Başkentin festivali başlıyor


Temizlik malzemelerinin yeni adresi: tepedenal.com
Bahar temizliğinin güz versiyonu için kolları sıvamak ve evinin, işyerinin havasını sonbahara uygun yenilemek isteyenleri tepedenal.com ile tanıştırmak isteriz; çünkü onunla temizlik artık çok kolay. Nedir? Otel, hastane, okul, restoran,…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Rüzgarın beni nereye atacağı kimi zaman farklı şehirlerdeki film festivalleriyle belli oluyor. Önümüzdeki hafta pek de yıldızımın barışmadığı bir şehre, yine filmlerin peşinden bu kez bir tren yolculuğuyla geri dönüyorum: Rotam Ankara. Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 33. Ankara Film Festivali, 3-11 Kasım tarihleri arasında hem ulusal yarışmalara hem de ilgi çekici bir dünya sineması seçkisine ev sahipliği yapıyor. Festivali ve bu yılki seçkisini festival başkanı İnci Demirkol'la konuştuk.
Ankaralıların festivale ilgisinden memnun musunuz?
Ankaralı izleyicilerin festivale olan ilgisinden her zaman çok memnunuz. Festivalimiz otuz üçüncü senesinde. Bu süreçte kendi seyircisini oluşturdu. İlk festivalden beri gelen, yıllık iznini festivalde alan, işlerini festival tarihine göre ayarlayan seyircimiz var. Biletler satışa çıktığı ilk yarım saatte 25 seans dolmuştu. Emeklerimizi boşa çıkarmadıkları için çok teşekkür ederiz.

Festival başkanı İnci Demirkol | Kaynak: Ankara Film Festivali
Gelen yarışma başvurularına baktığınızda bu yılki Türkiye sinemasında nasıl temaların ve eğilimlerin öne çıktığını söyleyebilirsiniz?
Yarışma filmleri bu yıl çok başarılıydı. Ulusal Uzun, Ulusal Kısa ve Ulusal Belgesel filmler yarışmalarına çok sayıda film başvurdu. Sayıların ötesinde filmler nitelik olarak da oldukça başarılıydı. Ön seçici kurullarımız yarışmaları oluşturmada oldukça zorlandı. Geleneksel olarak her yarışmaya 10 film seçiyorduk. Bu yıl uzun film yarışmasında bu sayıyı 12’ye, kısa film yarışmasında 11’e çıkarmak zorunda kaldık. Uzun film yarışmasında seçici kurul sayımız da 7’ye yükseldi. Hem uzun film hem de kısa ve belgesel yarışmaları için seçici kurullarımızı zorlu bir süreç bekliyor gibi görünüyor.

Özcan Alper'in Ankara Film Festivali'nde de yarışacak filmi Karanlık Gece, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film seçilmişti. | Kaynak: Antalya Altın Portakal Film Festivali
Bu yılın filmlerinde tema olarak adalet duygusu veya eksikliğinin öne çıktığını düşünüyorum. Bir de insanların geriye dönüp geçmişleriyle yaşadıkları hesaplaşma ve vicdan duygusu ağır basıyor filmlerde. Bir ayrı tema da kadınlar. Kadınların yaşadıkları yere sığamamaları ayrıca karşımıza çıkan temalardan biri.
Ulusal Yarışma seçkisindeki filmlerin sanırım hepsi daha önce İstanbul, Adana ve Antalya festivallerinde yarışmış filmler. Filmlerinin ulusal prömiyerlerinin Ankara’da gerçekleşmiyor olmasının festivale olumlu ya da olumsuz bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Çok olumsuz bir etki yarattığını düşünmüyorum. Neticede filmler izleyiciler için çekiliyor ve her şehrin izleyicisi ayrı. Biz ekip olarak görevimizin filmlerle izleyiciyi buluşturmak olduğuna inanıyoruz ve 33 yıldır bunun için çaba gösteriyoruz. Bu nedenle özellikle İstanbul, Adana ve Antalya festivallerinde olumlu eleştiri alan filmlerin Ankara’da da coşkuyla karşılandığını ve onlara ilgi gösterildiğini gözlemliyorum.
Animasyon filmleriyle tanınan Signe Baumane festivalin konukları arasında ve onun filmlerinden oluşan retrospektif bir seçki de festivalde gösterilecek. Animasyonun tematik festivaller dışındaki film festivallerinde yeterince yer bulduğunu düşünüyor musunuz ve Ankara Film Festivali’nin yolları Baumane ile nasıl kesişti?
Ne yazık ki canlandırma filmler festivallerin ana seçkisi içinde çok yer bulamıyor. Geçmiş festivallerimizde önemli ustaların eserlerine yer vermiştik ama yeterince olduğunu düşünmüyorum. Hâlen çizgi filmin çocuklara yönelik olduğu düşüncesi var. İlk kez bir canlandırma sanatçısına ‘’Bir Usta’’ bölümünde yer veriyoruz. Festivalimizde çalışan genç arkadaşlar Baumane’nın işlerini fark etmişler, onlar önerdiler. Genç bakışa saygı duymak gerekir. Biz de filmlerini izleyince çok etkilendik.

My Love Affair with Marriage (2022, Signe Baumane) | Kaynak: MUBI
Ankara Film Festivali’nin en önemli özelliklerinden biri de Ankara izleyicisinin yeni bir yönetmeni ya da yeni bir türü keşfetmelerini sağlaması. Bu anlamda Baumane’nın Ankara izleyicisi tarafından coşkuyla karşılanacağını düşünüyoruz.
Festivalin Dünya Sineması programında Vişegrad Filmleri seçkisi, Kino 2022 seçkisi ve Dünya Festivallerinden seçkisinin yanı sıra Bir Seçki: Güney Kore bölümü de ilgimi çekti. Dünyada Güney Kore sinemasının son dönemde dikkat çekici bir yükselişi var, bu ilginin Türkiye’de de belirgin olduğunu düşünüyor musunuz?
Yalnız filme değil Güney Kore kültürüne de çok fazla ilgi var. Biz daha önce Güney Kore sinemasının ilginç hâle geldiği ilk yıllarda bir seçki yapmıştık. Bu ikinci seçkimiz. Tabii daha önce dünya sineması bölümünde farklı Kore filmlerini de göstermiştik ama seçki olarak değil. Bu yıl bu bölümde izleyiciler yine çok ilginç dört filmle buluşacak. Su Damlaları Boyayan Adam, Kısa Tatil, Boksör, Balık Kitabı filmleri aracılığıyla izleyici Kore sineması aracılığıyla Kore kültürünü de tanımış oluyor.

Short Vacation (2022, Kwon Min-pyo & Han-Sol Seo) | Kaynak: Slant Magazine
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İnci Demirkol'la 33. Ankara Film Festivali söyleşisi, Arctic Monkeys'in orkestral baladları, Ruben Östlund'un kara komedisi.
28 Eki 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




