
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Pınar Kılavuz - Paris
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2017 seçimlerinden beri ajandasında yazılı olan emeklilik reformunu -halka rağmen- hayata geçirmek istiyor. Önce Gilets Jaunes (Sarı Yelekliler) eylemleri daha sonra COVID-19 nedeniyle ertelemek zorunda kaldığı reform bu kez tartışmaya kapalı.
Başbakan Elisabeth Borne tarafından Bakanlar Kurulu’na sunulan reform tasarısıyla 62 olan emeklilik yaşı kademeli olarak 64’e çıkartılacak. Hükümetin savunma tezleri ekonomik ve demografik. Çünkü emeklilik yaşının kademeli olarak 64’e uzatılması, devlet bütçesi için 2027 senesine kadar 7,7 milyar avro, 2032’ye kadar ise 18 milyar avro tasarruf anlamına geliyor.
Fransa’nın değişen demografik yapısı ve 55 yaş üstü kişilerin istihdam oranının diğer ülkelere nazaran düşük kalması reform savunucularının öne sürdüğü tezler arasında. (2019 verilerine göre; 60-64 yaş aralığındaki kişilerin istihdam oranı Fransa’da %34 iken Almanya’da %63, İsveç’te %70 ve avro bölgesinde %47)
Ek olarak, toplumda beklenen yaşam süresinin uzaması (2022’de kadınlar için doğumda beklenen yaşam süresi 85,2 erkekler için 79,3). Fakat engelsiz yaşam belirtisini ele aldığımız zaman durum değişkenlik gösteriyor. Çünkü 2020 yılı verilerine göre bu sağlıklı yaşam süresi erkekler için 64,4 (yani hükümetin öngördüğü yasal emeklilik yaşı), kadınlar için ise 65,9.
19 Ocak’ta 2 milyon kişi sokaklarda bu reforma karşı hakkını ararken, Cumhurbaşkanı Macron ve beraberinde 11 bakan İspanya-Fransa Zirvesi için Barselona’daydı. Macron, “Bu reform iki dönemdir seçim programında var, aylar önce seçim yapılmamış gibi davranamayız.” diyerek Nisan 2022’de halkın kendisini seçtiğini, böylece seçim programını da onayladığını hatırlattı
Peki Macron kimin sayesinde, neden seçildi?
Macron, “zaferini” sadece kendi seçmenine borçlu değil. Seçimlerin hemen ardından “herkesin Cumhurbaşkanı olacağını” söylemiş, kendisine oy veren başka parti seçmenlerine de teşekkürlerini iletmişti. İkinci turda karşısında olan Marine Le Pen ise seçim programında emeklilik reformu konusunda Macron’un tam zıttı bir plan çiziyordu. Le Pen, “Boyun Eğmeyen Fransa ve Fransız solu sayesinde seçilen Macron, Cumhuriyetçilerin desteğiyle emeklilik yaşını 64 yapmayı deneyecek. Fransızlar bize güvenebilir, bu adil olmayan reforma karşı duracağız” demişti. Macron, Le Pen’e karşı ülkeyi radikal sağa teslim etmemek adına seçilmişti.
Yapılan son araştırmalara göre halkın %72’si bu reforma karşı. Sol partilerin destekçileri bu emeklilik reformuna karşı çıkıyor. Boyun Eğmeyen Fransa destekçilerinin %84’ü, Sosyalist Parti destekçilerinin ise %59’u reform karşıtı. Aşırı sağcı Ulusal Birlik destekçileri ise %66 oranında reform karşıtı.
Macron’un Renaissance partisi sempatizanlarının %82’si, merkez sağdaki Cumhuriyetcilerin ise %73’u bu reformu destekliyor. Macron, sağ seçmen ile genişlettiği tabanını avantaja çevirmeyi hedefliyor.
Halk-muhalefet-sendika ilişkisi
Fransa’da hükümete yine emeklilik reformu konusunda geri adim attırabilmiş ve tarihe geçmiş bir toplumsal hareket var. 1995'te yine emeklilik reformuna karşı 3 hafta ülke çapında grevler yapılmış, toplam 6 milyon kişi grev yapmıştı.
2022 senesinde ise 2 milyon kişi genel grevin ilk günü sokaklardaydı. Grevin ikinci ayağı olan 31 Ocak’ta katılım 2,8 milyon oldu.
Eğer kararlı görünen hükümet geri adım atarsa yeni bir tarihi an olacak. Seçimlerin ilk turunda birleşmeyen (ya da birleşemeyen) sol, seçimler sonrası kurduğu ittifak ile muhalefet yapıyor. Sendikalar da yine 12 sene sonra ilk kez fikir birliği içinde, 19 Ocak eylemlerinde hep beraber reform karşısında halk ile el ele yürüdü. Halk ve muhalefet birbirinden destek alıyor.
2019 verilerine göre Fransa’da sendikalaşma oranı %10,3. Fakat grev yapmak ya da hak mücadelesi vermek için sendikalı olma şartı yok. Bu veriler bizi, -aslında daha çok da sendikaları- “Neden bu kadar düşük oran?” sorusuna cevap aramaya yöneltiyor.
Hükümetin kararlılığı
Başbakan Borne yaptığı son açıklamada “Reform tartışmaya kapalı.” dedi. Grevlerin ve eylemlerin başından beri Hükümet Sözcüsü Olivier Veran “Grevler bizi korkutmuyor.” derken Cumhurbaşkanı Macron da grevin bir hak olduğunu ama kendilerinin de kararlı olduğunu hatırlatıyordu.
Macron, son kez Cumhurbaşkanı olarak seçildi, yani gelecek seçimlerde aday olamayacağı için oy kaygısı taşımıyor. Fransa’da Cumhurbaşkanlığı süresi 5 sene, bir kişi üst üste en fazla iki kere seçilebiliyor. Eğer reform yasalaşırsa 2027 seçimlerinde aday olacak kişilerin ajandasındaki en önemli noktalardan biri emeklilik reformu olabilir.
İkinci grev dalgası başladı
19 Ocak’ta öğrencilerden çalışanlara tüm meslek gruplarından insanlar sokaktaydı. Gösteriler ve yürüyüşlerin yanı sıra gündelik hayati durduran eylemler de gerçekleşti. Daha yeni petrol rafinerilerindeki krizi atlatan Fransa’da enerji sendikaları grev çağrısında bulundu. Şehir içi ve ülke içi ulaşım en düşük seviyede gerçekleşti. Trenler ve uçaklar iptal oldu. Rafinerilerde ve dağıtım depolarında blokaj oldu. Elektrik idaresi çalışanları barajlardaki elektrik üretimini azalttı.
31 Ocak günü ikinci genel grev yapıldı. Greve toplu taşımalar, okullar, havalimanları, belediyeler, enerji sektörü, kayak merkezleri ve postane çalışanları katıldı. Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, belediye binasının sembolik olarak kapalı olacağını açıklamıştı. Fransa genelinde başka belediyeler de bu harekete katıldı. 7 ve 11 Şubat tarihlerinde de yeniden grev yapılacak.
Ne muhalefet, ne de halk “Nasılsa istediklerini yapabilirler, nasılsa bu reform geçer” diyerek öğrenilmiş çaresizliğe kapılmıyor. Darısı Türkiye’nin ve tüm dünyanın başına.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Fransa'da grev dalgası, ABD'de artan polis şiddeti
01 Şub 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


