Barbie: Sadece Ken değil, her şey olmak üzerine

Greta Gerwig imzalı Barbie; toplumsal cinsiyet, feminizm ve kapitalizme dair pembe bir hikâye anlatıyor.
Barbie: Sadece Ken değil, her şey olmak üzerine

21 Temmuz - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

The Irish Spirit ile kadrajda İrlanda

Uçsuz bucaksız yeşil tepeler, kaleler, yağmur, eski ahşap döşemelerin koyu yeşille buluştuğu ünlü Irish pubları ve engebeli kıyı şeridiyle her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendine çeken İrlanda, tarihi ve efsaneleriyle her zaman merak…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Barbie

Yönetmen: Greta Gerwig

Yapım yılı: 2023

Süre: 114 dakika

Toplumsal cinsiyet klişelerine uygun bir erkek çocuk olarak büyütülmedim. Futbol oynamamayı seçtiğim ve Action-Man’lerim olsun istemediğim bir çocukluk geçirmiş olsam da Barbie bebeklerle değil LEGO’larla ve oyuncak arabalarla büyüdüm. Bu yüzden bir film olarak Barbie’nin, Barbie’lerle oynayarak büyümüş kız ya da erkek çocukları için ifade ettiklerini tahmin etmek benim için yüzde yüz mümkün değil. Oysa Barbie’yi beğenmiş olmamın nedeni her şeyden önce bu mesafedeki birine, hedeflediği empatiyi kurdurmayı başarabiliyor olması. “Barbie senin için sadece Barbie olabilir ama milyonlarca kişi için çok daha fazlasıydı” mesajını filmin en başında net bir şekilde, hatta olabilecek en epik ve en komik şekilde veriyor: Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey’inin açılış sahnesini neredeyse birebir kopyalama ve Strauss’un sahneyle özdeşleşen Böyle Buyurdu Zerdüşt senfonik şiirini aynen kullanma “cüretini” gösterip üstelik bunu Helen Mirren’a dikte ettirerek...

Barbie’yle oynamadan büyüsem de 1990’lı yıllar boyunca misafirliğe gittiğim evlerdeki çocuk odalarından hatırladığım Barbie bebekler, bugün Margot Robbie’de vücut bulan o stereotipik Barbie bebeklerdendi. Bazı şanslı akranlarımın odalarında tanıştığım Barbie’lerin “Rüya Evleri”, havalı otomobilleri, çeşit çeşit kıyafetleri de olurdu. İnsan formuna benzemeyen oyuncaklara kendi oyun saatlerimdeki LEGO minifigürlerinden alışık olsam da, LEGO’nun aksine bir fark belki o zaman da dikkatimi çekmişti: Söz konusu akranlarımın bazıları “büyüyünce” Barbie gibi olmak istiyordu. Çoğunlukla, idealize edilmiş o güzellik anlayışına ve fiziksel özelliklere olan bir özenmeydi bu; bazense nasıl ya da hangi mesleği yaparak olduğu fark etmeksizin o “Rüya Evlere”, havalı otomobillere, çeşit çeşit kıyafetlere sahip olma isteği. 

Barbie’nin sinema çıkarması yeni değil aslında; 2001-2009 yılları arasında çekilmiş on altı Barbie filmi, bugün 20’li yaşlarındaki neslin Barbie animasyonlarıyla büyüdüğü anlamına geliyor. Barbie’nin yarattığı ütopyanın ve temsil ettiği fikirlerin etki alanı ve etkilediği yaş aralığı da böylece genişliyor: Sadece oyuncağın popülaritesini koruduğu internet öncesi çağda büyüyen X ve Y kuşağıyla sınırlı değil, Z kuşağını da kapsıyor.

Barbie filmi; bir oyuncak aracılığıyla küçük çocukların gözünü boyayan, zihinlerine ve ideallerine körü körüne tohumlar eken ve “gerçek dünyanın gerçeklerini” onlardan saklayan bir düzene aracı olan oyuncağı, üstelik yaratıcısı Mattel’in rızasıyla yerden yere vurmak üzere yola çıkıyor. Öte yandan filmin günah çıkarma süsü verilmiş dev bir pazarlama kampanyası olduğunu görmek için çok zeki olmaya tabii ki gerek yok. Keza Greta Gerwig’in Mattel’le uluorta dalga geçebileceği özgür bir alana sahip olurken bir yandan da satılan her biletle, filmin paralelinde yapılacak her Barbie bebek ve lisanslı ürün satışıyla aynı şirketi zengin edeceğini düşünmek bir komplo teorisi değil.

