayacağı belirtiliyor. Merkel'den sonraki liderin iklim krizine yönelik söylemlerde daha sert bir strateji izlemek zorunda kalacağı da düşünülüyor. Almanya, sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar %65 oranında azaltmayı hedefliyor. Avrupa'nın en iddialı liderinin hedefine, yeni hükümetin ulaşıp ulaşamayacağı ise belirsiz.
Yeni şansölyenin gelecekteki olası açmazları öngörüp bunlara şimdiden hazırlanan birisi olması gerektiği inancı da yaygın. Merkel’in Suriyeli mültecilerle ilgili politikasını yeterince “proaktif” bulmayan bir grup da var. Denge siyaseti izleyen Merkel’in bu tutumu sıklıkla eleştiriliyor. AB içindeki iletişimi sağlıklı bir şekilde sürdürmesini sağlasa da Merkel’in agresif güçlerle - Çin ve Rusya gibi - bir araya gelirken daha farklı politikalar izlemesi gerektiği savunuluyor.
Nisan ayında yapılan bir ankete göre, vatandaşların %45’i AB’de kalıp kalmama konusunda kararsız. Bu durum, yeni liderin yüzleşmek zorunda kalacağı problemler arasında yer alıyor. Birleşik Krallık’ın birlikten ayrılışı yıllar almış ve Polonya’nın konumu sorgulanmışken Almanya’nın Merkel’den sonra izleyeceği yol birliğin devamlılığı için de önem arz ediyor. İktidarda olduğu yıllarda Almanya halkının %70'inin desteğini alan Merkel’in birliğin gelişimine yönelik stratejik bir vizyon oluşturmadığı görüşü de ön planda. Bu tartışma, Merkel’le özdeşleşen politik bir taktiğin ucuna da dokunuyor. Merkel, “son dakika kararları” almasıyla meşhur bir lider. Adımlarını dikkatli atıyor, kamuoyunu gözlemliyor ve beklenmedik bir zamanda devreye giriyor.
Esas problem iklim krizi mi?
Seçimde öne çıkan adaylar arasında Yeşiller’in Annalena Baerbock’u gösteriliyor. 16 yıl boyunca aynı yolda yürüdüğü bir başkanla çalışmaya alışık Brüksel için, Baerbock’un birliğin güvenini kazanması da zaman alacağa benziyor. Sosyal Demokrat Parti ve şansölye adayı Olaf Scholz ise yarışı Baerbock’un önünde götürüyor. Scholz ve Baerbock’un koalisyon hükümeti kurmak üzere anlaştığı iddia ediliyor. Oy oranı Laschet’e göre düşük olmasına rağmen Baerbock hâlâ pek çok kişinin gözünde favori. Almanya’daki statükonun korunmasından yana olmadığını dile getiren Baerbock değişim ve gelişim mesajları verirken iktidara geldikleri takdirde Paris İklim Anlaşması’nı uygulamaya koyacağına dair vaatler sunuyor. Yeşiller’in ajandası iklim krizi üzerine kurulu. Bu anlamda, Baerbock’un söylemlerinin Merkel’in iklim değişikliğine yönelik savlarını geçerli kılacağını da söylemek mümkün. Almanya’da ilk olarak bir acil iklim koruma programı başlatmak istediğini söyleyen Baerbock, Gazete Duvar’da yer alan röportajında “Bu bağlamda, rüzgâr santrallerinden enerji kazanımını hızlandırarak, her yeni çatıya güneş enerjisi panelleri koymak gibi yenilenebilir enerjileri kitlesel olarak genişletmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullanıyor.
Merkel’den sonra Türkiye ve Almanya ilişkileri
Baerbock’un “Türkiye'de demokrasi ve hukukun üstünlüğü, eşitlik ve insan hakları için mücadele eden herkesin yanındayız. İktidar partisi olarak da bu hususta susmayacağız.” sözleri de olası bir Baerbock iktidarında Türkiye’nin Merkel’in uzlaşmacı tutumunu arayacağının sinyallerini veriyor. Baerbock’un, Merkel’e kıyasla daha ateşli bir politika izleme ihtimali Türkiye’nin birliğe katılım sürecini de etkileyeceğe benziyor. Baerbock, Türkiye demokrasi ve hukukun üstünlüğüne dönerse birliğe katılabileceğini belirtiyor.
Merkel’le yetişen jenerasyon endişeli
Almanya vatandaşlarının önemli bölümü de Merkel dönemi sona erdiği için endişeli. Merkel bir anne. "Mutti" lakabı da buradan geliyor. 25 yaşındaki avukat Wieble Winter için kadın şansölyeye sahip olmanın anlamı büyük. Financial Times’a konuşan Winter, başka bir kadının daha Almanya’yı yönetebileceğine dair yeni umutlar filizlendiğine dikkat çekiyor. 17 yaşında olan Rufus Franzen de Merkel’in “bilge bir kadın” olduğunu dile getiriyor. Her zaman ne yapacağını bilen, stratejik ve doğru adımlar atan bir Merkel tanımlıyor Rufus.
Öte yandan iklim aktivisti Josepha Albrect gibi birçok genç Merkel’in iklim kriziyle mücadelede sınıfta kaldığına inanıyor. 2015 yılında ailesiyle beraber Suriye’den Almanya’ya yerleşen Mohamed Sahly ise her politikacının Merkel’i örnek alması gerektiğinin altını çiziyor. Avrupa’nın ihtiyacına karşılık gelecek yeni bir lider aranırken Almanya’nın iç siyasetteki dengeleri de elinde tutması gerekiyor. 26 Eylül’deki seçimlerde, bambaşka hedeflerle bir şansölye seçilse bile dünyanın “dengesini” tekrar kuracak bir liderin uzun süre daha ortalarda görünmeyeceği kesin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta odağımıza 26 Eylül'deki seçimden sonra görevini bırakacak Almanya Başbakanı Angela Merkel'den sonrasına dair beklentilerle Teksas'ta yürürlüğe giren kürtaj karşıtı yasayı alıyoruz.
10 Eyl 2021

YAZARLAR

Janset Atacan
Former editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




