Berlin’de 36 saat

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Gün 1: Friedrichshain, Kreuzberg, Neukölln
12.01
Karl-Marx-Allee’de klasik sosyalist dönem mimarisinin büyüleyici örneklerini görerek başlıyoruz güne. Sokaklarda gezmek için muhteşem bir saat. Frankfurter Tor ve Strausberger Platz'ın ortasındayız. 1952-1960 yılları arasında işçi sınıfı için inşa edilmiş bu yapılar kümesi, iki kilometre boyunca uzanan sekiz binalık bir kompleks. Bir blok, bir sokak. Dünyada bedenimizi küçük hissettiğimiz anlardan biri.
Boxhagener meydanına götürecek buradan sokaklar bizi. Vitrinlere, raflara bakacağız biraz. Elimizde Mokofuk’tan aldığımız kahveler. Bilgisayar açmak, maillere bakmak veya yan masadakilerle muhabbet etmek isteyince Silo’da mola verecek, Kaffee Ingwer’in az önce fırından çıkmış çöreklerinin kokusuna tavlanıp kısa bir sıra bekleyeceğiz.

Revaler Strasse etrafındaki grafitiler
13.47
Bazı şeyler klasiktir. Turistik gibi görünse de. Berlin’deki East Side Gallery bu örneklerden biri bizce. Zaten Friedrichshain’dan yola çıkıp Revaler Strasse etrafındaki grafitileri, avlular arasına saklanmış kahveleri, ansızın yükselen müzik seslerini geçip yola Kreuzberg istikametinde devam edeceksen Berlin seni illaki buradan geçiriyor.
Bir zamanlar Batı ve Doğu Berlin’i ayıran duvardan geriye kalan 1,3 kilometre, dünyanın en uzun açık hava galerisi olarak biliniyor. Honecker ve Brezhnev’ın öpücüğü aklına gelen ilk fotoğraf olabilir ama 28 Eylül 1990’da açılmasından bu yana 21 ülkeden 118 sanatçının tuvali olmuş.

Hallesches Haus
14.25
Maybachufer’de pazara (gün olan değil, kurulan) denk gelirsen, o gün harika bir gün çünkü Doğu Berlinlileri bisikletlerinde sebzeler, çiçekler, bazen tabak çanakla burada bulabilirsin. Biz henüz yemedik ama yerlilerin aldığımız bilgilere göre Albatross’un ekmekleri, ekmek üstü zerzevat olarak tanımlanabilecek sandviçleri, kekleri, kruvasanları leziz.
Reuterkiez ve Kottbusser Tor arasında kalan sokakları eski usul, elinde harita, geçtiğin yeri çizerek gezmeni öneririz. Kahve, vitrin, fırın, vitrin, falefel, vitrin. Vegan ayakkabılar yapan Loveco, ikinci elci Sing Blackbird Vintage, caddenin öbür tarafına geçtiğinde Voo Store, nehrin biraz daha ilerisinde Hallesches Haus bizim aklımızda kalanlar. Öğle yemeğini geçiştirmeyi değil, uzatmayı sevenlere öneri: Spindler. Fırınlanmış karnabahar, humus, sabich gibi levanten tabakları menüsüne dizmiş Kitten Deli.

Kreuzberg, Neukölln arasında dükkân manzaraları
15.52
Weser, Lenau, Reuter, Hobrech tabelalarını görüyorsan Neukölln’e varmışsın demektir. Hazır vakit varken Kindl’a uğrayıp çağdaş Alman sanatçılarıyla tanışalım istedik. Neukölln hakkında her şeyi birazdan Çağıl’dan öğreneceğiz. Onunla buluşmayı beklerken Café Pilz, Terz, Nah am Wasser veya Isla Coffee’de oturabiliriz.

Tempelhof Havalimanı, Fotoğraf: Murat Sezgi
18.00
Dünyanın kaç şehrinde bir havalimanında paten yapabilir, ip atlayabilir, uçurtma uçurabilir, sabah koşusuna, öğlen pikniğe çıkabilirsin? Berlin’de bu mümkün. 1927’de kullanıma açılan Tempelhof Havalimanı, 20. yüzyıl başında Wright kardeşlerin gösteri uçuşları yaptığı havacılık merkezi olarak kullanılıyor; Adolf Hitler’in mimarı Albert Speer tarafından Germania adını alacak yeni Berlin hayalinin önemli ikonlarından biri olarak planlanıyor; savaşın ardından Sovyet ambargosuna karşı ABD hava kuvvetlerinin şehri ayakta tutmak için taşıdığı yakıt ve gıda yardımının üssü olarak hizmetini sürdürüyor. Bugün sadece mahallenin değil, şehrin buluşma alanlarından biri. Güneşin gökyüzünde göründüğü günlere denk gelirsen, enfes!

