Eylem On Yılı ve Sürdürülebilirlik

Ülkeler farklılıklarını geride bırakmalı ve küresel sorunların çözümü için bir araya gelmeli.
Eylem On Yılı ve Sürdürülebilirlik

Ocak/Şubat - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Dr. Ahmet Aydemir

Günümüzde sıklıkla kullanılan ve neredeyse tüm kurumlar tarafından -göstermelik olarak da olsa- benimsenen sürdürülebilirlik kavramının kökleri yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Kelimenin yazılı kaynaklarda ilk kullanımı, 1713 yılında, ormancı ve maden yöneticisi Hans Carl von Carlowitz tarafından gerçekleştirilmiştir. Carlowitz, sürdürülebilirliği, doğal kaynakların dengeli kullanımı olarak tanımlamıştır.

Sürdürülebilirliğin günümüzdeki kapsayıcı anlamına daha yakın kullanımı Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 1982’de hazırlanan Dünya Doğa Şartı belgesinde gerçekleşmiştir. Burada sürdürülebilirlik, çevresel ekosistem ve doğal kaynakların istikrarının korunması olarak yer almıştır.

Sürdürülebilir kalkınma ise, bugün sıkça kullanılan anlamıyla ilk kez 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından hazırlanan Brundtland Raporu ile gündeme gelmiştir:

  • “Bugünün gereksinimlerini gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma." 

Bu tanımlamadan itibaren hızlanan sürdürülebilirlik süreçleri, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkelerin 8 Eylül 2000’de bir araya gelmesi ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin oluşturulmasıyla devam etmiştir. Sekiz maddeden oluşan hedefler şu amaçları kapsamaktadır:

UNDP Türkiye'ye göre 2000 – 2015 yılları arasında yürürlükte kalan bu hedefler kapsamında bir milyardan fazla birey aşırı yoksulluktan çıkarılmış, çocuk ölüm oranları yüzde 50’den fazla azalmış, okulu bırakan çocuk sayısı yüzde 50’den fazla düşmüş ve HIV/AIDS bulaş oranı yüzde 40 oranında azalmıştır. Tüm bu kazanımlarla birlikte, yoksulluk, cinsiyet eşitliği ve çevresel sürdürülebilirlik alanlarında yapılan çalışmalar amaçlananın gerisinde kalmıştır. Bu yüzden BM üyesi ülkeler 25 Eylül 2015’de yeniden bir araya gelerek Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi 2030 planını devreye sokmuştur. Bu plan, 2015 – 2030 yılları arasında yürürlükte olmakta ve şu hedefleri kapsamaktadır:

A picture containing application

Description automatically generated

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA'lar), veya diğer adıyla Küresel Amaçlar, insanlar, gezegen, refah, barış ve ortaklıklar temalarıyla ekonomik, sosyal ve çevresel çerçevede geniş bir etki alanını kapsamaktadır. Bu kalkınma planı, 2015 yılında, idealist bir biçimde ve büyük hayallerle başlasa da, planın ilk beş yılında elde edilen gelişmeler, hedeflenen ivmenin ciddi anlamda gerisinde kalmıştır. Bu yüzden de BM, 2020 – 2030 yılları arasını, SKA'ları gerçekleştirme için harekete geçme zamanı olarak belirlemiş ve Eylem On Yılı olarak adlandırmıştır.

SKA'ları gerçekleştirmek için büyük önem taşıyan eylem on yılı, maalesef koronavirüs pandemisi ile başlamıştır. Pandemi sebebiyle yüz milyonlarca insan sağlığını, milyonlarca insan da hayatını kaybetmiştir. Pandemi, SKA'lar adına atılan adımları derinden etkilemiş ve özellikle sağlık ve cinsiyet eşitliği gibi bazı amaçlardaki gelişmeleri ciddi anlamda yavaşlatmıştır. Pandeminin ikinci yılıyla birlikte hem sağlık hem de SKA'lar konusundaki süreçler yavaş yavaş düzelmeye başlamıştır, fakat tam da bu sırada dünyayı etkileyen başka bir küresel olay gerçekleşmiştir: Rusya – Ukrayna savaşı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan ve hala devam eden savaş, SKA'ları yakından ilgilendirmektedir. Bu savaşın, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmüş en büyük gıda krizine yol açma potansiyeli bulumaktadır. Rusya ve Ukrayna, küresel ticari tahıl üretiminin neredeyse üçte birini gerçekleştirmektedir ve hali hazırda üretilen milyonlarca ton tahıl savaş sebebiyle ticarete açılamamaktadır. Savaş devam ederse yakın gelecekte bir o kadar tahılın daha kaybedilebileceği öngörülmektedir. Üstelik savaş için harcanan ekonomi ve insan kaynağı sebebiyle bölgede iklimle mücadele de ciddi anlamda yara almıştır.

