Aynı yol, farklı hız: TCMB ile piyasa neden ayrışıyor?

Merakla beklenen yılın üçüncü enflasyon raporunun ardından TCMB ile piyasa arasındaki ayrışma yakın vade için neredeyse ortadan kalksa da 2027 beklentilerindeki ayrışma korunuyor. Burada temel anlaşmazlık "enflasyon düşecek mi?" değil, "ne kadar hızlı düşecek?" sorusunda ortaya çıkıyor. Yani TCMB de piyasa da dezenflasyon patikasının korunacağını öngörüyor, ancak piyasa özellikle 2027'de daha yavaş bir patika fiyatlıyor. Buradaki kritik ayrım, tahmin ile hedef mekaniği arasındaki farktan doğuyor.
TCMB 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26'dan %28'e yükseltti. Başkan Karahan bu iki puanlık güncellemede motorin, doğal gaz ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki görünümün belirleyici olduğunu vurguladı. Raporun asıl dikkat çeken kısmı ise biraz daha aşağıda yer alıyor. Banka, 2026 ara hedefini %24'te sabit tutmuş durumda. Yani TCMB, kendi hedefinin dört puan farkla aşılacağını baştan kabul ediyor diyebiliriz. 2027'ye gelindiğinde ise tahmin ile ara hedef aynı noktada buluşuyor. İki çıpa da %15 olarak ilan ediliyor. 2028 için de benzer bir tablo geçerli. Hem tahmin hem hedef %9 seviyesinde. Bu noktada 2027 ve 2028 hedeflerinin güncellenmediğini, önceki Enflasyon Raporu ile paralel olduğunu görüyoruz.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eralp Ersoy
Lex Strategic Advisory Kurucusu

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Bu hafta yurt içinde Ağustos ayı cari işlemler dengesi, Eylül ayı bütçe dengesi ve TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi öne çıkarken, yurt dışında ABD enflasyonu ve perakende satışlar, Çin enflasyonu ve dış ticaret dengesi ile Avro Bölgesi nihai enflasyonu ön planda.
12 Eki 2026

Arjantin'de Javier Milei'nin "testere" ile başlattığı ekonomi programı üçüncü yılını tamamlamaya yaklaşırken, ilk iki yılın başarı hikayesi yerini giderek daha karmaşık bir tabloya bırakıyor.

Milli gelir bir hasılat rakamıdır, kazanç rakamı değildir. Türkiye 2010-2019 arasında yılda %5,5 büyüdü ancak aynı zaman zarfında verimlilik artışı yalnızca %0,3'te kaldı. Bunun sebebi ise yatırımların az olmasından ziyade yatırımların yanlış noktalara yönelmesiydi. Uzun süredir olduğu gibi bugün de aynı sınav önümüzde bizleri bekliyor.

2026’nın son çeyreğine girerken küresel tahvil piyasalarında önceki yıllardan oldukça farklı bir yatırım ortamı oluşuyor. Uzun süre piyasaların ana tartışması merkez bankalarının faiz indirimlerine ne zaman başlayacağı üzerine kuruluyken, bugün yatırımcıların cevaplaması gereken soru daha farklı.