Barra
19.14
Sonnenallee ve Weserstrasse arasındaki küçük sokaklarda hızlıca atıştırmalık, on dakikada yiyip kalkmalık pek çok seçenek bulabilirsin ama Berlin ortamında, ışığında ve müziğinde, masa etrafında arkadaşlarınla buluşmak da güzel bir fikir (gibi geldi bize).
Önceden rezervasyon yaptırmak gereken birkaç restoran ismi bırakalım buraya: Modern alman gastropub Hallmann & Klee; Alman usulü paylaşımlı “tapasçı” Klinke, lokal üreticilerden aldıklarıyla komün masalarında veya açık mutfaklarında seni ağırlayabilecek, natüral şarap menüsünü merak ettiğimiz Barra, Doğu Avrupa’nın bölgesel mutfaklarını menüsüne taşıyan La Côte.
Geçerken uğramalık, "Yer var mı?" diye sormalık mahalle adresleri de şunlar: İspanyol usulü ortaya karışık tapasçı On Egin, canın pizza çektiyse W Pizza, taco ve mezcal ikilisi için Victoria Tacos, burrito sevenlere Club der Burro.

Kreuzberg barları
19.14, alternatif plan: Kreuzberg
Olur da biraz yürüyüşe çıkmış ve Kreuzberg taraflarına gelmişsen geri dönmeye gerek yok. Burada da leziz seçenekler var. Karbonhidratla geceye başlamak, içleceklere altlık yapmak isteyenler için önerileri sıralayalım: ChungKing Noodles, Buya Ramen Factory, The Panda Noodle.
Kendilerini Berlin’in en iyi “kötü yemekçisi” olarak tanıtan (buradaki kötüyü junk food olarak düşünmek lazım) kimchi, guacamole, cheddar, parmesan — aklına gelebilecek pek çok patatesi menüsünde bulunduran Goldies.

Bar Brutal 54
21.47
Uyumayan; partilerin 72 saat sürebildiği; pazar öğlen club kapısında iki saat beklemenin sıradan, alışık hatta kısa bile olduğu Berlin’de gece Neukölln’deysen birkaç seçeneğin var. TIER, Bar Brutal 54, Fahimi, Lugosi veya Keith Bar kokteyl denemeyi sevenler, taburede barmenle muhabbet edip Moscow Mule’un inceliklerini öğrenmek isteyenler için.
Evinin salonunun konforunu, huzurunu, loşluğunu arayanlara adres: Mama Bar veya Geist im Glas. Berlin’de bazı barlarda hâlâ içeride sigara içilebiliyor. Şaşırma. Sahne, canlı müzik, bazen stand-up ararsan da Prachtwerk radarımızda. Biraz yürüyüş iyi gelir diyorsan yeniden Kreuzberg’e çıkalım; Würgeengel masalarında veya bir zamanların eczanesi ORA barında oturalım.
00.00 ve sonrası
Geceyi dansla sabaha uzatmak isteyenler ve "Berghain yeter, başka pistler tanıyalım!" diyenler için adresleri veriyoruz: ÆDEN, Paloma, Watergate, Kater Blau, Loophole.

Gün 2: Prenzlauer Berg, Mitte, Museumsinsel, bir kokteyle Wedding
08.12
Prenzlauer Berg’den gün-ay-dın! Gece yorulup eve gidenlerden misin, her şeye yetişmek için uykudan feragat edenlerden mi? Biz yürümeye başladık bile Schönhauser Allee’den aşağı. 
Prenzlauer Berg mahallesinden yemekler
Buralarda bol bol bebek arabasıyla gezen anneler ve babalar, yüzlerinde boyaları, ellerinde balonlarıyla çocuklar, bisikletin tek gidonunu tutarak gezenler gözüne çarpacak. Kahveler de erkenciler için açık. O hâlde Black Apron, Kiez Kaffee Kraft veya Zacharias ilk durak olsun. Sonra biraz sokaklarda dolaşıp Rosa Wolf'ta dergilerin içinde kaybolmak lazım.
Eğer bugün pazarsa (günlerden olan) Arkonaplatz’daki vintage marketi seni bekliyor. Değilse de önemi yok. Biraz sokaklarda volta atıp hızlıca brunch’a geçebiliriz. Berlin’e ilk kez gidecekler Café Anne Blume’a bir göz atsın isteriz. Paris için Les Deux Magots veya Café des Flores neyse Berlin için burası da onun gibi bir şey.
❄️ Editörün notu: Vintage market'lerin bazıları kışın Berlin soğunda pek tabii kapalı. Bir Google araması ya da Berlin'li bir dosta sormak iyi bir fikir.
Ama mahallelilerle tanışmak, kaynaşmak için asıl adres Café Krone. Daha ilginç bir şeyler denemek istersen (mesela Afrikan-İtalyan mutfağı esintili) Ataya’ya uğrayabilir; kahvaltıda bile humus tercih edersen Kanaan’da pita arasında bulabilir, Vietnam usulü brunch nasıl oluyor merak edersen de House of Do An’a göz atabilirsin. Brunch sonrası Kastanienallee’den aşağı, Müzeler Adası’na doğru gezeriz biraz. Akşamüstü dönmek üzere Prenzlauer Berg, hoşça kal.