Rusya – Ukrayna savaşı kadar küresel etkileri olmasa da, ya da dünya basını tarafından bu savaş kadar ilgi görmese de, Taliban’ın Afganistan’ı işgali de hem ülke hem de bölgede insan hakları ve cinsiyet eşitliği konusunda üzücü bir gerilemeye yol açmıştır. İşgal sebebiyle bölgedeki kadınlar ve kız çocukları eğitimden istihdama birçok temel haktan mahrum bırakılmıştır. Bu işgalle ilgili belki de bir o kadar üzücü gerçek de dünya ülkelerinin yaşananlara müdahelede duyarsız ve yetersiz kalmış olmasıdır.

Pandemi ve savaşlar yetmezmiş gibi, 2023 yılında, özellikle Türkiye, gerçekleşen depremler sebebiyle zor günler yaşamıştır. On binlerce insan hayatını kaybederken bir çok ilde yüksek çaplı hasar yaşanmış, depremler sonrası gerçekleşen sel baskınlarıyla bu hasarlar daha da artmıştır. Bölgenin toparlanma süreci her ne kadar yoğun bir yardımlaşma içinde başlasa da bu geri dönüşün sürdürülebilir olması uzun ve sürekli bir çaba gerektirecektir.

2023 yılının ilk çeyreğini bitirdiğimiz bu günlerde, SKA'ların 2030 yılına kadar tamamlanabilmesi için elimizde 7 yıldan az bir süre kalmıştır. Dünyayı derinden etkileyen pandemi, savaş ve afetler, amaçlara ulaşılması için atılan adımları yavaşlatmış, hatta bazı durumlarda duraksatmıştır. Amaçları kalan süre zarfında gerçekleştirebilmek için yapılması gerekenler açıktır:

  • Dünya ülkeleri, salgın hastalıklarla mücadele için güçlerini birleştirmeli, aşı, ilaç ve tedavi servisleri tüm toplumlara eşit, hakkaniyetli ve erişilebilir olarak sunulmalıdır.
  • Dünyadaki çatışma ve savaşlar diplomatik yollarla sona erdirilmeli, uluslararası örgütler bu konuda aktif rol oynamalıdır.
  • Afet bölgelerindeki ülkelerde afetle mücadele konusunda gerekli tüm önlemler alınmalı ve ilgili yatırımlar önceliklendirilmelidir.
  • Salgın, afet ve savaş gibi konuların çözümünde bilim insanlarına verilen önem, öncelik, görev ve sorumluluklar arttırılmalıdır.
  • Salgın, afet ve savaşla mücadele, tüm dünyada eğitim müfredatına girmeli ve bu konularda yaşam boyu nitelikli eğitimler verilmelidir.
  • Gelişmiş ülkeler, pandemi, savaş ve afet mağduru ülkelere iyileşme süreçlerinde yardım etmelidir.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, her sene olduğu gibi bu sene de SKA'lara erişilmesi için dünyanın önceliklendirmesi gereken konuları şu şekilde sıralamıştır:

  • Herkesin barış hakkı olmalı, barış için yeni bir plan hazırlanmalıdır.
  • Herkesin sosyal ve ekonomik hakları ve gelişim hakkı olmalıdır.
  • Herkesin temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreye erişim hakkı olmalıdır.
  • Çeşitliliğe saygı duyulmalı ve kültürel hakların evrenselliği kabul edilmelidir.
  • Herkesin tam cinsiyet eşitliği hakkı bulunmalıdır.
  • Sivil ve politik haklar kapsayıcı toplumların temeli olmalıdır.
  • Gelecek nesillerin yaşama hakkı olmalıdır.

SKA'ların 2030 yılına kadar gerçekleşebilmesi için dünyadaki tüm ülkeler ayrılık ve farklılıklarını geride bırakmalı ve başta iklim değişikliği olmak üzere hepimizi tehdit eden küresel sorunların çözümü için bir araya gelmelidir. Aksi takdirde amaçlar, renkli görsellerle süslenmiş güzel bir hayal olmaktan öteye gidemeyecektir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

104: Meraklı Çöl

IPCC Raporu, Ormanda Gezintiler, İlham Veren Girişimler ve daha fazlası

31 Mar 2023

BMW i ile birlikte
Fotoğraf: Ali Faisal Al Anssari / Olafur Eliasson, Rainbow incubator, near the Al Thakhira Mangrove in Northern Qatar, 2023

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı