

Türk Eğitim Vakfı , eğitimi yarıda kalan gençler adına soruyor: Bu Çanta Kimin? #BuÇantaKimin? Size #BuÇantaKimin? diye soran 2 metrelik sırt çantasıyla karşılaştınız mı? Nedir? 55 yıldır eğitimde fırsat eşitliği için çalışan Türk Eğitim Vakfı (TEV) , “Bu Çanta Kimin?” projesi kapsamında, üniversiteli gençlerin eğitime ulaşma çabasına dikkat çekmek üzere tasarlanan 2 metrelik sırt çantasını Mecidiyeköy Metro / Metrobüs durağında sergilemeye başladı. Proje, geçtiğimiz yıl hayata geçirilen “Yarıda Kalmasın” projesinin ardından, bu yıl da gençlerin eğitimleri, hayalleri sürsün amacıyla burs mülakatlarında duyulan gerçek hikâyelerden yola çıkılarak tasarlandı. “Bu çanta kimin?” sorusunu yönelten dev kırmızı çanta, en temel ihtiyaçlarını karşılayamayan öğrencilerin maddi, sosyal ve psikolojik anlamda yaşadıkları zorluklar nedeniyle eğitimlerini, hayallerini yarıda bırakmak zorunda kaldıklarına dikkat çekiyor. Neden önemli? TEV , bu sene gençlerin eğitimlerine devam etmek için her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu paylaşıyor. Öyle ki TEV’in burs başvurularında bu yıl önemli bir artış kaydediliyor. 2022 eylül ayı başvurularına göre, bu yıl 690 fakülteden 55 bin öğrenci burs talebinde bulundu . Burs mülakatlarında, her 5 öğrenciden 3’ü okulu bırakma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor . Eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmadan hayallerini gerçekleştirebilmeleri için siz de bu bağlantı üzerinden gençlere destek olabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), 16 Günlük Aktivizm - "Kadına Yönelik Şiddete Son Kampanyası" kapsamında bu yıl odaklandığı yakın partner şiddetine karşı farkındalık yaratmak için 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü'nde etkinlik düzenledi. İstanbul Gazhane'de düzenlenen etkinlikte Demet Evgar baş konuşmacı olarak yer alırken sivil toplum, medya, belediye, BM Kadın Birimi ortaklarından temsilciler ve ünlüler, kadına yönelik şiddet hakkında konuştu. "Kadına şiddete hayır" ve "yakın partner şiddetine hayır" diyen konuşmacılar salonda büyük alkış aldı. Konuşmaların ardından katılımcılar #SheSaidNo stensilleriyle pankart boyadı. Biz de bu yazıda 16 Günlük Aktivizm dolayısıyla yakın partner şiddetini, ne olduğunu ve verilerini inceledik.
Yakın partner şiddeti nedir?
Dünya genelinde kadınların yaşadığı en yaygın şiddet biçimlerinden biri olan yakın partner şiddeti, yakın ilişkide olan, mevcut ve eski eşler/partnerler tarafından, bir partnerin ötekini güç ve kontrol altında tuttuğu, birey üzerinde uzun süreli etkisi olan fiziksel, cinsel, psikolojik ve dijital kötüye kullanımın yanı sıra ekonomik zorlamayı da içerebilen şiddet biçimidir.
Yakın partner şiddeti herkesin başına gelebileceği gibi, her yerde ve her zaman olabilir. Tüm sosyal sınıflarda ve gelir gruplarında görülebileceği gibi eğitim düzeyi, sosyal statü gözetmeksizin herkes şiddetin faili ya da maruz bırakılanı olabilir. BM Kadın Birimi, yakın partner şiddetinin türlerinin diğer toplumsal cinsiyete dayalı şiddet biçimleriyle aynı olduğunu ifade ederek bunları, fiziksel şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet ve dijital şiddet olarak sıralamaktadır.
Ya veriler ne anlatıyor?
BM Kadın Birimi'nin paylaştığı verilere göre; dünyada 15 yaş ve üstü 640 milyondan fazla kadın, eşi veya partneri tarafından şiddete maruz bırakılıyor. Dünya çapında her 3 kadından 1’i, çoğunlukla yakın ilişkide olduğu partner tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz bırakılıyor. 2017’de dünya genelinde öldürülen yaklaşık her 5 kadından 3’ü eşleri veya aileleri tarafından öldürüldü. 13 ülkede yapılan son BM Kadın Birimi araştırmasına göre, 10 kadından 7’si yakın partneri tarafından sözlü veya fiziksel tacizin pandemi başladığından beri daha yaygın hâle geldiğini düşünüyor.
2021 yılında dünya genelinde 45 bine yakın kadın ve kız çocuğunun yakın partnerleri veya aile üyeleri tarafından öldürüldüğü tespit edildi. BM veriye ilişkin "her saat başı 5'ten fazla kadının ve kız çocuğunun her saat başı aile üyeleri tarafından öldürüldüğünü ortaya koyuyor" ifadelerine yer verdi.
Öte yandan verilere göre; erkek cinayetleri en çok özel alan dışında gerçekleşirken kadınlar için en tehlikeli yer evleri oluyor. Öldürülen erkeklerin %11'i yakın partnerleri veya aile üyeleri tarafından cinayete kurban giderken bu oran kadınlarda %56.
Küresel çapta 10 kadın cinayetinden 4'ünün sınıflandırılamadığı belirtiliyor.
Türkiye'ye ilişkin veriler ise BM tarafından şöyle paylaşılıyor:
- Her 10 kadından yaklaşık 4'ü eşi veya birlikte olduğu erkeklerin fiziksel şiddetine maruz kalmıştır.
- Eşi veya birlikte olduğu erkeklerin fiziksel veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların yaklaşık yarısı yaşadıkları şiddeti kimseye anlatmamıştır.
- Her 2 kadından 1’i duygusal şiddet yaşamaktadır.
- Her 10 hamile kadından 1’i fiziksel şiddet görmektedir.
- Evli kadınlar arasında cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı %12‘dir
- Her 3 kadından 1’i ekonomik şiddete maruz kalmaktadır. Bu veri, kentte yüzde %32, kırsalda ise % 23’tür.
- Her 10 kadından yaklaşık 3’ü en az bir kez ısrarlı takibe maruz kalmıştır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Küresel silahlanma, yurtdışı doğumlu seçmenler, okullarda ücretsiz yemek, İlk Adım Merkezi
07 Ara 2022

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




