Karadeniz gündemi: Mayın toplama gemileri

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Erdoğan hükümeti, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni gerekçe göstererek, Ukrayna’ya hibe edilen İngiliz mayın avlama gemilerinin İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’ndan geçmesine izin vermediğini açıkladı. Öte yandan, Karadeniz’de mayın avlama çalışmaları, 2023’ün sonlarına doğru Romanya, Bulgaristan ve Türkiye’nin NATO gündemine getirdikleri bir konuydu.
2023 yılı boyunca Rusya-Ukrayna savaşıyla beraber, Karadeniz’de sayısı giderek artan ve gemi kazalarına, sivil ölümlerine sebep olurken bölge ticaretini de olumsuz etkileyen mayınların artışı üzerine konuşuldu.
Mayın tarlası Karadeniz
Savaş devam ettikçe Rusya’nın Ukrayna kıyılarının kullanılmaması için Karadeniz’e yerleştirdiği mayınların sayısı giderek arttı. Bu mayınlar gündeme gemi kazaları haberleriyle düşerken Ukrayna Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Neizhpapa, 2 Temmuz’da "ilk fırsatta mayın avı operasyonu düzenlenmesi gerektiğini" belirtti. Bu gerekliliğin nedenlerinden biri de Rusya’nın Dinyeper Nehri’ne bariyer kurmak için yerleştirdiği mayınların da nehrin akıntısıyla Karadeniz’e döküldüğü endişesiydi. Dinyeper, Rusya’dan doğup, Belarus ve Ukrayna sınırlarından geçerek Karadeniz’e ulaştığı için miktarı bilinmeyen mayınların çoğunun Karadeniz’e yerleştirilen mayınlara ek olarak yine havzada biriktiği yönünde tahminler bulunuyor.
NATO’nun Karadeniz gündemi
Koramiral Neizhpapa aynı zamanda NATO üyesi diğer devletlerin katılmasını gerektirecek "çeşitli anlaşmaların" var olduğunu belirtmişti. Bu anlaşmalardan en önemlisi, 1999 yılından beri aktif olan, başta Akdeniz odaklı, yıllar içinde Adriyatik ve Karadeniz’de de operasyonlar düzenleyen NATO Daimi Mayın Karşıtı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2). 2022 yılında bir yıl süreyle Türkiye’nin komutasına geçen birim, 2021 yılında da Karadeniz’de İspanya'dan ESPS Rayo, İtalya'dan ITS Viareggio, Türkiye'den TCG Edincik, Romanya'dan ROS Lt. Lupu Dinescu ve Bulgaristan'dan BGS Shkval gemileri ile operasyon yapmıştı.
Karadeniz için yeni grup
NATO üyeleri Bulgaristan, Romanya ve Türkiye ise Karadeniz mayın avı konusunda en aktif ülkeler olarak göze çarpıyor. Bulgaristan Savunma Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre, Ağustos 2023’te Türkiye’nin girişimleriyle başlayan süreç sonucunda üç ülke mutabakata vardı. Karadeniz Mayın Karşıtı Tedbirleri Görev Grubu'nu (MCM Black Sea) kurmak üzere 11 Ocak günü mutabakat zaptı imzalanacak. Moskova’nın "Karadeniz’de her gemiyi askerî tehdit" olarak algılayacağını belirttiğini hatırlatan Bulgaristan Savunma Bakanı Tagarev, Aralık ayında Yunanistan kargo gemisinin geçirdiği kazayı hatırlatarak riskleri en aza indirmenin önemini dile getirdi. Kurucu ülkeler, diğer NATO üyesi ülkelerin desteğini de beklediklerini belirtiyor. Öte yandan, Türkiye bu gündemde ilginç bir açıklamada bulundu.
İngiliz gemilerine Montrö engeli
Bölge güvenliği konusundaki iletişime önayak olduktan sonra, Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi'ni uygulama şekli dikkat çekti. İngiliz hükümeti, Ukrayna’nın deniz operasyonlarına destek olmak için Kraliyet Donanması'na ait iki mayın toplama gemisini Ukrayna’ya hibe etme kararı aldı. Gemilerin Karadeniz’e ulaşması için Boğazlar'dan geçmesi şart. Hükümete bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, geçen Salı günü X üzerinden paylaştığı gönderide İngiltere’nin Ukrayna’ya bağışladığı iki mayın arama gemisinin "savaş devam ettiği sürece Türkiye'deki boğazlardan Karadeniz’e geçişine izin verilmeyeceğini" bildirdi. Uygulamanın gerekçesi "Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik özel askerî operasyonunu derhal ‘savaş’ olarak nitelendirdi ve Montrö Boğazlar Rejimi Sözleşmesi’nin 19. maddesi uyarınca Boğazları, savaşan tarafların (Rusya ve Ukrayna) savaş gemilerine kapattı" ifadeleriyle açıklandı.
Çelişkili karar
Gerekçe, savaşa taraf olmayan ülkelere kapatılmayan Boğazlar'dan, Ukrayna’ya hibe edilmesi sebebiyle İngiliz gemilerinin geçiş izni verilmemesi ve mayın toplama gemilerinin savaş gemisi kategorisinde olmasına rağmen atak değil savunma aracı olması dolayısıyla bir tehdit yaratmadığı üzerine kurulmuştu. Erdoğan hükümetinin bu kararında Batı ülkeleriyle Rusya arasında denge kurmaya çalışıldığı yorumu yapılabilir. İngiltere Savunma Bakanlığı Sözcüsü, Montrö engelini beklediklerini Aralık ayında da belirtmişti; Koramiral Neizhpapa ise konuşmasında mayın tehlikesinin savaş bittikten sonra da devam edeceğini, dolayısıyla mayın toplama gemilerinin savaş bittikten sonra da çok işi olduğunu dile getirmişti.
Çok benzerini Romanya satın alıyor
İngiliz Kraliyet Donanması, 1978-1988 yılları arasında 13 adet mayın karşıtı savaş gemisini kullanıma açılmıştı. İngiliz Parlamentosu’nun yayımladığı 2021 yılı Savunma Komuta Raporu'nda, bu gemilerin bir kısmının kullanımdan çıkarılacağı ve yerlerine Fransa ile birlikte geliştirilecek yeni gemilerin getirileceği duyurulmuştu. Eski gemilerden ikisi Ukrayna’ya hibe edilmeye çalışılırken, iki tanesinin de Romanya’ya satılması dikkat çekici bir gelişme olarak göze çarpıyor. Eylül ayında verilen kararla satın alınan iki gemi, Karadeniz Mayın Karşıtı Tedbirleri Görev Grubu’na Romanya Donanması ile katılacak. Litvanya, Estonya ve Yunanistan’ın da eski Kraliyet Donanması mayın karşıtı gemilerinden satın alması planlanıyor.
Karadeniz güvenliğinde değişim olur mu?
Mayın tehlikesi konusunda gözler Karadeniz’de. Öte yandan Rusya’nın denize yerleştirilen mayınları önemli bir saldırı aracı olarak kullanılmaya devam edecek gibi gözüküyor. Karadeniz ticaretini ve sivil gemileri de tehlikeye atan mayınların temizlenmesi için operasyonlar ise henüz başlamadı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Prof. Dr. Evren Balta ile iç politika-dış politika dengesini ve Türkiye'nin tutumunu konuştuk. Deniz Kaptan ise Karadeniz'de komşu ülkeler arasında gelişen mayın avlama gündemini kaleme aldı.
10 Oca 2024

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?




