Hukuk adına karanlık bir dönem: Gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde neler yaşandı?

19 Mart’tan bu yana gözaltına alınan ve tutuklananların yaşadıkları Türkiye’nin gündeminde. Avukatlar, gözaltı ve cezaevindeki koşullarla ilgili kaygıları dile getirirken hak ihlallerini raporlamaya da devam ediyorlar. Avukat Şenal Sarıhan ve süreci İstanbul Barosu adına takip eden avukatlardan Fatma Hoşgör Tekeşin ile işkence ve kötü muamele iddialarını konuştuk.
Hukuk adına karanlık bir dönem: Gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde neler yaşandı?

1 Nisan - Akbank - Gündem
Akbank LAB ile birlikte

“Web3 Ekonomisi” eğitimleri başlıyor ReFi Türkiye ve CEF işbirliğiyle düzenlenen “Web3 Ekonomisi” eğitiminin 3. dönem başvuruları başladı. Blokzincir teknolojisi ve finansal kullanım alanlarına ilgi duyan genç profesyoneller için tasarlanan bu ücretsiz sertifika programına katılma şansını kaçırmayın. Akbank LAB ve imece işbirliğiyle hayata geçirilen ReFi Türkiye’nin, Sabancı Üniversitesi CEF - Center of Excellence in Finance ile birlikte düzenlediği program, Turan Sert’in eğitmenliğinde gerçekleşiyor. Web3 ekonomisinin temelleri, yapay zeka dahil olmak üzere potansiyel kullanım alanlarını kapsayan eğitim, 17 Nisan - 24 Mayıs tarihleri arasında online ve Türkçe olarak sunuluyor. Yalnızca 50 kişiyle sınırlı olan programa, 25-35 yaş aralığında, İngilizce bilen profesyoneller başvurabiliyor. Eğitim sonunda katılımcılara CEF sertifikası veriliyor. “Web3 Ekonomisi” eğitimine dair ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, hemen başvurabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

19 Mart’tan bu yana gözaltına alınan ve tutuklananların yaşadıkları Türkiye’nin gündeminde. Avukatlar, gözaltı ve cezaevindeki koşullarla ilgili kaygıları dile getirirken hak ihlallerini raporlamaya da devam ediyorlar. Avukat Şenal Sarıhan “Yasalarımızda şiddet emreden herhangi bir düzenleme yoktur” vurgusunu yaparken süreci İstanbul Barosu adına takip eden avukatlardan Fatma Hoşgör Tekeşin de “Bu iddiaların araştırılmasını ve sorumluların bulunmasını talep edeceğiz. İşkence zamanaşımı olmayan bir suçtur” diyor. 

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın X hesabından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:  

“Silivri Cezaevi’nde kantin kapalı! Açıklamaya göre Çarşamba günü açılacakmış. Metris cezaevinde ise bir düzensizlik var. Peki mahpuslar temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak?

Suları bitmiş, hijyen ürünleri yok, temel insani ihtiyaçları karşılanamıyor! Ceza İnfaz Kurumları insan haklarına aykırı yönetilemez. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun açık: Mahpusların 'yaşama, sağlık, beslenme, temizlik' gibi en temel hakları güvence altındadır. Cezaevinde kantinin kapalı olması, bu hakların açık ihlalidir!

Bu bir ihmalkarlık değil, anayasal hakların sistematik olarak gasp edilmesidir! Silivri ve Metris Cezaevi yönetimini, Adalet Bakanlığı’nı ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nü göreve çağırıyoruz. Cezaevi, mahpusların özgürlüklerini sınırlandırabilir ama insanlık onurlarını asla!”

Cezaevlerinde kantinlerin kapalı olmasına ilişkin açıklama yapan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ise iddiaları yalanladı ve bunun sadece bir günlük bir uygulama olduğunu savundu:

"Her ayın son günü, yasal mevzuat gereği, ceza infaz kurumlarında kantin ve depolarda sayım İşlemleri yapılmaktadır. Bu hükümlü ve tutuklulara 31 Mart 2025 Pazartesi günü kantinde satış işlemi gerçekleştirilemeyeceği önceden bildirilmiş, ihtiyaçlarını karşılamaları için gerekli kolaylıklar gösterilmiştir."

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ile başlayan ve tutuklanmasıyla süren eylemlerde iki hafta boyunca gözaltı ve tutuklamalar yaşandı. Çağdaş Hukukçular Derneği’nin 29 Mart’ta açıkladığı verilere göre, 7 günde sadece İstanbul'da 794 kişi gözaltına alındı, 279 kişi tutuklandı, 91 kişi ev hapsi aldı.

19 Mart’tan bu yana süren protestolar nedeniyle bayramı cezaevinde karşılayan öğrenci sayısı ise Türkiye genelinde toplam 301 oldu.

Tutuklamaların ardından başlayan 9 günlük bayram tatili de hak ihlali meselesinin gündeme gelmesine neden oldu. “Cezaevi kantinlerinin kapalı olmasına” dikkat çekenlerden biri de Avukat Tuba Torun’du

“Metris’te vezne kapalı. Maddi destek ağımız var ama çocuklara para gönderemiyoruz. Tatil sonrası açılacak diyorlar. Çocuklar günde 1 öğün kahvaltıyla—1 yumurta 1 ekmek—duruyorlar (O da gece veriliyor). 

  • Hem Silivri’de hem Metris’te kantinlerin kapalı olması sorunu var. Sağolsun CHP’li vekillerimiz uğraşıyor ama sorun devam ediyor özellikle Silivri’de. Vekiller cezaevini ziyarete geldiğinde açıyorlar veya ara ara kısa süreli açıyorlar fakat açtıklarından kimsenin haberi olmuyor. Kimi zaman da kantin açılıyor ama personel olmuyor. Dolayısıyla çocukların suyu bile azalmış durumda şu anda. Cezaevi tarafından verilen yemekle yetiniyorlar. İç çamaşırı vs. alamıyorlar. Günlerdir aynı kıyafetlerle duruyorlar. Hijyen sorunu had safhada. 
  • 5 arkadaşımız cinayet hükümlüleri ile aynı koğuşta kalıyor. Koğuşta 57 kişiler. Mahkumlar baskı uyguluyor. ‘Gece başımıza bir şey gelir diye tuvalete gidemiyoruz’ diyorlar. Arkadaşlarının olduğu koğuşta yerde yatmaya bile razılar. 
  • Sınavları var, en çok ona endişe ediyorlar. Bir yandan meslektaşlarım çocuklara sınav notu toplamaya çalışıyor. Kitap bile almıyorlar içeri, kitapları yok. 

Bu çocukları haksız yere bayram vakti oraya hapsettiniz, bari insanca yaşam koşulları sunun. Bütün bunlar “kötü muamele” kapsamına girer. Sizler şeker yiyip bayramlaşırken—kabul etmeseniz de—bu pırıl pırıl gençler aç susuz, korku ve endişe içinde, dört duvar arasında nefes almaya çalışıyor. Hukuk kuralları dururken vebal, günah, vicdan gibi kavramlardan bahsetmeyi hep zul saydım. Ama artık bu kavramlarla konuşuyoruz. Ayıptır, günahtır! Vebali büyüktür!”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de gençlerin durumuyla ilgili endişelerini dile getirdi ve süreci takip edeceklerini açıkladı: 