Greta Gerwig’in Barbieland’de somutlaşan pembe dünyası, günümüzde kâğıt üstünde, sosyal medyadaki filtrelenmiş zaman akışlarında ve ABD’nin “mavi eyaletleri” ile Avrupa’nın metropolleri gibi kentlerde yaratılmış özgürlükçü balonların içinde tartışıldığında kolay ve uygulanabilir görülen fikirlere benziyor. Bu fikirler belli fanusların dışına çıkılıp da toplumun bütünüyle yüzleştiğinde işe yaramıyor ya da işe yaraması için çok daha zorlayıcı süreçler, mücadeleler ve fiziksel saldırı ve tehlikelere dahi karşı koyabilme cesareti gerektiriyor. Barbie’nin stereotipik Barbie’sinin ve tek amacı Barbie’nin ona bakması olan Ken’in “gerçek dünyaya” yolculuk ederek Pandora’nın kutusunu açmasıyla iç içe geçmeye başlayan zıt fikirler (ataerkil ve anaerkil düzen, feminizm ve toksik erkeklik...) de benzer bir şekilde filmin çatışmalarını yaratıyor. Öte yandan film her şeyini borçlu olduğu öznesinin bir “ürün” olmasından dolayı, eleştiriyor gözüktüğü kapitalizmin karşısına bir şey koymakta zorlanıyor.

Eline Barbie’nin ektiği tohumları, idealize ettiği dünyayı ve pembeye boyanmış fikirleri eleştirme fırsatı verilen Gerwig, Lady Bird’ündeki (2017) büyüme sancılarını ve Little Women’ındaki (2019) güçlü kadın monologlarını Barbie bebekleriyle oynayarak sahnelemiş bu filmde. Yetişkin izleyicisine on iki-on üç yaşındaki çocuklar için hazırlanmış feminizm ve toplumsal cinsiyet dersleri veren bu pembe-taşlama; başından beri amaçladığı komik, absürt ve campy film olmayı da girişte sözünü ettiğim empatiyi kurdurmayı da başardığı için yine de takdiri hak ediyor. Filmin güçlü bir komediye dönüşmesinde her şeyden çok Ryan Gosling’in performansının etkisi var. Ayrıca filmin yarattığı görsel dünya, Barbie’nin mirasını insan-boyutuna taşıyan kostümler ve çağımızın en yetenekli isimlerinden bazılarını barındıran soundtrack albümü ile özgün şarkıları da Barbie’yi beklentilerimin altında kalmasına rağmen kaçırılmayacak bir eğlenceye dönüştürüyor.

“Barbie, her şey. Ken yalnızca Ken” diyen bir dünyadan çıkarak erilliği, erkeklerin dünyadaki gücünü ve ataerkil düzenin avantajlarını keşfeden ve bunu diğer Ken’lerle paylaşarak dünyayı bir daha asla eskisi gibi olmayacak bir hâle sürüklemeye çalışması çok tanıdık. Ken’in Gerwig’in de kullandığı Kubrick sahnesinde ateşi bulan ilkel insanlardan hatta atom bombasını yapan Oppenheimer’dan pek de farkı yok. Ve neyse ki Barbieland’de silahlar yok. (Teşekkürler Mattel!)

Nerede izleyebilirsin? Barbie bugün gösterime giriyor.

Benzer işler:

  • Clueless (1995, Amy Heckerling)
  • Promising Young Woman (2020, Emerald Fennell)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎀 Barbie, Mukavemet; sinemada kadınlık ve erkeklik hâlleri

Tek planda çekilmiş Mukavemet’in yönetmen ve oyuncularıyla röportaj, haftanın filmi Barbie ile Barbieland’e yolculuk.

21 Tem 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Barbie | Kaynak: TME Films

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sahneler farklı, konserler aynı: Büyük rock grupları neden şarkı listelerini değiştirmiyor?

Köklü rock grupları yıllardır büyük ölçüde aynı şarkı listeleri ve sahne düzenleriyle konser veriyor. Bir grubun geniş bir müzik kataloğuna sahip olması, dinleyiciye her konserde bu zenginliğin farklı bir bölümünü sunması için yeterli değil mi?

Eda Solmaz

·

19 Eki 2026

Sahneler farklı, konserler aynı: Büyük rock grupları neden şarkı listelerini değiştirmiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Romain Gavras’ın 'Athena'sından 'La Commune'e: Öfke var, devrim neden yok?

Bir düzeni reddetmekle onun yerine başka bir düzen kurmak arasındaki mesafe neden bu kadar büyük? Romain Gavras’ın 2022 yapımı "Athena"sı bu soruyu cevaplamaktan çok, bütün şiddetiyle önümüze koyuyor. Film, öfkenin nasıl kolektif bir enerjiye dönüşebildiğini, kalabalıkların kadraja her girişinde büyüyen bir hareket duygusu ve baş döndürücü bir kurgu temposuyla gösteriyor.

Romain Gavras’ın 'Athena'sından 'La Commune'e: Öfke var, devrim neden yok?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Filmekimi’nde neler izledik?

İstanbul ve Ankara ayakları sona eren, bu hafta sonu İzmir ve Mersin’de sürecek Filmekimi seçkisinde ölüm, yas, ahlaki ikilemler ve gerçek hayatlardan beslenen hikayeler öne çıktı.

Emre Eminoğlu

·

19 Eki 2026

Filmekimi’nde neler izledik?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Soner Can

·

15 Eki 2026

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine