Kontrolden çıkan borçlar ve Dünya Bankası

Dünya Bankası raporunu hırsızlık yapmak için girdiği evin daha önce soyulup soğana çevrildiğini gören hırsızın balkona çıkıp yardım istemesine benzetmek mümkün.
Kontrolden çıkan borçlar ve Dünya Bankası

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

Yazı: Murat Koyuncu

Dünya Bankası'nın 2023 Uluslararası Borç Raporu, azgelişmiş ülkelerin ya da Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarının kullanmayı tercih ettiği teknokratik dille düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borçlarına dair uluslararası kamuoyuna yapılan bir acil yardım çağrısı niteliğinde. Rapor, aralarında uzun yıllardır en yoksul ülkeler sıralamalarında başı çeken birçok Afrika ülkesinin de olduğu bu ülkelerin dış borçlarının son on yılda, ekonomilerinin büyüme hızına oranla çok daha hızlı biriktiğini gösteriyor. Asıl önemlisi, bu borç yükünün sürdürülebilir olmaktan çıktığının altını çiziyor. 

Borç ödemelerinde sıkıntı yaşayan ülke örnekleri hızlı bir şekilde artıyor. 2020’den bu yana geçen üç senede çeşitli devletler 18 kez yaklaşan bir tahvil ödemesini yapamayacağını ilan etti. 2000-2020 arasındaki 20 yıllık dönemde ise bu sayı 15 idi. Ödeme zorluğu ile karşılaşanlar arasında Zambiya, Çad, Gana, Mali ve Etiyopya gibi Afrika ülkelerinin yanı sıra Ekvator, Sri Lanka ve Lübnan da var. Diğer yandan Tanzanya, Mozambik ve Benin ise borç yapılandırması için IMF’ye başvurmak zorunda kalan ülkelerden bazıları. Benzer bir yüksek borç yükü ile karşı karşıya olan Mısır için İsrail’in–Gazze’ye saldırısının ilk haftalarında–Gazze’den zorla çıkarılacak Filistinli mültecileri kabul etmesi karşılığında borçlarının silinmesi yönünde pazarlıklar yaptığına dair haberler çıktı.

Raporun ayrıntılarına girdiğimizde 2022’ye dair ilk gözümüze çarpan olgu, azgelişmiş ülkelerin toplam dış borcunda 2015'ten bu yana ilk kez hafif bir düşüş olduğu. Ancak bunda sevinilecek bir durum yok. Aksine bu düşüşün ardında daha derin bir sorun yatıyor. Azalma, esasen döviz kurlarındaki dalgalanmalardan ve bu ülkelere borç vermeye istekli pek kimsenin kalmamasından kaynaklanıyor, borç geri ödemelerinden değil. Özellikle özel sektörün bu ülkelere verdiği krediler keskin bir şekilde düştü. Devletlere verilecek yeni kredi taahhütleri 2022’de %23 oranında azalarak 2011 seviyesinin bile altında kalmış durumda.

Bu özel sektör kredilerindeki düşüş, UC Berkeley’den tanınmış uluslararası iktisatçı Maurice Obstfeld ve Princeton Üniversitesinden Haonan Zhou’nun “Küresel Dolar Çevrimleri” adını verdiği bir olgunun yansıması. Önce COVID-19, sonra Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile merkez ülkelerde yaşanan fiyat artışları, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere, gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının politika faizlerini yükseltmesine ve böylece uluslararası sermaye akımlarının yönünü (azgelişmiş ülke ekonomilerinden) kendilerine doğru çevirmesine sebep oldu. Bu değişim, merkez ülke para birimlerinin–özellikle Amerikan dolarının–çevre ülke para birimlerine karşı değer kazanmasına yol açtı. Obstfeld ve Zhou, ABD dolarındaki yüzde 10’luk değerlenmenin 26 azgelişmiş ülke ekonomisi üstündeki etkilerinin aşağıda göreceğiniz grafikten anlaşılacağı üzere oldukça olumsuz olacağını tahmin ediyor:

https://cepr.org/sites/default/files/styles/flexible_wysiwyg/public/2023-03/obstfeld29marchfig1.png?itok=8KUw5Aku

Yükselen dolar kuru ve kredi faizi oranları da hesaba katıldığında yükselen borçluluk oranları, özellikle en yoksul ülkeler için yoksullukla mücadele, sağlık, eğitim ve altyapı yatırımları yerine yükselen dış borç faizlerine kaynak ayırma zorunluluğu ve beraberinde gelen ekonomik daralma ile birlikte ortaya çıkacak olan derin yoksulluk oranlarında patlama anlamına gelecek.

Tüm bunlar Dünya Bankası raporunda özellikle en yoksul ülkeler için borç ödemelerinin önümüzdeki yıllarda hızla yükselmesine sebep olacak faktörler olarak sıralanıyor. Bu zorluklarla mücadele etmek için küresel çapta koordine bir acil eylem çağrısı da yapılıyor. Burada daha önce çok da başarılı olamamış borç silme (debt relief) inisiyatiflerine dair vurguların yanında uluslararası kuruluşlara düşen rolün altının çizilmesi de dikkate değer.

Türkiye’ye dair de veriler var elbette raporda. Türkiye, yukarıdaki bahsettiğimiz yüksek borçluluktan muzdarip ülke grubuyla kıyaslandığında çok kötü bir durumda değil. Örneğin, dış borç stokunun millî gelirine oranı 2022’de %51’ken Zambiya’da bu oran %102, Gana’da ise %62. Ama aşağıdaki ilk grafikte görebileceğiniz gibi tüm borcu içinde özel kesimlere olan borç oranı %78, yani görece yüksek. Bu da Türkiye ekonomisinin hem yukarıda anlattığımız ABD dolarının güçlenmesi durumunda oluşabilecek ekonomik risklere hem de mesela 2018 yazındaki kur şokunu tetikleyen Rahip Brunson olayında olduğu gibi siyasi krizlere açık olmasına sebep oluyor. 2022 yazından bu yana döviz kuru üzerinde etkili bir kontrol mekanizması işletildiği için kur üzerinden bu baskı hissedilmese de TC tahvillerindeki artan faiz oranı bunun bir göstergesi. Bunu da ikinci grafikte görebilirsiniz. Borç faizlerindeki yükselişin etkisi belki Afrika ülkelerindeki gibi korkutucu derecede olmayacak, ama yeni borçların yüksek faizle alınacak/alınıyor olması, büyümeyi yavaşlatacak ve kalkınmaya veya sağlığa, eğitime yapılacak harcamaları düşürecek. Dolayısıyla, 2018-2020 aralığı kadar çalkantılı olmasa da daha yavaş ve kalitesiz bir büyüme patikasına geçeceğimiz aşikar. 


Tekrar raporun ana meselesine dönerek toparlayalım. Kağıt üstünde Dünya Bankası’nın üzerine düşeni yaptığı ve yoksul ülkeler düştüğünde onlara bir yardım eli uzattığı söylenebilir. Ancak uluslararası finans sistemini özellikle yoksul ülkelerin ihtiyaçları doğrultusunda radikal olarak yeniden yapılandırmadan bu sorunların çözümü pek mümkün görünmüyor. Çünkü raporda da zaman zaman hatırlatıldığı üzere, dünya ekonomisi (ve özellikle azgelişmiş ülkeler) 1973’ten bu yana sık sık benzer borç çevrimlerinden geçiyor. 

Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası finansal sistemin emniyet supabı olarak tasarlanmış Bretton Woods kuruluşları ise özellikle genişleme dönemlerinde bu çevrimlerin olası sorunlarına karşı sessiz kalıyor. Aynı kuruluşlar, ibre daralmaya ve devamında krize dönmeye başladığında ise azgelişmiş ülkelerin sistemde sorun çıkarmadan kalması için gereken minimum düzenlemelerin yapılması için uğraşıyor gibi görünüyorlar. Dolayısıyla asıl görevlerinin azgelişmiş ülkelerin sorunlarına çözüm bulmak değil, finansal sistemin olabildiğince sorunsuz işlemesini sağlamak olduğu gözler önüne seriliyor. Diğer bir deyişle, Dünya Bankası raporunu hırsızlık yapmak için girdiği evin daha önce soyulup soğana çevrildiğini gören hırsızın balkona çıkıp yardım istemesine benzetmek mümkün.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

NEREDE YAYIMLANDI?

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

BÜLTEN SAYISI

Eklektik Bülten #13: Dünyanın gidişatına dair üç hikaye

Dünya Bankası'nın kısa tarihi, kontrolden çıkan borçlar ve biyografik filmler etrafında dünyanın gidişatına dair üç hikaye.

24 Ara 2023

Eklektik Bülten #13: Dünyanın gidişatına dair üç hikaye

YAZARLAR

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

İLGİLİ OKUMALAR

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet

Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.

26 Nis 2026

Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.

12 Nis 2026

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.

29 Mar 2026

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.

08 Mar 2026

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.

15 Şub 2026

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk