Çift yönlü göç: Venezuela – Kolombiya


Artiox’la sanat yatırımını keşfet İnsanın kendini ifade etme biçimi olarak hayat bulan sanat eserleri, özellikle son dönemde alım-satımı dijital dünyaya da taşınan büyük bir pazar olarak karşımıza çıkarken geleneksel yatırım araçlarına göre oldukça kârlı ve güvenli görünen bu marketin yıllık hacmi $60 milyar dolar seviyelerinde. Online tarafta ise 2024 yılında $9,1 milyar büyüklüğe ulaşacağı tahmin edilen pazar büyüklüğü pandeminin de etkisiyle 2020 yılında büyük bir büyüme göstererek $12 milyar seviyesine ulaştı. Tam da bu noktada, listelediği eksper onaylı ve sigortalı sanat eserlerini yatırımcılarla buluşturan yeni nesil sanat platformu Artiox ile Spektrum okuyucularının tanışması önem kazanıyor. Artiox nedir? Değerli sanat eserlerini blockchain üzerinde tokenize ederek kullanıcıların bu sanat eserlerine diledikleri miktarda yatırım yapabilmelerini ve bu yatırımlarını kolayca yönetimini sağlayan Artiox , yeni nesil bir sanat yatırım platformu olarak karşımıza çıkıyor. Artiox, daha önceden sadece küçük bir grup tarafından değerlendirilebilen en güvenli yatırım araçlarından biri olan sanat yatırımlarını herkes için kullanılabilir hâle getirirken sunmuş olduğu kıymetli sanat eserlerine parçalı yatırım yapabilme özelliğiyle "sanat yatırımlarını demokratize ediyor" . Artiox nasıl çalışır? Uzmanların değerlendirmesi sonucunda değerli eser seçilir. Sigortası yapılan eser blokzincir üzerinde oluşturulan akıllı kontrat ile tokenize edilir ve kullanıcılara ilan edilir. Ön satış ve genel satış süreçlerinin ardından eser markette listelenerek 7/24 alım-satıma hazır hale gelir. Değerli sanat eserlerine parçalı yatırım yapmanın en kolay yolu olan Artiox’ta yatırım yapmaya başlamak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
UNHCR’a göre 5 milyondan fazla Venezuelalı çoğunluğu Latin Amerika ve Karayipler'deki ülkelerde olmak üzere yurtdışında yaşıyor. Dünyadaki en büyük yerinden edilme krizlerinden birini yaşayan Venezuelalılara, Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Ekvador, Meksika, Panama, Peru ve Güney Karayipler'deki ülkeler kapılarını başta dostane bir şekilde açmıştı. Artık pek çok ülke sosyal ve ekonomik bağlamda doyma noktasına geldi. Bu ülkelerin bazılarında huzursuzluklar başladı.
- Kolombiya hem aldığı göçmen sayısı hem de artan huzursuzluk seviyesi ile bu listenin başında geliyor. Yaklaşık 1,8 milyon ile en fazla Venezuelalıyı topraklarına alan ülkedeki var olan toplumsal problemler, yaşanan göç ile birlikte daha fazla görünür oldu. Grevlerle başlayan protestolar, vergi reformunun yasalaştırılmaya çalışılmasıyla ölümlerin yaşandığı büyük bir toplumsal hareketliliğe dönüştü. Peki tarihte karşımıza bu iki ülkeyle ilgili neler çıkıyor:
- İlk Rota: Venezuela ve Kolombiya 1819 ile 1830’a kadar bugünkü Panama ve Ekvador’u da içine alan bir coğrafyada, Simon Bolivar’ın kurduğu “Gran Colombia”- “Büyük Kolombiya” isimli ülkenin içinde tek bir ulus halinde bulunuyordu. Bu dönemde gelişen "ortak paylaşım", iki ülke bölündükten sonra aralarındaki 2 bin kilometreden daha fazla olan sınıra rağmen devam etti. Chavez’in 1998’de seçilerek, Venezuela’yı, kendi isimlendirdiği, ‘21.yüzyıl sosyalizmine’ hazırladığı yıllarda; Kolombiya, Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN), Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri (FARC) gibi silahlı örgütlerle ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele etmeye çalışıyordu.
- Kolombiya 1970’lerin sonundan 2016’ya, FARC ile barış anlaşmasının yapıldığı zamana kadar iç çatışmalarla sürekli mücadele etmek zorunda kaldı. Aynı yıllarda Venezuela, 1979’daki petrol krizi ile birlikte yakaladığı ekonomik yükselişi 2013’e kadar nispeten sürdürebilmiş bir ülkeydi. Bu yıllarda, silahlı örgütlerin, işsizliğin, kötü yaşam koşullarının yerinden ettiği 8 milyon Kolombiyalıdan en az 1 buçuk milyonu, kendilerine göre nispeten daha iyi ekonomik koşullara sahip olan sınır komşuları Venezuela’ya göç etti. 2015’e gelindiğinde bu rotanın yönü değişti.
- İkinci Rota: 2011 yılı itibariyle, dünyanın en zengin petrol yataklarını barındıran ülkesi olarak ilan edilen Venezuela, 1990’lara kadar demokratik seçimlerle iş başına gelen hükümetler tarafından yönetildi. Öyle ki, bu demokratik yönetim tarzı nedeniyle ABD tarafından Latin Amerika’nın model ülkesi olarak sunuluyordu. OPEC’e göre, dünya petrol rezervinin %24,8’ini elinde bulunduran Venezuela, Chavez’in 21.yüzyıl sosyalizm modeli gereği kendi petrollerini çıkarmaya ve işletmeye karar vererek, Petróleos de Venezuela, S.A. (PDVSA) ismiyle devlete ait doğalgaz ve petrol şirketini kurdu. Petroldeki yabancı sermayeye kapanış ve 1998’den 2013’teki ölümüne kadar başta kalan Chavez ile başlayan, yerine gelen Maduro ile devam eden otoriter yönetim biçimi, ABD’nin ülkeye ağır ekonomik yaptırımları başlatmasına neden oldu. Bu yaptırımlar sonucu petrol satışları ve bu satışlara paralel olarak refah seviyesi düşen ülke halkı, açlıkla mücadele noktasına geldi. 2020 yılı yoksulluk endeksinde birinci sırada yer alan Venezuela’dan, aynı yıl mart ayında pandemi nedeniyle sınırlar kapanmadan önce her gün 5 bin insan başta Kolombiya olmak üzere sınır ülkelerine kaçmaya çalışıyordu.
- Bugün, her ne kadar Kolombiya’nın kendi iç sorunları sebebiyle ülkede Venezuelalı göçmenlerle ilgili huzursuzluk büyüse de göçün rotası değişmeden önce Venezuela’da iyi karşılandıklarını söyleyen Kolombiyalı aileler, ülkelerine sığınan Venezuelaları evlerinde misafir edebiliyor. Aslında 1970’lerin sonundan beri bölgede göçün kendisi değil rotası değişiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Biden'ın diplomasi turuna, ortaya çıkan Trump ve Apple verileri skandalına, yönü 2010'larda tersine dönen Kolombiya ile Venezuela arasındaki göç rotasına odaklanıyoruz.
17 Haz 2021

YAZARLAR

Esra Deniz
Esra Deniz Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü lisans, Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi yüksek lisans mezunudur. Göç yazınında özellikle küresel göç yönetişimi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile göç ilişkisi üzerine çalışmaktadır.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




