Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.
Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Türkiye ile Çin arasındaki ilişkiler uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak ticaret, yatırım ve ulaştırma projeleri üzerinden ilerlerken, son dönemde temasların siyasi partilerden düşünce kuruluşlarına ve yayıncılık faaliyetlerine uzanan daha geniş bir alana yayıldığı görülüyor. 

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Uluslararası İlişkiler Departmanı Bakan Yardımcısı Jin Xin başkanlığındaki bir heyetin Nisan ayında Ankara ve İstanbul’da yürüttüğü görüşme trafiği de ÇKP yönetiminin Türkiye’deki farklı siyasi ve toplumsal çevrelerle ilişki kurmaya dönük yaklaşımının son örneklerinden biri oldu. 

  • Ziyaret sırasında atılan adımlardan biri ise Çin’in medeniyet, kalkınma ve çokkutupluluk başlıklarındaki yaklaşımını Türkiye’de tartışmaya açacak yeni bir platformun kurulmasıydı.

Bu kapsamda kurulan Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYA-MER), 14 Nisan’da Ankara'da çalışmalarına başladı. Kuruluş toplantısında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin ve merkezin başkanlığını üstlenen Prof. Dr. Semih Koray birer konuşma yaptı. 

Açılış törenine Rusya, İran, Küba, Venezuela, Nikaragua ve Belarus'un diplomatik temsilcileri katılırken Türkiye tarafından AK Parti MKYK Üyesi Muhammed Emin Saraç, eski Devlet Bakanı Mehmet Sevigen, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç ve Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar salonda yerini aldı. Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ve Eski Başbakan Binali Yıldırım ise törene mesaj göndererek açılışı tebrik etti. 

DÜNYA-MER adını ve kavramsal çerçevesini, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 2023 yılında ilan ettiği Küresel Medeniyet Girişimi'nden alıyor. Girişim medeniyet çeşitliliğine saygı, insanlığın ortak değerleri, medeniyetlerin miras alınıp yenilenmesi ve halklar arası etkileşimin güçlendirilmesi olmak üzere dört ilke üzerine kurulu. Ortak paydası ise modernleşmenin tek bir yolu ve tek bir örneği bulunmadığı düşüncesi olarak karşımıza çıkıyor. Evrensel değerlerin tek bir merkezden tanımlanmasına ve medeniyetler çatışması tezine karşı çıkan girişim, her ülkenin kalkınma yolunun kendi tarihi ve kültürüyle şekillendiğini savunuyor.

  • Girişimin bir devletlerarası zirvede değil, Çin Komünist Partisi'nin dünya siyasi partileriyle düzenlediği toplantıda duyurulduğunu da hatırlamakta fayda var. Bu nedenle muhatapları arasında devletler kadar partiler, düşünce kuruluşları ve aydın çevreleri de yer alıyor. 

Jin Xin'in Nisan ayında yaptığı Türkiye ziyareti de bu çerçevede ilerledi. Heyet üç günde AK Parti, CHP, Yeniden Refah Partisi ve Vatan Partisi ile ayrı ayrı görüşürken İstanbul'da Çin'in kalkınma tecrübesine ilişkin eserleri Türkçeye kazandırmayı hedefleyen bir çeviri ve yayıncılık merkezinin açılışı da yapıldı. 

Jin Xin’in ziyareti, Türkiye ile Çin arasında son iki yılda hızlanan temasların devamı niteliğindeydi. Hatırlanacak olursa Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 2024 yılında Pekin, Urumçi ve Kaşgar'ı kapsayan ziyaretini, aynı yıl sekiz yıllık aranın ardından yapılan Türkiye-Çin Hükümetlerarası İşbirliği Komitesi toplantısı izlemişti. Bu görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Şi Cinping, Ağustos 2025'te Tiencin'de bir görüşme yaptı. 

  • Görüşmede Orta Koridor ile Kuşak ve Yol Girişimi'nin birleştirilmesinden Çin yatırımlarına, enerji ve ulaştırmadan 5G teknolojisine kadar uzanan oldukça geniş başlıklar ele alındı. Diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 55. yılı olan 2026'ya girilirken ise iki ülke arasındaki temaslar devletlerarası görüşmelerin dışına taşmaya başladı.

Çin'in bu dönemde siyasi partilere, üniversitelere, düşünce kuruluşlarına ve yayınevlerine yönelmesi, ilişkilerin ticaret ve yatırım kararlarının da ötesinde yürütüleceğini gösteriyor. Türkiye aynı dönemde NATO ve Avrupa Birliği ile ilişkilerini yeniden güçlendirirken Çin yönetimi, Türkiye’nin dış politikadaki yön değişikliklerinden etkilenmeyecek kalıcı bir ilişki ağı kurmak istiyor. 

Bu nedenle yalnızca iktidar aktörleriyle görüşmek yerine, muhalefet partileri ve farklı toplumsal çevrelerle de bağ kuracak adımlar atmak ve Çin'in dünya düzenine ilişkin tezlerini Türk akademisyenler ve yerli düşünce kuruluşları üzerinden anlatmak istiyor. İstanbul'daki çeviri ve yayıncılık merkezi bu faaliyetin yayın ayağını oluştururken DÜNYA-MER, aynı yaklaşımı medeniyet ve çok kutuplu dünya tartışmaları tarafını üstleniyor. 

Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı

Medeniyet araştırmaları amacıyla kurulan DÜNYA-MER’in ilk iki büyük etkinliği güvenlik başlığında düzenlendi. Haziran ayında İstanbul'da 10 ülkeden konuşmacının katıldığı "Dünyada Güvenlik ve NATO" konferansı toplanırken, NATO Liderler Zirvesi'nin ardından Temmuz ayında Ankara'da düzenlenen "Büyük Savaşı Önleyecek İttifak" konferansına 17 ülkeden katılım oldu. İki toplantının sonuç bildirgelerinde NATO'nun ömrünü tamamladığı görüşü dile getirilirken Türkiye-Rusya-Çin-İran arasında stratejik bir ittifak kurulması önerildi. 

  • Türkiye'de eksen tartışmasının merkezin kuruluşundan önce açıldığını da eklemek gerekiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Eylül 2025'te Türkiye-Rusya-Çin formülünü gündeme getirmiş, ayrıca Rus basınında MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal’ın Rusya ziyaretinde Cumhur İttifakı’nın devamlılığının bu çizginin kabulü ile mümkün olduğunu söylediğine dair haberler yer almıştı. DÜNYA-MER böylece süregelen bir tartışmaya kendi çerçevesiyle katılmış oldu.

DÜNYA-MER ise Çin’in medeniyet ve çokkutupluluk söylemini Türkiye’deki Rusya ve Çin’le yakınlaşma arayışıyla birleştiren yeni bir siyasi merkez olarak ortaya çıkıyor. Kuruluşundan sonraki ilk üç ayda düzenlediği toplantılarda da merkez, bu hattı kalıcı bir programa dönüştürmeye yönelik hedeflerin de sinyallerini veriyor. 

DÜNYA-MER’in kuruluş amacından yönetim yapısına, güvenlik başlıklarını öne almasının gerekçesinden Küresel Medeniyet Girişimi'yle ilişkisine uzanan sorularımızı DÜNYA-MER Başkanı Prof. Dr. Semih Koray Aposto okurları için yanıtladı.

DÜNYA-MER Başkanı Prof. Dr. Semih Koray

'Nesneldir, ama tarafsız seyirci konumunda değildir'

Merkezin ilan edilmiş amacını dört başlıkta özetleyen Koray, dünya medeniyetleri arasındaki tarihsel etkileşim ve işbirliğinin, Yükselen Asya Medeniyeti'nin insanlığın ortak geleceğindeki rolünün, Küresel Medeniyetler Girişimi ile millî demokratik devrim ve Çin'e özgü sosyalizm süreçlerinin, Türk ve Çin devrimlerinin günümüzdeki katkılarının araştırılarak insanlığın hizmetine sunulacağını belirtti.

DÜNYA-MER'in klasik bir düşünce kuruluşu mu yoksa araştırma platformu mu olduğu sorusuna bilim anlayışı üzerinden yanıt veren Koray, "Bilim, hayata müdahale etmek ve dünyayı dönüştürmek içindir. Onun için DÜNYA-MER'in medeniyet sorunsalına yaklaşımı nesneldir, ama 'tarafsız seyirci konumu'nda değildir. Bugün insanlığın özlemini duyduğu yeni bir medeniyetin inşasına etkin katkılarda bulunmayı amaçlar" ifadelerini kullandı.

Merkezin bilimsel araştırma ile araştırma sonuçlarının yaşama geçirilmesini ayrılmaz bir bütün olarak gördüğünü ve bu süreçte bir İnsanlık Cephesi'nin kuruluşuna katkıda bulunmayı amaçladığını dile getiren Koray, kimlik tartışmasını da bu zemine bağladı:

"Klasik 'düşünce kuruluşları' ya da 'araştırma platformları' ile olan benzerlik ya da kendine özgülüklerini bu bağlamda değerlendirmek gerekir."

Neden önce güvenlik konferansları?

Medeniyet araştırmaları amacıyla kurulan bir merkezin ilk iki büyük etkinliğini güvenlik başlıklarında düzenlemesini medeniyet ile güvenlik arasındaki tarihsel bağla açıklayan Koray, "Tarih boyunca medeniyetlerin yükselişine hep görece istikrarlı bir güvenlik ortamı eşlik etmiştir. Günümüzde de güvenlik ikliminin sağlanması, yeni medeniyetin yükselişini hızlandırarak pekiştirmenin bir önkoşulunu oluşturmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Haziran ayındaki İstanbul konferansının gerekçesini bu önkoşula bağlayan Koray, Temmuz’da Ankara'da düzenlenen ikinci konferansın arka planını ise merkezin tarih okumasıyla anlattı:

"İnsanı merkeze alıp onun yapım gizli gücünü açığa çıkararak uygarlığın inşasına yöneltmek tarih boyunca bütün medeniyetlerin yükselişine damga vuran etken olmuştur. Günümüzde de yapım gücü Atlantik Sistemi'nden Asya'nın eline geçmiştir. Yeni bir medeniyetin Asya'dan yükselmekte oluşunun ardında yatan neden budur.

Öte yandan Atlantik Sistemi yapım gücünü yitirerek neredeyse salt bir yıkım gücüne indirgenmiştir. Bugün bu yıkım gücünün küresel bir savaşa yönelmesini engellemek, geçmiş ve gelecek bütün medeniyetleri—kısaca insanlığı—korumak için yaşamsal bir önem kazanmıştır."

Yönetim ve danışma kurulları nasıl oluşacak?

Merkezin yönetim ve danışma kurullarında kimlerin yer alacağı sorusuna oluşum sürecinin devam ettiği yanıtını veren Koray, ilk iki uluslararası toplantıya ulusal ve uluslararası düzeyde geniş bir katılımın söz konusu olduğunu hatırlattı:

"Bunu DÜNYA-MER'in amaçlarının geniş bir kesimin ortak özlemlerini yansıttığının ve bu kesimlerde bir karşılık bulduğunun göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Yönetim ve Danışma kurullarının inşasında bu birikimden etkin bir biçimde yararlanmayı amaçlıyoruz.”

Çin çalışmaları, uluslararası ilişkiler, tarih, ekonomi ve sosyoloji alanlarından bağımsız akademisyenlerin çalışmalara dahil edilip edilmeyeceği sorusunu ise tek bir ölçütle yanıtlayan Koray, "Tek ölçüt, bilimi esas almak ve DÜNYA-MER'in amaçlarına uygunluktur" ifadesini kullandı.

'Çin'e öykünerek başarı kazanmak söz konusu olamaz'

Çin deneyiminin merkezin araştırma gündemindeki yerine ilişkin soruya bu deneyimin kendine özgülüğünü vurgulayarak yanıt veren Koray, "Çin'in deneyimlerinin kendine özgü olması, 'onlara öykünerek başarı kazanma'nın söz konusu olmadığını ifade eder" dedi. 

  • Koray'a göre bu deneyimler, açığa çıkardıkları nedensellik ilişkileri bakımından bütün insanlık için zengin bir birikim içeriyor ve Çin'e özgü sosyalizm süreçleri bu nedenle millî demokratik devrim süreçleriyle birlikte araştırma gündemine dahil edilmiş durumda.

Şi Cinping'in 2023'te ilan ettiği Küresel Medeniyet Girişimi'nin DÜNYA-MER'in çalışma programındaki yerine ilişkin soruya ise Koray, iki oluşum arasındaki ilişkiyi karşılıklı güçlenme çerçevesinde tanımlayarak karşılık verdi:

"Çin'in Küresel Medeniyet Girişimi ile DÜNYA-MER'in amaçları arasında önemli bir örtüşme söz konusudur. Onun için bu iki oluşum arasında DÜNYA-MER'in amaçları çerçevesinde belirtilen biçimde işbirliğine gidilmesi her iki oluşuma da güç katacaktır."

Merkez hangi çıktıları üretecek?

Çalışma programına ilişkin sorulara seminer, çalıştay, toplantı ve sempozyum gibi etkinliklerin yanı sıra araştırma sonuçlarına dayalı çeşitli yayın biçimlerini sayan Koray, işbirliği içinde olunan araştırmacıların katılımını olanaklı kılacak bir portalın da tasarlandığını açıkladı. Merkezin yalnızca akademik araştırmayla sınırlı kalmayacağını, bulguların uygulanması için "uygulayıcı niteliği taşıyan bütün kesimlerle" işbirliği yürütüleceğini belirten Koray, hedefi kalıcılık üzerinden tarif etti.

"Araştırma Merkezimiz, bu tekil etkinlik ve çıktılardan amaca hizmet eden kalıcı bir kolektif birikimin yaratılarak geliştirilmesini amaçlamaktadır."

Türkiye'deki Çin, Asya'nın yükselişi ve çokkutuplu dünya tartışmalarında gördüğü eksikliği ise ülkenin Atlantik Sistemi içindeki geçmişine bağlayan Koray, "Ülkemizin Atlantik Sistemiyle olan bağlarının hızla zayıflamakta olmasına karşın uzun bir süre bu sistem içinde yer almış olmasının düşünsel düzlemde yol açtığı ideolojik etki ve önyargılar gücünü hâlâ ciddi ölçüde korumaktadır" tespitini de paylaştı:

"Bu da Asya'dan yükselmekte olan medeniyet ve çok kutuplu dünya tartışmalarında bulanıklığa yol açmaktadır. Bu bulanıklığın giderilmesi de DÜNYA-MER'in amaçları arasındadır."

'Yeni bir medeniyetin doğum sancıları'

Son olarak Batı medeniyetinin bugünkü durumuna ilişkin bir değerlendirme de yapan Koray, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün Batı Medeniyeti, yükseliş döneminde kendisinin insanlığa armağan ettiği değerleri toptan reddetme sürecine girmiştir. Bu çürüme, Atlantik Sistemi ülkelerinin halkları da dahil bütün insanlık nezdinde yeni bir medeniyete duyulan özlemi güçlendirmektedir. Dünyamız yeni bir medeniyetin doğum sancılarını yaşamaktadır. DÜNYA-MER'in kuruluşuna yol açan en önemli etken budur."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR