Kanal İstanbul'a neden karşı çıkılıyor?

Ekrem İmamoğlu'nun "Ya Kanal ya İstanbul" sloganıyla karşı çıktığı Kanal İstanbul, İBB Başkanı'nın tutuklanmasının ardından yeniden gündeme geldi. Peki proje ne zaman ortaya atıldı, uzmanlar hangi gerekçelerle karşı çıkıyor, etkileri ne olabilir?
Kanal İstanbul'a neden karşı çıkılıyor?

22 Nisan - Arzum - Gündem
Arzum OKKA ile birlikte

Arzum OKKA ile kahve posasından sürdürülebilir geleceğe Arzum , doğaya olan sorumluluğunun bilinciyle sürdürülebilirlik çalışmalarını sürdürüyor. Kendi ürünlerinde çevresel ayak izini azaltarak döngüsel ekonomi prensiplerini üretim süreçlerine entegre etmeyi hedefliyor. Günde yaklaşık 2,5 milyar fincan kahve tüketilirken kahve posasının yalnızca %1’i geri dönüştürülebiliyor. Arzum, kahve posası atığını ve plastik kullanımını azaltmak amacıyla, kahve posalarından biyoplastik bileşenler üreten Wastespresso ile “Kahve Atıklarından Üretilen Sürdürülebilir Kaşık” projesini yürütüyor. Arzum OKKA Minio Türk Kahvesi Makinesi ’nin ölçü kaşıkları artık kahve posalarından üretilen çevre dostu biyoplastik malzemeyle hazırlanıyor. Sadece ürün teknolojisiyle değil, doğaya olan duyarlılığıyla da fark yaratan Arzum, 2022’den bu yana yedek parça sevkiyatlarını karton yerine çok kullanımlı plastik kasalarla yapıyor, kağıt israfını azaltıyor, yakıt tüketimini düşürüyor, bayilerden dönen ürünleri yenileyerek yeniden satışa sunuyor. Son projesi kapsamında kahve atıklarını ileri dönüştürerek 1 ton kahve posasından elde edilen hammaddeyle 160 binden fazla ölçü kaşığı üreten Arzum, sürdürülebilir ölçü kaşıkları sayesinde ise geleneksel üretilen kaşıklara kıyasla karbon salınımı kaşık başına 2,55 gram azaltıyor. Arzum OKKA Minio Türk Kahvesi Makinesi’yle buradan tanışabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, “Yokluğumu fırsat bilip ‘Kanal İstanbul’ denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar” sözleriyle Kanal İstanbul, bir kez daha İstanbulluların gündemine girdi.

  • İBB'nin ve İSKİ'nin uyarılarının dikkate alınmadığını ifade eden İmamoğlu, sosyal medya hesabından yapılan açıklamada "Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı'nın içme suyu kullanım oranını %100'den %0'a indirmişler" sözlerini de kullandı.

Öte yandan: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bu iddiaları yalanlayarak inşaatın "250 Bin Sosyal Konut Projesi" kapsamında Arnavutköy Sazlıbosna'da dar gelirli vatandaşlara yönelik bir sosyal konut projesi kapsamında başlatıldığını belirtti. DMM, proje için imar planlarının 2021 yılında kesinleştiğini ve Aralık 2024'te ihalelerin başladığını da aktararak projenin Kanal İstanbul'la ilgisinin bulunmadığını savundu.

Bir adım geriden: Kanal İstanbul, Türkiye'nin gündemine dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011'de "çılgın proje" diye tanımladığı "yeni bir İstanbul hedefi" olduğunu duyurmasıyla girmişti. Erdoğan projeyi "Panama Kanalı, Süveyş Kanalı ve Yunanistan'daki Corinth Kanalı ile kıyas dahi kabul etmeyecek yüzyılın en büyük projelerinden biri" olarak tanıttı ve "en büyük hayalim" diye tanımladığı Kanal İstanbul'un İstanbul Boğazı'ndaki trafiği azaltacağını ve Boğaz'daki kaza riskini düşüreceğini ifade etti.

Projeyle birlikte İstanbul Boğazı'nın tanker trafiğine kapatılması, İstanbul'da iki yeni yarımada ve yeni bir ada oluşturulması, Kanal İstanbul'un çevresinde 453 milyon metrekareyi kapsayan yeni bir yerleşim alanı kurulması planlanıyordu.

Aynı yıl Haliç Kongre Merkezi'nde yapılan bir toplantıda en önemli ayağı entegrasyon olan projeyle ilgili ayrıntılar açıklandı. Erdoğan, ''kanaldan dünyanın en büyük gemilerinin geçebileceğini, üzerine inşa edilecek köprülerle kara ve demiryolu ulaşımının kesintiye uğramayacağını ve üçüncü köprünün bağlantı yollarının da bu kanal üzerinden geçeceğini" söyledi. O gün proje kapsamında açıklanan 3. Köprü ve 3. Havalimanı'nın yapımı tamamlandı.

Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir su yolunun açılmasını öngören, Küçükçekmece Gölü’nden başlayarak, Küçükçekmece-Sazlıdere-Durusu koridoru boyunca uzanacak 40 kilometre uzunluğunda, 150 metre genişliğinde, 25 metre derinliğindeki Kanal İstanbul ise tepkilerin ardından rafa kaldırıldı.

ÇED raporu ve itiraz süreci

Kanal İstanbul projesi için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nca yeterli bulunduktan sonra 23 Aralık 2019'da askıya çıkarılmış ve kamuoyunun görüşlerine açılmıştı.

Raporun askıda olduğu 10 gün boyunca projenin iptalini isteyen yurttaşlar, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok şehrinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı il müdürlüklerinde uzun kuyruklar oluşturarak itiraz dilekçelerini vermişti.

Ancak 17 Ocak 2021'de Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Kanal İstanbul ÇED Raporu'nu onayladıklarını bildirdi. Kanal İstanbul'u "cinayet projesi" olarak niteleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere muhalefet partileri, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının başı çektiği geniş bir grup ise projenin yapılmasına karşı çıkmayı sürdürdü.

İstanbul 11. İdare Mahkemesi, 2024 Temmuz ayında İBB'nin Kanal İstanbul Projesi’nin imar planına ilişkin açtığı davayı sonuçlandırdı ve Kanal İstanbul Yenişehir Rezerv Yapı Alanı imar planını iptal etti.

Mahkeme rezerv alan kararının iptaliyle birlikte, Kanal İstanbul’a ilişkin diğer tüm planların da hukuki dayanaktan yoksun hâle geldiğini ifade etti. Karar, projenin tüm planlama ve uygulama süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyordu.

Peki Kanal İstanbul'a karşı çıkılmasında öne çıkan nedenler nelerdi?

Su güvenliği

Sazlıdere Barajı'nın imara açılmasıyla ilgili iddialara cevap verenlerden CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, bu kararı "İstanbul'un su güvenliğine vurulmuş bir darbe" olarak tanımlıyor:

"İstanbul nüfusunun yaklaşık üçte ikisi Avrupa yakasında, üçte biri ise Anadolu yakasında yaşıyor. Ancak su kaynaklarının dağılımı tam tersi: Üçte biri Avrupa yakasında, üçte ikisi ise Anadolu yakasında. Yani milyonlarca insanın zaten su kaynaklarına erişimi sınırlı. Bu kırılgan tabloyu güçlendirmek yerine, AKP iktidarı adeta yangına benzinle gidiyor. İSKİ’ye bile haber verilmeden İstanbul’un su ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayan Sazlıdere Barajı, içme suyu havzası olmaktan çıkarılıp imara açıldı."

Kanal İstanbul'la ilgili en ayrıntılı raporlardan birini hazırlayan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği de projeye "İstanbul'un en önemli su kaynaklarından Sazlıdere'yi yok edeceği" gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Ayrıca TEMA, Greenpeace, İnşaat Mühendisleri Odası gibi kurumlar da Karadeniz’in soğuk ve tatlı suyuyla Akdeniz’den Marmara’ya, oradan da Karadeniz’e varan sıcak ve tuzlu suyun karışacağı; yeraltı su depolarının açık kanaldan gelen deniz suyu ile dolacacağı uyarılarında bulunmuştu.

Bununla birlikte: Marmara Denizi’nin alt sularındaki oksijen tükenirken alt tabakadaki hidrojen sülfür yoğunluğunun uçması nedeniyle her lodosta İstanbul’un çürük yumurta kokacağı da ifade edilmişti.

Deprem riski

Çevre örgütlerinin ve bilim insanlarının itirazlarında öne çıkan başka bir gerekçe ise İstanbul gibi deprem riski altında yaşayan yoğun bir nüfusa ev sahipliği yapan bir şehirde, kanalın olası bir depremde yanal ve düşey hareketlere nasıl tepki vereceğinin öngörülememesiydi. Yerbilimi ve deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, beklenen deprem meydana gelirse Kanal’ın Marmara ağzının 9-10 şiddetinde etkilenebileceği tahmininde bulunmuştu.

İnşaat Mühendisleri Odası da kanal kazısından çıkan toprakla Marmara Denizi’nde yerleşime açmak üzere yapılacağı söylenen adaların Marmara Denizi'nin içinden geçen fay hattının üreteceği 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem karşısında batabileceğine dair uyarıda bulunmuştu.

İPA'nın “Kanal İstanbul’un Depremsel Etkileri” raporunda ise şöyle deniliyor: 

“Kanal İstanbul’un ana kanal yapısının özellikle güneydeki üçte birini oluşturan kesiminin çok zayıf zemin koşullarında sıvılaşma nedeniyle depremde kabul edilebilir sınırların çok üstünde yüksek hasar riskine maruz olduğu ve mutlaka yeniden incelenmesi gerektiği yadsınamaz bir gerçek olarak ortadadır. Durum, Kanal İstanbul’un güzergah seçimini etkileyecek derecede ciddidir. Kanalla bağlantılı diğer mühendislik yapılarının depremde olası çok yüksek hasar riskleri ve yüksek yapım maliyetleri ise ÇED Raporu’nda hiçbir şekilde değerlendirilmemiştir.”

Tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması

TEMA Vakfı, itiraz sürecinde proje alanının yüzde 52,16’sının tarım arazisi olduğunu belirterek "Tarım arazisi kaybı sadece kanalın geçtiği güzergahtaki tarım arazileri ile sınırlı kalmayarak kanal çevresinde oluşacak yapılaşmalar nedeniyle çok daha vahim boyutlara ulaşabilir" uyarısında bulunmuştu. Greenpeace ise Trakya'da sayıları giderek azalan verimli tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasının vahim sonuçlarını vurgulamıştı.

Politeknik'e göre de proje güzergahında kalan 35 bin nüfuslu Şahintepe ve 14 bin nüfuslu Altınşehir mahallelerinde 23 kilometrekare kamulaştırma yapılacaktı. Yerleşim ve tarım alanları da halkın elinden alınacaktı. Bu da geçimini tarımdan, hayvancılıktan sağlayan yöre halkının yaşam güvencesini kaybetmesi, nüfus ile istihdam arasındaki dengenin bozulması anlamına gelecekti.

Ormanların yok olması ve çevresel etkiler

Çevre örgütleri, projeyle yaklaşık 20 bin futbol sahası büyüklüğünde doğal ormanın yok olacağı, 394 bin ağacın kesileceğini de belirtiyorlardı. Bu da Trakya'nın son ormanlarına veda etmemize ve sadece bu bölgede bulunan bitki örtülerinin ortadan kalkmasına yol açacaktı.

Bununla birlikte: Kanal civarında yaşayacağı öngörülen 1,2 milyon ek nüfusun ortaya çıkarabileceği sorunlar arasında günde 250 bin metreküpten fazla enerji kullanılması; yaklaşık 2 bin ton katı atık üretilmesi, hafriyatlar nedeniyle her gün 10 bin kamyonun trafiğe katılması, karbondioksit emisyonunun artması ve kanaldaki gemi bacalarından çıkan zehirli gazlar nedeniyle kentte hava kirliliğinin artması da sayılıyordu.

Montrö Sözleşmesi tartışması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul'un yoğun bir şekilde tartışıldığı dönemde Türkiye'nin Montrö dışında bir alternatife kavuşacağını da savunmuştu.

Kanal'ın bölgesel istikrarı tehdit edebileceği uyarısında bulunan bazı uzmanlara göre ise Türkiye'nin bazı gemilere Kanal İstanbul'dan geçişi dayatması, taraf devletlerden herhangi birinin sözleşmeyi sona erdirmesine neden olabilir; böyle bir durumda yabancı savaş gemileri ile denizaltıların Boğazlardan geçiş hakkı doğabilir ve Türkiye savaş zamanlarında dahi Boğazları kapatma yetkisini kaybedebilirdi.

Nisan 2021'de 104 emekli amiral, Montrö Sözleşmesi’ne ilişkin bir bildiri yayımlayarak “Montrö Sözleşmesi'nin tartışma konusu yapılmasına/masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz” demişti.

Onlardan önce ise Ocak 2020'de 126 emekli büyükelçi, 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi'nin Türkiye için Lozan'dan sonraki "en büyük kazanım" olduğunu söylemiş ve "Kanal İstanbul ve ÇED raporunda sözü edilen Çanakkale Kanalı, ABD'nin Montrö'yü tartışmaya açmak amacına hizmet edecektir" demişlerdi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 ‘Diploma’ ifadesi, ateşkesin ihlali

İmamoğlu hakkında başlatılan soruşturma kapsamında diplomaları iptal edilenler ifadeye çağırıldı. Herson valisi, Putin'in hafta sonunda ilan ettiği Paskalya ateşkesi sırasında düzenlenen saldırılarda kentte üç kişinin öldüğünü açıkladı.

22 Nis 2025

Arzum OKKA ile birlikte
Hava Harp Okulu

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta