

Yapı Kredi Yayınları’nın sesli kitapları Audioteka’da İçerik tüketme mecralarımız her geçen gün internete taşınıyor, alışkanlıklarımız değişiyor ve dolayısıyla yayıncılık da dönüşüyor. Basılı yayınları dinleyerek tüketmeye olanak tanıyan sesli kitaplar da dönüşen yayıncılığın hızla büyüyen pazarlarından biri olarak öne çıkıyor. Sesli içerik üretiminin ve tüketiminin yaygınlaşması, yayınevleri için yeni okurlara ulaşmak açısından birçok avantaj içeriyor. Okurlar da böylece iyi yayınlarıyla öne çıkan ve sevilen büyük yayınevlerinin kitaplarına sesli olarak ulaşma imkânı yakalıyor. Sesli kitapların herkes için avantajlı olduğunu bilen ve 2018 yılından bu yana Türkiye'de hizmet veren sesli kitap ve içerik platformu Audioteka da iş birliği yaptığı saygın yayınevleri arasına Yapı Kredi Yayınları'nı da ekliyor. Audioteka x YKY: Audioteka; 1945 yılında Doğan Kardeş dergisiyle başlayan serüveninde bugün Türkiye'deki yayıncılığın en büyük ve etkili kuruluşlarından biri hâline gelen Yapı Kredi Yayınları'yla (YKY) iş birliğine gidiyor ve YKY'nin en sevilen kitaplarının sesli içeriklerini abonelerine sunmaya başlıyor. Audioteka kullanıcıları şu an için, oyuncu ve müzisyen Fırat Tanış’ın sesinden İran doğumlu yazar Sadık Hidayet'in 1936 yılında yayımladığı baş yapıtı Kör Baykuş’a ve seslendirme sanatçısı Umut Tabak'ın sesinden "irade" ve "istenç" kavramlarına odaklanan filozof Arthur Schopenhauer'ın Aşkın Metafiziği kitabına sesli olarak erişebiliyor. Öte yandan Bilgin Adalı'nın yüzyıllar öncesinden bugüne taşınabilmiş Dede Korkut Hikâyeleri'ne getirdiği çağdaş yorumu Hakan Akın'ın sesinden dinleyebilen okurlar, İngiliz edebiyatının önemli eserlerini Türkçeye kazandıran Mina Urgan'ın çok sevilen kitapları Bir Dinozorun Anıları ve Bir Dinozorun Gezileri kitaplarına da Başak Özel’in sesiyle yine Audioteka’dan ulaşabiliyor. Audioteka: 2008 yılında Polonya'da kurulan Audioteka, en saygın yayınevlerinin kitaplarının seslendirilmiş hâllerine ve podcast gibi çok sayıda sesli içeriğe zaman ve mekândan bağımsız olarak erişmeye olanak tanıyan bir mobil sesli kitap platformu olarak öne çıkıyor. 9 ayrı dilde, 23 ülkenin sesli kitap ve içerik pazarında faaliyet gösteren Audioteka'nın Türkiye platformunda da 1200'den fazla kitaba ve çok sayıda sesli içeriğe erişilebiliyor. Sesli kitapları tek tek satın almaya olanak tanıyan Audioteka, aynı zamanda tüm özellikleriyle ilk 14 gün ücretsiz olmak üzere aylık 19,90 liralık abonelik ücretiyle webde, Android ya da iOS'ta kullanılabiliyor. Audioteka aboneliği, çalışanlarına yeni yıl hediyesi vermek isteyen kurumsal şirketler tarafından da sıklıkla tercih ediliyor. Audioteka’nın YKY yayınlarıyla genişleyen zengin içerik kütüphanesi keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Sanatın geleceği konusunda hepimizin kaygılandığı günler yaşıyoruz. Ancak meseleye yarın ya da önümüzdeki aylarda ne olacaktan ziyade daha uzak bir perspektiften bakmak gerekiyor. Muhtemelen hepimize ağır gelen bir yılı devirmek üzereyken ve önümüzdeki yıl için güzel şeyler umut ederken biz de kafayı taktığımız bu “gelecek” konusuna eğilelim dedik. Hazırsanız önümüzdeki birkaç sayı gelecek üzerine düşünüp, yorumlar alıp, sorular sormaya başlıyoruz.

Gelecek deyince aklımıza gelen ilk kavramlardan biri olan teknoloji, son yıllarda sanat dünyasını ciddi bir biçimde etkiledi ve etkilemeye de devam edecek gibi görünüyor. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle dönüşen ve evrilen sanat, bunu üretim aşamasından eser satışına kadar her alanda gösteriyor. İlk bakışta disiplinlerin çeşitliliğiyle kendini gösteren teknolojik gelişmeler alıştığımız yağlı boya, fotoğraf, heykel gibi alanlara video, yeni medya, performans, 3D, sanal gerçeklik, yapay zekâ gibi yeni tanıdığımız üretim yöntemleri ekledi. Artık bir eseri satın almak için bilgisayarınızın başında tek bir tuşa basmanız yeterli. Dijital yöntemler kuşkusuz ki ulaşılabilirliği ve sürdürülebilirliği vesilesiyle önümüzdeki süreçte çok daha farklı versiyonlarda ve daha ağırlıklı olarak karşımıza çıkacak. Şu günlerde evlerimizden gezebildiğimiz sergi ve fuarları belki de ilerleyen zamanlarda çok daha gerçekçi formatlarda deneyimleyebileceğiz, kim bilir.
Gelecek, ağırlığını sadece üretim pratiklerinde değil, konu seçimlerinde de gösteriyor. İklim krizi, savaş, ekonomik kaygılar, salgın hastalıklar, politika, ırkçılık, sosyokültürel dönüşümler gibi yarın ne yönde ilerleyeceği konusunda endişelendiğimiz veya merak duyduğumuz pek çok konu, sanatçıların üretimlerinde başköşeye yerleşiyor.
2070'ten sevgilerle: Birçok sanatçı, inisiyatif ve kurum gelecek konusuna çoktan kafa yormaya başladı. “NEW DAWN Imagines A Speculative Future Of Nature” adlı proje, 57 yaratıcıyı gelecek teması üzerine kurgular etrafında bir araya getiriyor. Spekülatif bir organik geleceğin görsel ve yaratıcı potansiyelini araştırırken bize ironik bir şekilde 2070’ten sesleniyor. Berlin merkezli fotoğrafçı ve kreatif direktör Tobias Faisst tarafından küratörlüğü gerçekleştirilen “NEW DAWN Imagines A Speculative Future Of Nature”, iş birliğine dayalı bir multimedya projesi.

