

SALT’ta: Teneffüs SALT ’ın davetiyle 2019’da başlatılan stüdyo ziyaretleri ve sanatçı sohbetleriyle geliştirilen Ardışık sergilerinin sonuncusu, Aykan Safoğlu’nun Teneffüs adlı sergisi 24 Nisan’a kadar SALT Galata’da seni bekliyor sevgili Duende okuru. Teneffüs İşlerinde, hareketli ve hareketsiz görüntüler arasındaki geçişlerin biçimsel ve içeriksel olanaklarını araştıran Aykan Safoğlu, Teneffüs sergisini fotoğraf temelli üretimlerinden oluşturuyor. Yakın dönemdeki sanat pratiğinde, kırpma, yeniden düzenleme ve tarama yöntemlerini kullanarak durağan görüntüleri kendi deyişiyle “göçmen imgeler”e dönüştüren Safoğlu, kişisel albümünden seçili fotoğrafları tek tek öğütücüden geçiriyor; parçaları bir tarayıcı tablası üstünde yeniden bir araya getirirken yukarı aşağı, sağa sola kaydırarak bir dalga hareketi, titreşim yaratıyor. Safoğlu hikâyeyi bir ileri bir geri alıyor. Geçmiş ve gelecek arasında kurduğu atlamalı anlatım, dağılıp yeniden birleşen ve titreşen görüntüler aracılığıyla kişisel ve toplumsal belleği örgülerken sanatçı, sergi vesilesiyle okul güzergâhındaki bir bellek mekânına geri dönüyor: Tophane Parkı’ndaki İşçi Heykeli. Ekonomiden ödünç aldığı borçluluk ve varlık kavramlarından yola çıkan sanatçı, bunların kendi hayat hikâyesindeki yansımalarına bakıyor. 19. yüzyılda iç ve dış borçları denetlemekle yükümlü Düyûn-ı Umûmiye olarak hizmet veren ve 1933’te İstanbul Erkek Lisesi’ne dönüşen yapıyı serginin arka planına konumlandırıyor. Bu okulda aldığı Almanca eğitimin ve okulla özdeşleşen katı disiplinin yaşantısındaki izlerini toplumsal cinsiyet, yönelim ve göç temelinde irdeliyor. 24 Nisan’a kadar SALT Galata’da sürecek sergi paralelinde sanatçı tarafından yürütülecek atölyeleri saltonline.org üzerinden takip edebilir, sergiyle ilgili ayrıntılı bilgiye yine aynı adresten ulaşabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bir film, bir yönetmen, bir sanat eseri, bir sanatçı, bir sokak, ya da bir mekân — Beslenme Çantası’nı konuğumuza ilham veren "şey"lerle dolduruyoruz.
Gülçin Kültür Şahin’in beslenme çantasından aşk, Capra ve Angelopoulos filmleri ve bir Laura Marling şarkısı, Avrupa’nın güneyinden ve kuzeyinden edebiyat eserleri, nostaljik bir lezzet ve ünlü bir şef çıkıyor.
- Sevdiceği,
- It’s a Wonderful Life (1946, Frank Capra),
- Eternity and a Day (1998, Theo Angelopoulos),
- Laura Marling’in “What He Wrote” şarkısı,
- Henrik Ibsen’in “Nora, Bir Bebek Evi” oyunu,
- Javier Marias kitapları,
- Julia Child,
- Soğuk süt ve bebe bisküvisi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gülçin Kültür Şahin'le sesini duyurmaya çalışan hayalet karakterler üzerine tartışıyor, Laura Marling'in What He Wrote şarkısının sadeliğinde kayboluyoruz.
23 Şub 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.