“Ters kelepçeyi kim taktıysa, 40 kişiye üç şişe suyu kim verdiyse, doktora ters kelepçeyle götürülmesini kim emrettiyse, bunların izini sürerim. Gencecik çocuğumuzu aç, susuz bırakanı, darp edeni hepsini bulurum. Devlette hiçbir şey kaybolmaz, işkence suçunun da zamanaşımı olmaz. Bunların hesabını kim soracak? Ben soracağım. Size kötü muamele yapanlar CHP’yi görünce duracaklar. Bu iktidarı değiştirme iradesini biz bu ülkede görüyoruz. Yemin ederim, bu gençlere ters kelepçeyi, kötü muameleyi, aç-susuz bırakmayı, hakaretleri ben unutmam. Namusum üzerine söylüyorum: Bu gençlere kötü davrananların her birini teker teker bulacağım, devlet görevlisiyse de bulacağım polisse de bulacağım. Biz dava adamıyız, inanç adamıyız. 10 yaşından beri yatılı okulda okudum, bir kişiyi arkamda bırakmadım, bir kişiyi satmadım. Ölümü göze alırım, bu mağdur çocukların ahını yerde bırakmam.”

Özel, ayrıca gençlerin cezaevi şartlarını da eleştirdi; iki genç ve diğer 47 kişinin ağır hükümlerle yargılanan mahkumlarla birarada tutulduğunu söyledi.

Öte yandan: Bayramın birinci günü Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla sürekli hastalık, sakatlık veya kocama hâlleri nedeniyle 2'si Hizbullah üyesi Hamit Çöklü ve Şehmus Alpsoy olmak üzere 10 hükümlünün serbest bırakılması tartışma yaratırken anjiyo olan Mahir Polat’ın bir günü hastanede geçirdikten sonra Silivri Cezaevi’ne geri gönderilmesi de tepki çekti.

Böyle bir dönem yaşamadık

Avukat Fatma Hoşgör Tekeşin, gözaltı ve tutuklama süreçlerini İstanbul Barosu adına gözlemci olarak izledi. Aposto adına konuştuğumuz Tekeşin, avukatlık hayatı boyunca pek çok toplumsal olayı takip ettiğini söyleyerek ekliyor: “20 yıllık süreci biliyorum. Biz böyle bir dönem yaşamadık. Avukatlara görev yaptırmamak üzerine net bir talimat var.”

Tekeşin, bir hafta boyunca yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:

“Kasıtlı olarak zorluk yaşatılıyor. Polis memurları da çok zor koşullar içinde. Polisler için 24 saat aynı görevde tutmak gibi bir politika var. Avukatlara ilişkin koşullar da zorlaştırılıyor. Gözaltılarla ilgili bilgi almaya çalışan avukatlar hiç sebepsiz yere Vatan Emniyet’in bahçesinden dışarı çıkartıldı. Dışarıda ve ayakta bekletildi. Keyfî olarak yapamazsınız bunu. İçeride de avukatlara gösterilen yerler konforlu değil. Sandalyeye oturmalarına bile izin verilmedi. Nezaret, otopark, çöp kutusu yanında bekletildikten sonra bina dışına çıkartıldılar. Bu keyfî uygulamalar bizi yıldırmak için yapıldı. İnat edip yılmasanız bile sağlıklı müdafilik görevini yapamaz hâle geliyorsunuz.”

Gözaltına alınanların en önemli şikayetlerinden biri, ters kelepçeyle bekletilmek. Tekeşin de bu muameleye dikkat çekiyor:

“Keyfî olarak yaşatılan şiddet görüntülendi: Ters kelepçeyle gözaltına alındılar, ters kelepçeyle adliyeye getirildiler. İstisnasız. Adli kontrolle serbest bırakılmış iki kadına çıplak arama yapılmak istendi. Serbest bırakırken çıplak aramaya zorlandılar. Yapmaya zorlayan memurun adını söylüyoruz, bir sonuç alamıyoruz. Bütün süreç yıpratma ve yıldırma için kullanıldı. Görevini doğru yapmak zorunluluğu polis için de var, avukat için de var. Zaten müvekkiller çok kötü durumda. Gözaltına alındığında katıldığını bile kabul etmeyen öğrenciler var, haklarında delil yok. Kenarda durup izleyen bir sürü insanı boşu boşuna tutukladılar. Almanya’da tıp okuyan çalışan insanlara yurt dışına çıkış yasağı konuldu.”

İşkence suçlarında zamanaşımı olmaz

CHP Başkanı Özel’in dikkat çektiği “işkencenin zamanaşımı olmaz” kaidesini Tekeşin de vurguluyor: 

“Eğer sokaktaki işkence görüntüleri ilk geldiğinde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ‘Bu iddiaları araştıracağız’ deseydi sonrasında bunlar kesilirdi. Bunu inkar ederek görmezden gelmeyi seçince iktidar, tüm hukuka aykırılıkları görmezden geleceğini söylemiş oluyor. Bu da emniyette içeri alınmayan avukattan serbest bırakılan şüphelilerin sebepsiz 5 saat tutulmasına kadar her yere yansıyor. Biz hukukçular yapılanların hepsini raporlayıp İçişleri Bakanı’na sunacağız. Bu iddiaların araştırılmasını ve sorumluların bulunmasını talep edeceğiz. İşkence zamanaşımı olmayan bir suçtur.”

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetin cezaevinde yatmayı gerektirmeyen bir suç olduğunu hatırlatan Tekeşin, tutuklamaları bu noktadan eleştiriyor:  

“Bütün tespit ettiğimiz kötü muamele ve işkenceleri, buna şahit olan avukatların ifadelerini tutanak altına alıyoruz. Sürecin kendisi ağır bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılıyor. 2911’den ceza verilse bile bu yatarı olmayan, cezaevinde infaz gerektirmeyen bir suç.

Bu çocukların devletle ilk karşılaşmalarıydı ve bağları koptu. Bu bağı kopartmak çok tehlikeli bir şey. Çok korkmuşlardı. Görüntüsü bile yokken, orada bile değilken, ‘Kameralarda orada olmadığımı görebilirsiniz’ diyen çocuklar bile tutuklandı.”

Tekeşin’in anlattığı vakalar arasında kronik hastalığı olan, MS hastası, otizmli, kalbi delik insanlar da var: 

“Bu sorumluluğu gençlerin üzerinden almamız lazım. Kendilerini gizlemek istemiyorlar, yasal çerçeve içinde kalıyorlar. Yaşananlar bana ‘Manisalı gençleri’ hatırlattı. Kendimi ‘Başlarına öyle şeyler gelirse, bir hukukçu olarak biz buna engel olamazsak’ diye düşünürken buldum.” 

Avukatların bu sürece ilişkin notları, hazırlanan tutanaklar Barolara ait İnsan Hakları Merkezleri’nde toplanıyor. Bu süreçler raporlanacak. Yaşananlar arasında, tutuklamaya itiraz eden avukatların dilekçelerinin işleme konulmaması da var. Tekeşin de Asli Ceza Mahkemesi’ne verilen dosyaların Sulh Ceza Mahkemeleri’ne gönderilmediğini ya da dilekçelerin işleme konulmadığını ekleyerek, tutuklamalara itirazların bu yüzden bayram sonrasına kaldığını belirtiyor. 

Ayrıca CHP lideri Özgür Özel de 31 Mart'ta güvenlik güçlerine yaptığı çağrıda kötü muamele iddialarının takipçisi olacaklarını duyurdu: 

"Suça teşvik edilen yazılı emir istesin. Gün, saat, isim yazın; kapalı zarfa koyun, bu soruşturma seneye değilse öbür sene var! Bugün bu darbeyi yapanların bir avuç olduğunu biliyoruz; suça ortak olmayın, suç işleyenleri ihbar etmek için de belgelerinizi bugünden saklayın! Bugünün tarihini yazın, zarfı kapatın, en güvendiğinize teslim edin! O gün geldiğinde kabul ederiz."

Öğrencilere şiddet hukuk dışıdır

Uzun yıllar insan hakları konusunda çalışmış, eski CHP Ankara Milletvekili avukat Şenal Sarıhan, olağanüstü dönemlerde bile hukukun belli bir çerçevede kaldığına işaret ediyor: 

“Elimizde hukuk gibi bir araç var. Yasamız var, anayasamız var, İnsan Hakları Sözleşmesi’yle çizilen bir çerçeve var. Hem gözaltı süreçlerinin hem tutuklama işleminin hukuka uygun yöntemlerle olması gerekir. Bütün bunların hepsi, bütün görevleri nasıl yerine getirebileceğimizi gösteriyor. Özellikle öğrencilere yönelik şiddet sahneleri hukuk dışıdır. Hukuk dışı davranan herkesin hukuk karşısında sorumluluğu vardır.”

Darbe dönemlerinde işletilen sıkıyönetim süreçlerinin bile kendi içinde tutarlı olduğunu hatırlatan Sarıhan, yasanın çizdiği sınırların nasıl işe yaracağını da anlatıyor:   

“Demokratik bir ülkede görüşlerini ifade etmek isteyen insanların demokrasiyi en geniş olanaklarla kullanılması gerekir. Olağanüstü dönemlerin olağanüstü kuralları vardır, örneğin sıkıyönetim kuralları böyledir. Sıkıyönetim dönemlerini yaşadık, gördük. Onun kendine ait yasaları vardı. Yasa her zaman hukuka uygunluk anlamına gelmez, Sıkıyönetim Yasası evrensel hukuka aykırıdır ama kendi yasal düzenlemelerine uygundur. Bu dönemlerde avukatlar, hukuk insanları neyin nasıl olacağını yasaya bakarak anlar. Bugüne bakacak olursak, yasalarımızda herhangi bir biçimde şiddet emreden herhangi bir düzenleme yoktur.

12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 1990’larda sıkıyönetim yasalarıyla mücadele ettik, antidemokratik uygulamalara karşı hâlâ mücadele ediyoruz. Hukukun demokratikleşmesi için verilen bir mücadele varken, kazanılmış haklar varken, deneyim varken, bu yaşananlar can yakıcıdır, hukuk dışıdır. İnsan haklarına dayalı bir hukukun savunulması konusunda dirençli ve ısrarlı olmak gerekir.”

Sarıhan, hukuk talebinin taşıdığı önemi vurgularken, avukatların çabasına da işaret ediyor:   

“Karanlık bir tablo var, demokrasiden vazgeçelim gibi bir şey düşünülemez. Özelikle meslektaşlarımız gerekli çabayı veriyor ancak hukuk ve demokrasi mücadelesi yalnızca avukatların değil, vatandaşların da talebi olmalı; kendileri de demokratik davranmalı, bunu istemeli. Hiçbir olumsuz dönem sürekli olmaz. Yeter ki biz haklarımız savunmaktan, demokrasiyi, evrensel hukuku savunmaktan vazgeçmeyelim. Biz hukuk içinde davranmaya devam edelim.”

Yapılan itirazlara karşılık bu bayramı cezaevinde geçirenleri bayram sonrasında nasıl bir süreç bekliyor? Bugünün cevaplanması gereken sorusu da bu...

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Kötü muamele iddiaları, Le Pen kararı

Avukatlar, gözaltı ve cezaevindeki koşullarla ilgili kaygılarını dile getirirken hak ihlallerini raporlamaya devam ediyorlar. Fransa'da Marine Le Pen, AB fonlarını kötüye kullanmaktan suçlu bulundu ve siyasetten men edildi.

01 Nis 2025

Akbank LAB ile birlikte

YAZARLAR

Ayça Örer

Editör ve yazar. 1998'den itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazdıktan sonra 2003 yılından itibaren profesyonel gazeteciliğe geçiş yapan Örer; Kanal D, Anka Haber Ajansı, bianet, Taraf, Radikal, Ot Dergi ve Tuhaf Dergi’de röportajlar, izlenim haberler ve özel haberler hazırladı.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR