
Konu tarıma geldiğinde Amerika, çoğu zaman üretimde arz fazlası olan bir ülke. Bu durum 1950’lerdeki süt tozu üretimi için de geçerliydi (Marshall yardımları).
Görsel: Murat Çetin
Türkiye’deki zeytinyağı ve tereyağı sektörünün baltalayan soya yağının büyük miktarlarda Türkiye’ye girişi 1960’ları bulur. Bu dönemde Amerikan Soya Birliği’nin bir şubesi kurulmuş, başına da bir Türk getirilmişti. Bu kişinin İzmir’de hazırladığı bir yağ seminerinde, bir Amerikan Ziraat Temsilcisi, Türkiye’nin Amerika’dan ucuz yollu ve TL karşılığı soya yağı ithal ederek, ellerindeki zeytinyağını döviz bazında Avrupa ülkelerine ihraç etmesinin daha kârlı olacağını anlatmış, böylece ülkenin döviz sorununun bir bölümünün çözüme kavuşacağını eklemişti. Bu plan zeytinyağı üreticilerinin de aklına yatınca, Amerika temsilcisi İtalya başta olmak üzere Avrupa menşeili şirketlerle iki seneliğine anlaşarak, ihracatın yolunu açmıştı.
Görsel: Pinterest
İhracat nedeniyle iç pazarda oluşan arz yetersizliğinden sonra zeytinyağı fiyatları tavan yaparak 10-12 liraya kadar çıkmış ve halk artık margarin kullanmak zorunda kalmıştı. Margarin tüketimi bu süreçte hızla yaygınlaşınca ve ihracat anlaşmaları yenilenmeyince, zeytinyağı fiyatları iç pazarda 480 kuruşa kadar düştü. Ancak halk margarine alıştığından, zeytinyağı iç pazarda da gereken talebi göremedi ve zeytinyağları üreticinin elinde kaldı.
Bu süreçte Türkiye’nin ithal ettiği soya ve pamuk yağlarıyla üretim artığı don yağları ziyadesiyle ucuz ve TL karşılığı verildiğinden, ülkedeki yağlık tohum üretiminde de bir gerileme olmuş ve ithal edilen yağ miktarı 1960’tan sonra 100.000 tona ulaşmıştı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR



