

All Blue. Daha Mavi. Daha İyi. Hepimizin Mavi ’si. Mavi , dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP (Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği Programı’nın Global “A” Listesi’ne Türkiye’den giren ilk ve tek hazır giyim markası olmanın mutluluğunu ve gururunu paylaşıyor. Ne oldu? Hepimizin Mavi’si , All Blue stratejisiyle daha iyi bir dünya için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye ve bugünden başlayarak yarın için aksiyon almaya devam ediyor. Çevresel verilerini şeffaf biçimde açıklayan Mavi, 2022’de dünya genelinde raporlama yapan yaklaşık 20 bin şirket arasından yalnızca 283’ünün yer aldığı A listesine adını yazdırdı ve 2022 iklim liderlerinden biri oldu. Şirket, ayrıca sürdürülebilirlik konusunda attığı adımlarla BİST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi ’ne kabul edilen ilk ve tek hazır giyim markası. 2030 yılında tüm denim koleksiyonunu doğa dostu All Blue ürünlerinden oluşturmayı hedefleyen ve 2050 yılına kadar iklim pozitif bir şirket olmayı taahhüt eden Mavi’nin All Blue stratejisini buradan inceleyebilirsiniz. Çünkü daha Mavi, daha iyi.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bir film, bir yönetmen, bir sanat eseri, bir sanatçı, bir sokak ya da bir mekân. Beslenme Çantası’nı konuğumuza ilham veren "şey"lerle dolduruyoruz.
Barış'ın beslenme çantasından iki film, şarkılar, şiir, edebiyat, kediler, köpekler ve mücadele edenler çıkıyor.
- The Royal Tenenbaums (2001, Wes Anderson)
- Dead Man (1995, Jim Jarmusch) ve Neil Young imzalı müzikleri
- Ikue Asakazi'nin Obokuri-Eeumi parçası
- Skip James'in Hard Time Killing Floor Blues şarkısı
- Ece Ayhan'ın Bakışsız Bir Kedi Kara şiiri
- William Blake'in Kaplan şiiri
- J.D. Salinger
- Kediler, köpekler ve mücadele edenler
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Barış Diri'yle film müziği besteciliği, filmlerde müzik kullanımı ve zanaatkarlık üzerine. | Keşif: Cliff Martinez
21 Ara 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