Eldivenler: Dijital projede sanat, grafik tasarım, CGI animasyonu, dans ve ses tasarımı, görsel deneyimler sağlamak amacıyla tek bir nesnenin etrafında toplanıyor: Eldiven. Projedeki üretimlerin eldiven etrafında birleşmesinin sebebi olarak ise eldivenlerin ikinci bir deri işlevi görerek arzu bedenini genişletme, parçalama ve tasarlama yolları için hayal gücümüzü harekete geçirmesi gösteriliyor. Senaryosuna göre 2070’ten seslenen proje, o dönemde insanlığın estetik, bilim ve teknolojide yeni zirvelere ulaştığını söylüyor ve nelerle karşılaşacağımızı öngöremediğimiz yıllarla ilgili şu sözleri kullanıyor: “Yapay zekâ, insanlığa benzersiz ekosistemler tasarlama, sanat ve teknolojinin artık geleneksel kanunları takip etmediği organik ve sentetik bir gelecek yaratma yeteneği verdi. Yeni araçlar, yeni yaratımları mümkün kılar: Yeni gelişmeler, insanlığın elindedir.”
Dijital sergiye, Berlin merkezli yaratıcı stüdyo acte ™ tarafından üretilen ve yönetilen, koreografisi Franka Marlene Foth, sesi Ozelot Studio ve yaratıcı yönetmenliğini Tobias Faisst'in yaptığı bir video eşlik ediyor. Performatif videoda çağdaş dansçılar, koyu renkli bir fonda akıcı bir şekilde hareket ediyor; sanki eldivenli ellerinin bir animasyon etkisi varmış gibi.
Sandığımız kadar uzak olmayan geleceğe kafa yoran daha pek çok proje görmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki sayıda da bugünün ve geleceğin ehemmiyetli meselesi iklim krizi üzerine kafa yoracağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
demek isterdik ama değil. Olsun, en azından Dream Gigs Illustrated konser afişleriyle hayallerimizi süslüyoruz. Duvarları da süslediğimiz nice günlere...
11 Ara 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gamze Güller, uzun bir aradan sonra yeniden basılan ödüllü ilk öykü kitabı "İçimdeki Kalabalık"ta yalnızlık, korku ve tıkanmışlıklara vurgu yapıyor. Her kadın kendi içinde birçok kadını barındırıyor. Her birinin farklı yüzleri var; iç içe geçmiş matruşkalar gibi. Acı, sevinç, korku, yalnızlık ve tıkanmışlıkları hep bir bedenin içinde. Yani hepsinin içinde bir kalabalık var.

Garth Jennings’ın yönettiği "Pulp: Son Bir Şarkı Daha" (Pulp: What Do You Do for an Encore?), 24 Eylül’de MUBI’de. Belgesel, grubun “More” turnesindeki en büyük arena konserini, geçmişte daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleriyle buluşturuyor. Belgeselin anlatıcısı ise vokal Jarvis Cocker. Yönetmen Garth Jennings ile Zoom’da biraraya geldik.

Ridley Scott, "The Dog Stars"ta salgın sonrası bir dünyada yas, yalnızlık ve umuda dair güçlü fikirlerin peşine düşüyor; fakat bu fikirleri taşıyabilecek inandırıcı bir dünya yaratmakta zorlanıyor.

Size kimsenin “Geçmişi bırak” demeye hakkı yok, zaten bırakılsa bırakırdınız. Ancak belki mesele geçmişi bırakmak değil, bugünün geçmişin kurallarıyla yaşanmadığını yavaş yavaş öğrenmek. Siz artık o geçmişteki, o evdeki çocuk değilsiniz. Ve yaşanmamış hayatın çok güzel bir yanı var: Yaşanmış olandan çok daha fazla olasılık barındırıyor. Kapanmaz yaralarla yaşayanlar için üç kitap...

Yıllarca Road Runner’ın peşinde koşarken başına gelmedik felaket kalmayan Wile E. Coyote, bu kez kendisini sürekli yarı yolda bırakan ürünlerin üreticisi Acme’nin peşine düşüyor. Coyote vs. Acme, çocukluk çizgi filmlerinin kovalamaca neşesini korurken, Coyote’nin azmini kazanca dönüştüren şirketin sorumluluğunu görünür kılıyor ve ona sonunda uğradığı zararların hesabını sorma hakkı tanıyor.