Prenzlauer Allee
12.24
Spree Nehri'nin ortasında Museumsinsel olarak bilinen beş müzenin bir arada bulunduğu bölgedeyiz. Klasik antik dönem eserleri Pergamon’da; Donatello, Bernini ve Canova’nın da şaheserlerinin bulunduğu heykeller Bode’de; David Chipperfield’in restorasyonunu yaptığı binasıyla da seni büyüleceyecek, Nefertiti’nin büstü Neues Museum’da; Auguste Rodin’in Düşünen Adam heykelinin yanısıra Schinkel, Menzel, Manet, Monet ve Renoir’ın şaheserleri Alte Nationalgalerie’de; vazo, mücevher gibi koleksiyonları Altes Museum’da görülebilir.
15.12
1980’lerde komünist Almanya ve Vietnam arasında yapılan bir anlaşmayla “Vertragsarbeiter” olarak bilinen kontratlı işçiler Berlin’e göçüyor. Bu göç sadece iş gücünü değil, özellikle Vietnam yemek kültürünü de yanında getiriyor. Berlin sokaklarında yürürken neredeyse dönerci, kebapçı kadar sık çorbacı (pho), sandviççi (banh mi), börekçi (nem ran) görmemiz bundan. Girdiğimiz hemen hepsi çok lezzetliydi. Hazır mahalledeyken Chen Che’yi deneyebilirsin. Bir diğer seçenek de Hum, burası vegan.

do you read me?! vitrini
16.54
Kalabalıkları geride bıraktık, Auguststrasse’deyiz şimdi. Berlin’e gelince içinde kaybolduğumuz, dünyanın pek çok ülkesinden dergiler getiren do you read me?!’de. Biraz duralım buralarda. Sonra da defter, kalem, kırtasiye ürünleri arasında kaybolmak için R.S.V.P. Papier ve Luiban’a uğrarız diye düşündük.
17.47
Hafiften bir İtalya havası esti Sorsi e Morsi’ye girince. Ortaya karışık bir antipasti tabağı, beyaz üzümlerin kabuklarıyla birlikte fermante edilmesiyle elde edilen Orange Wine — aperitif saati, tamam.

Frea
19.23
Yemek zamanı! Rezervasyonsuz gidilmeyen Frea’yı üç kelimede anlatabiliriz: vegan, atıksız, mevsimsel. Ama bu tatlıların üzerindeki kremanın yapıldığı fındığa, atıkları kompost ederek gübre olarak toprağa ve bütün kullandıkları yöntemleri yazdıkları, bizden evimize götürmemizi ve uygulamamızı rica ettikleri kitaba haksızlık olur. Daha klasik neo-bistro tarzı arayanlar için önerimizse Bar Normal.

Prenzlauer Berg’in barları
22.11
Yemekten sonra bir kokteyl içerimciler, Redwood’a bekleniyor. Bir kokteylden sonra açılırsan Redwood kapanıyor; o zaman Becketts Kopf’a kısa (25 dakika kadar) bir yürüyüş var.
22.11, alternatif plan
Bir bar için mahalle değiştirilir mi; o kadar yol yürünür mü; her taraf, bakkallar dâhil içki satıyorken Wedding’e gidilir mi? Bu cümlelerden herhangi biri aklından geçmediyse 7/24, şehir, kasaba, orman fark etmez keşfetmeyi sevenlerdensen Bar Henriatta bize Berlinlilerin önerdiği yerlerden.
00.00
Biz 36 saatin sonuna gelmiş olabiliriz ama sen ÆDEN, Paloma, Watergate, Kater Blau, Loophole’da dansa devam edebilir, İmren Grill’de dürüm, ayran, çorba arası verip mekân değiştirebilirsin. Berlin, açık.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Hazal Yılmaz
Editor @ Aposto

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.





