Arapça Tabela Tartışmaları

''Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için tekrar belirtmek gerekir ki, tabela asan esnafın hakkı tabelanın hangi dilde olduğundan bağımsız olarak korunmalıdır. Ne var ki, Türkiye’de öteden beri kamusal alanda görünür olan dillere dair ayrımcılığı şiar edinmiş neredeyse siyaset üstü bir yaklaşım hâkim. Sahil kasabalarında yabancı Batı dillerinin görünürlüğünün bir ihtiyaçtan kaynaklandığı geniş kesimlerce kabul görürken, Arapça ve (öteden beri) Kürtçe dillerinin görünür olduğu yerlerde negatif ayrımcılık sıklıkla gözlemlenmektedir.''
Arapça Tabela Tartışmaları

31 Mart seçimlerinden sonra AKP’den CHP’ye geçen bazı belediyelerde, başkanlar bulundukları ilçelerde bulunan Arapça ilan ve tabelaları sökme kararı aldı, hatta bazı belediye başkanları bizzat kendileri bu ilanları söküp yırttı. Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bu girişimleri CHP Genel Başkanı Özgür Özel değerlendirdi.  Bu yaklaşımı popülist olmakla nitelendiren Özel, 6 milyon vatandaşın anadilinin Arapça olduğunu dile getirdi. Öte yandan Özel, “O tabelada ne yazdığına bakmak da lazım. Bir insanın anadilinde aldığı hizmeti anlamasını kolaylaştırıyorsa bu bir haktır. Ben belediye başkanlarımı da uyardım.” ifadelerini kullandı.

Özel’in bu tutumunun makul, hakları gözeten bir tutum olduğunu belirtmek gerekir. Zira bazı Belediye başkanlarının Arapça tabelaları sökme kararı, dil ve ifade özgürlüğü, kültürel haklar ve ayrımcılık yasağı gibi hak ve özgürlüklerin ihlâli anlamına gelmektedir. Üstelik belediye başkanlarının belediyenin verdiği hizmetlerde bile değil, piyasa ilişkileri içinde bu tercihte bulunan esnaflara yönelik böyle bir girişimde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca İngilizce, Rusça, Almanca tabelalarda olduğu gibi Arapça tabelalar da o dili konuşan turist ve müşterilere hitap etme ihtiyacından ortaya çıkmaktadır ve dolayısıyla işletmelerin ticarî faaliyetleri için önem arz etmektedir.

Öte yandan Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve Anayasa dil ve ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Bu bağlamda, Arapça tabelaların varlığını diğer diller için de geçerli olan hukukî bir hak olarak değerlendirmek gerekir. Anayasanın 10. maddesi herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu belirtir. Buna ek olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi de ifade özgürlüğünü güvence altına alır ve herkesin düşüncelerini açıklama ve yayma özgürlüğüne sahip olduğunu belirtir. Bu kapsamda, Arapça tabelalar da ifade özgürlüğünün bir parçası olarak değerlendirilmeli ve yasal olarak korunmalıdır.

Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için tekrar belirtmek gerekir ki, tabela asan esnafın hakkı tabelanın hangi dilde olduğundan bağımsız olarak korunmalıdır. Ne var ki, Türkiye’de öteden beri kamusal alanda görünür olan dillere dair ayrımcılığı şiar edinmiş neredeyse siyaset üstü bir yaklaşım hâkim. Sahil kasabalarında yabancı Batı dillerinin görünürlüğünün bir ihtiyaçtan kaynaklandığı geniş kesimlerce kabul görürken, Arapça ve (öteden beri) Kürtçe dillerinin görünür olduğu yerlerde negatif ayrımcılık sıklıkla gözlemlenmektedir. Bu ayrımcı tutum, dil ve ifade özgürlüğünün yanı sıra toplumsal eşitlik ve adalet ilkelerine de aykırılık teşkil etmektedir. Siyasetçilerin konunun bu boyutuna vurgu yapması daha faydalı olacaktır.

Son olarak, Özel’in bu tutumunu temellendirme şeklinin sorunlu olduğunu göz ardı etmemek lazım. “Etkileşim alacağım diye artık Arapça tabelalara karışmayın. Arapça Kur’an dilidir, halk incinir” ifadelerini kullanan Özel, itirazını haklar temelinde değil de partisinin imajı çerçevesinde formüle etme yolunu kullandı. Özel’in ve diğer siyasetçilerin bu tür dini referansları kullanmak yerine konuya insan hakları açısından yaklaşması, toplumun bütün kesimlerinin haklarını ve özgürlüklerini koruma açısından daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Etki Ajanlığı Suçu

Özgürlük Gündemi'nin yeni sayısından herkese merhaba, Bu hafta sizler için derlediklerimiz: Anayasa: Etki Ajanlığı Suçu Sivil Özgürlükler: Arapça Tabela Tartışmaları Ekonomi: Özgürlük Araştırmaları Derneği

21 May 2024

Etki Ajanlığı Suçu

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR