Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

“Biz insanları kullanırız. Yaptığımız şey bu. Davaları böyle inşa ederiz. İnsanlığı savunmak için merhametsiziz. Kötüyle savaşmak için kötü oluruz.”
Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Sekiz bölümlük ilk sezon, FBI ajanı Alice’in bir soruşturmada Catherine’in peşine düşmesiyle başlıyor. Takip ilerledikçe hikaye, yıllarca örtbas edilmiş istismarlara, güçlü erkekleri koruyan ağlara ve adaletin kimler için işlediği sorusuna uzanıyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Tuba Büdüş
1985 doğumlu Tuba Büdüş, lisans eğitimini 2005 yılında tamamlamıştır. 2015 yılından bu yana sinema üzerine yazılar kaleme almakta; eleştiri, inceleme ve kuramsal metinleriyle çeşitli çevrimiçi sinema platformlarında ve basılı yayın organlarında yer almaktadır. Yazıları Arka Pencere Mecmua, Sinema Se7en Mecmua gibi dergilerde, ayrıca çeşitli kitap ve akademik dergilerde yayımlanmıştır. Şu sıralar Fil’m Hafızası platformunda düzenli olarak yazmakta ve platformun Yazı İşleri Ekibi'nin liderliğini sürdürmektedir. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamlamış; bu süreçte özellikle uyarlama, feminizm ve veganizm temalarına odaklanmıştır. 2025 yılında Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ve FIBRESCI üyesi olmuştur. Yazınsal üretimlerinin yanı sıra çeşitli film gösterimleri, söyleşiler ve panellerde moderatörlük yapmakta; podcast ve video serileri hazırlamakta, sinema okuryazarlığını artırmaya yönelik atölye ve workshop çalışmalarını da yürütmektedir.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.




