

Filmekimi, Paribu sponsorluğunda devam ediyor Ekim ayını güzel kılan etkinliklerden biri olan Filmekimi, 8 Ekim'de başladı. Bu yıl İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 20'nci kez düzenlenen, 17 Ekim'e kadar İstanbul, Ankara ve İzmir'de sürecek olan etkinlikte Altın Lale kazananı Madalen, Cannes'ın Altın Palmiye kazananı Titane, merakla beklenen Dune: Çöl Gezegeni, Altın Ayı'nın sahibi Kürtaj gibi filmler izleyiciyle buluşacak. Filmekimi 2021 Sponsoru Paribu Türkiye'nin lider kripto para işlem platformu Paribu, bu yılki Filmekimi'nin sponsorluğunu üstleniyor. Sinemaseverlerin ve aynı zamanda Paribu ekibinin de merakla beklediği, ilgiyle izlediği Filmekimi'nin bir parçası oldukları için heyecanlı olduklarını söyleyen Paribu Pazarlamadan Sorumlu Yürütme Kurulu Üyesi Görkem Öztürk, kurulduğu günden bu yana hep "yarını bugünden oluşturmak" motivasyonuyla hareket eden Paribu'nun bir teknoloji şirketi olarak yarını oluşturma vizyonunun ancak sanatla tamamlandığında mümkün olabileceğini vurguluyor. Kültür, sanat ve spor gibi alanlardaki destekleriyle adından söz ettiren Paribu, bu konulardaki katkılarını genişleterek sürdürmeyi hedefliyor. Paribu sponsorluğunda gerçekleşen Filmekimi'ne dair ayrıntılar için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Ayvalık'ı aşamıyorum. Yaklaşık bir buçuk ay önce, bir perşembe günü çıktık yola. Ayvalık sokaklarında o gün pazar vardı. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali boyunca defalarca geçtiğim o sokaklar, bir daha hiç o kadar kalabalık olmadı. Sahil boyunca yürüyerek başlayan günler, sokaklarda kaybolsam da acele etmeye gerek kalmadan varılan gösterimler, her gece açık hava sineması çıkışı, diğerlerinin de orada olacağını bilerek Kraft’ta toplanan bir kalabalık…
Yavaş bir şehirdeki bu festivalde hızlı akan zamanı tutamadım, tutamadık. Gecenin bitmesini istemeyip geç saatlere kadar sohbet etmek, ona rağmen sabah erkenden mutluluğa, mutlulukla açmak gözlerini. Bir arada olma hissi bambaşka çünkü birileriyle tanışmanın, birilerini tanımanın, biraz da onlarla oldukça kendini tanımanın hazzı bambaşka.

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali 2021 seyircisi
Bir adım geriden: 2011, bilemedin 2012. Sosyal medyanın hayatımıza yeni yeni girdiği yıllarda İKSV ve tüm kollarını sosyal medyada var eden adaşım, İstanbul Film Festivali’nin en yoğun haftasında ülke dışında olacağını söylüyor ve benden bir haftalığına işini devralmamı rica ediyor. Birkaç yıldır heyecanla takip ettiğim festivalin mutfağını Deniz Palas’ta ilk kez o zaman görüyorum.
İlk günümde “Gel,” diyor Emre, “seni Azize Hanım’la da tanıştırayım.” Biz kapıda beklerken onun telefonda Fransızca konuştuğunu, telefonu kapatıp odasındaki kişinin krizini ivedilikle çözdüğünü hatırlıyorum. Henüz o ilk izlenimle festivale ve sinemaya dair her şeyi bildiğine ve her sorunu çözebileceğine ikna olduğum "Azize Hanım" hitabının yerini aradan geçen on yıldan ve onlarca karşılaşmadan sonra Azize alıyor.
İlk buluşma: Ayvalık’tayız. Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi'nin (AIMA) bahçesinde oturuyoruz, deniz kenarında. Bir yanımız Arnavut kaldırımı bir sokağın sessizliği, bir yanımız Ege’nin mavisi. İstanbul gibi dev bir kentin kültür ve sanat yaşamının önemli bir parçası olduktan sonra çok daha küçük bir yerde bir festival yapmanın hissiyatının, beklentilerinin ve meyvelerinin de çok daha farklı olduğunu tahmin edebiliyorum.

Azize ve Emre, Ayvalık'ta
Azize’nin Ayvalık’la ve Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’yle olan hikâyesini dinlemeye başlayınca soruyorum: “Sinema yazarlarını, izleyiciyi buraya çekmek zor olmuyor mu?” Bir es veriyor. Önce dört senenin gözlerinin önünden geçtiğini, onların bir başka parladığını fark ediyorum — sonra mutluluk ve gururu aynı anda sırtlayan gülümsemesini. Belki de tüm sohbetimizin en tatmin edici, en net yanıtını alıyorum. Yumuşacık bir sesle, iç çekerek diyor ki: “Olmuyor.”
İki günüm daha var festivalde, daha çok seviyor, daha çok bağlanıyor, mutluluğu daha yoğun hissediyorum.
Teşekkür ederim: Azize’ye, festivale. Cemre’ye ve Kaan’a, Uğurhan’a, Zehra’ya ve Tuba’ya, Ayvalık’taki o küçük ve sihirli anlarda tanıdığım ve sevdiğim, ileride Ayvalık’ta tanıyacağım ve seveceğim herkese.
Emre
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Azize Tan'la Başka Sinema Ayvalık Film Festivali'ne, küçük detay ve tesadüflerdeki mutluluklara uzan bir yolculuk.
13 Eki 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”




